Merhaba! Bu dipsiz bilgi kaynağına henüz üye değilsiniz galiba. Sitemizin bütün özelliklerinden faydalanabilmek için sadece 5 saniyenizi ayırarak ücretsiz kayıt olmaya ne dersiniz? Haydi, bu dipsiz kuyuya şimdi siz de atlayın!
+ Konuyu yanıtla
Toplam 6 sonuç arasından 1 - 6 arasındakiler gösteriliyor

Konu: Deneycilik (Ampirizm)

  1. #1
    Kuyucan Frida etrafına ışık saçıyor Frida insanının avatarı
    Kayıt tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    2.951
    Teşekkür
    0
    0 mesajda 0 kez teşekkür edilmiş

    Standart Deneycilik (Ampirizm)

    DENEYCİLİK (EMPİRİZM)
    Akılcılığa karşı deneycilik olarak bilinen asıl tepki Britanya adalarında boy verdi Güvenilir bilgiye aklımızla erişebileceğimizi savunan akılcılar, duygusal deneyimlere bilginin kaynağı olarak itibar etmemişlerdi Deneyciler bunu reddettiler Dış dünyaya dair bilginin yalnız duyular aracılığıyla bize ulaşabileceğini ileri sürdüler Akla, bu bilgiyi değerlendirmek, düzenlemek, ondan çıkarımlarda bulunmak ve başka şeylerle ilişkisini kurmak gibi hayati bir görev düşüyordu : ama verilerin ilk kaynağı, duyusal deneyimlerimizden başkası olamazdı O tarihten itibaren bu ilkeye bağlılık İngilizce konuşan dünyada felsefenin büyük bölümüne egemen oldu
    JOHN LOCKE (1632 – 1704)
    Locke İngiltere’de Bristol yakınlarında Wrington’da doğdu Oxford Üniversitesi’nde tıp okudu Skolastik Felsefe’den hoşlanmakta ancak Descartes’in eserlerindeki açıklık ile sağlamlılığın yeni doğa bilimine dayanmasını beğenmektedir
    İngiliz Aydınlanması’nı dolayısıyla Avrupa’daki Aydınlanma’yı başlatan düşünürdür Çalışma ve araştırmalarının merkezini insan oluşturmaktadır Ona göre birey özgür olmalıdır Akıl hayatın kılavuzu yapılmalıdır
    İki farklı alanda, bilgi kuramında ve siyaset felsefesinde ön saflarda yer olan düşünürlerden biriydi İnsanın kavrayabileceği şeylerin sınırları üzerinde bir soruşturma başlattı Ona göre, eğer kendi zihinsel yetilerimizi çözümleyebilir ve üstesinden gelebileceğimiz şeylerin neler olduğunu ortaya çıkarabilirsek, bizim dışımızda olup bitenlerden bağımsız olarak, bilebileceklerimizin sınırlarını belirleyebilecektik Kavrayabileceğimiz şeylerin üstünde ve dışında ne kadar çok (ya da az) şey olursa olsun, bunların bizim anlama yolumuz üzerinde hiçbir etkileri olmayacaktır
    Deneycilik, dünya hakkında önceki yaşamımızda edindiğimiz belli bir bilgiyle doğduğumuz görüşünü reddeder Locke düşüncelerin doğuştan var olduğu görüşüne karşıydı Doğduğumuzda zihnimizin boş bir sayfaya benzediğine, daha sonra bunun üzerine yazılmaya başlandığında ve dış dünyayla ilgili sonraki bütün bilgilerimiz ve anlağımızın bu kaynaktan geliştiğine inanıyordu( Tabula Rasa ) Locke’un düşünceleri, özellikle Fransa’da kitlelerin eğitim yoluyla toplumsal bağımlılıktan kurtulabileceklerini ve herkesin eşit koşullarda bulunduğu fikrini doğurdu
    Locke’a göre, nesnelerin bilim tarafından ele alınabilecek yönleri, (uzunluk, genişlik, yükseklik, ağırlık, zamandaki yerleri, hızları vs) herhangi bir bireysel gözlemciden bağımsız olan ölçülebilir niteliklerdi Gözlemciden bağımsız olduklarından, bu niteliklerin bir nesneyi nesnel olarak niteledikleri kabul edilebilirdi; dolayısıyla Locke bunlara “birincil nitelikler” adını verdi Bilimin ele alamayacağı (tat, koku, renk vs gibi) nitelikler gözlemde bulanan özneyle nesne arasındaki etkileşimden kaynaklanan, dolayısıyla gözlemciden gözlemciye kolaylıkla değişebilen niteliklere “ikincil nitelikler” adını verdi
    BERKELEY (1685 – 1753) başa dön
    Berkeley, felsefesini Locke’nin sisteminin üzerine kurar Locke’nin sistemi birbirine çok aykırı çığırlara yol açmıştır Bu öğreti bir yandan materyalizme doğru, diğer yandan da bunun tam tersi olan spritualizme doğru götürülmüştür Bu gelişmedeki spritualizm temsilcisi Berkeley’dir Bilinçli varlıkların yaşantılayabilecekleri her şeyin, kendi bilinçlerinin içeriğinden ibaret olduğunu ileri sürer Tüm bu idelerimiz algısal deneyin sonucudur ve bilgimiz duyu deneyi sayesinde sahip olduğumuz idelerden oluşur Bunun dışında bir şeyin var olduğunu bilmek olanaksızdır Filozofa göre varlık bir ‘algılamaktır’ Gerçek olan yalnız algılardır, dolayısıyla ideleri algılayan ruhlar ile ayrı ayrı ruhlardaki duyumları birbirine bağlayarak objeler haline getiren, böylelikle düzenli ve yasalı bir doğa tasarımını oluşturan ‘ Evrensel Ruh’tur, Tanrıdır Fenomenler (nesneler) bize doğayı bildirmezler Her şeyi yasalara ve ereklere bağlayan ve her şeyi hareket ettirip düzenleyen Tanrısal istencin varlığını, onun doğrudan doğruya olan etkisini ancak gösterirler Bu bağlamda daha çok bir sensualist ( duyumcu ) olduğunu söylemek gerekir
    DAVID HUME (1711 – 1776)
    Matematik dışında hiçbir şeyi kesin olarak bilmiyoruz Fakat yaşamak da zorundayız ve yaşamak eylemektir Bütün eylemler, gerçeklikle ilgili varsayımlara dayanmak zorundadır
    Hume, Berkeley’in ilkesini ona karşı döndürdü İçimize baktığımızda gördüklerimiz, duyusal deneyimler, düşünceler, duygular, anılar vsdir ama bunlardan tamamen farklı bir varlık türü, deneyimlerin sahibi, yaşantılayan (deneyimleyen) bir benlik değildir Hume’a göre, deneyimde bulunan benlik, yani bilginin öznesi bir uydurmadır “Ben” bir duyumlar yığınıdır
    Nedensellik ilkesi üzerinde durması ilgi çekmiştir Bir olay başka bir olayın nedenidir ya da tersi Olan bitenlerin çoğunda şaşmaz düzensizlikler vardır; öyle ki farklı durumlar, bizim anlama yetimiz tarafından kavranabilecek biçimde birbiriyle bağlantılıdır; bu sayede çevremizde olup bitenlere anlam verebiliyoruz Nedensel bağlantı diye bir şey olmasaydı, deneyimlerimiz anlaşılabilirlikten yoksun olurdu, bu durumda (daha alt düzeydeki hayvan yaşamından farklı olarak) insan hayatı olanaksız olurdu Hume, nedensel bağlantının gözlemlenemeyeceğini, dolayısıyla kanıtlanamayacağını ileri sürdü Bütün gözlemlediğimiz, olayların bir sıra izlemesi, ardışık olmasıdır Oysa nedensel ilişki zorunlu bir bağlantıdır Var olduğundan beri gündüzü hep bir gece izlemiştir; ancak gündüz, gecenin nedeni değildir; gündüz ve gecenin her ikisinin de nedeni başkadır, yani dünyanın güneşin etrafında dönerken kendi ekseni etrafında dönmesi
    Hiçbir şeyi gerçekten bilemeyiz; beklentilerimiz vardır, ama bu bilgiyle aynı şey demek değildir Görüşlerimiz ve beklentilerimiz, yanlış da olabileceklerini düşünerek, çekingen bir biçimde savunmalı, başkalarının görüşlerine ve beklentilerine saygılı olmalıyız Buna “yatıştırılmış septisizm” demektedir
    BURKE (1729-1797) başa dön
    Gelişmiş bir toplumda gelenek, kuşaklar boyu birikerek gelen bilgeliği ve deneyimi cisimleştirdiğinden, eylemlere kılavuzluk etmek bakımından her hangi bir kişinin görüşlerinden çok daha güvenilirdir
    Burke’un görüşüne göre, gelişmiş bir toplum, tek bir insan aklının tümüyle kapsayamayacağı kadar büyük ve karmaşıktır Hepsi de geçerlikle başa çıkmaya çalışmış bireylerin ve grupların sayısız inisiyatifi ve örgütlenmesiyle kuşaklar içerisinde meydana gelmiştir Ne kuramsal olarak ne de uygulamada herhangi siyasi bir düşünür ya da küçük bir siyasi önder grubu, gelişmiş bir toplumu bir kalemde silebilir ve yerine uygun bir toplumu koyabilir (Fransız Devrimcilerin yapmaya çalıştığı şeye Burke’un temel itirazı buydu) Burke göre, kabul edilebilir ve gerçeklikle uyumlu tek siyasi değişim tarzı, devrimci değil, organiktir Her kuşak kendini toplum varlıklarının sahibi olarak görmemeli, aksine o varlıkların üzerine titremelidir Onlar geçmişten kalan bir hazinedir Onları sonraki kuşaklara aktarmak, mümkünse çoğaltmak, ama kesinlikle tüketmemek her kuşağın görevidir Somut ve belirli sorunları tedricen ve yasalara uygun bir tarzda çözmekten yana olan Burke, dönemin liberal ve tutucu aristokrasisiyle olduğu kadar halk kitlelerinin taşkınlıklarıyla ve saray entrikalarıyla da mücadele etmiş, dönemindeki İngiliz siyasi hayatının istikrar kazanmasında önemli rol oynamıştır
    18 yüzyıl Fransası’nda bazı simalar, Newton’cu bilime, Locke’çu felsefeye dayanan yeni düşünce tarzının sonuçlarını okur kitleleri arasında yaygınlaştırarak genele yayılmasını sağladılar Dinde özgür düşünceli, siyasette radikal yeni bir aydınlar sınıfı ortaya çıktı Hicivci Voltaire, geleneksel inançları eleştirdi Diderot, yaygın düşünme tarzını değiştirmeyi amaçlayan 35 ciltlik Ansiklopedi’yi yayıma hazırladı Kilisenin ve devletin temelini oluşturan geleneksel inançların temeli oyuldu, liberalizmin temelleri atıldı ve bunun yanı sıra önceki dönemde İngiliz felsefeciler tarafından temelleri atılan deneyci ve materyalist görüşler ağırlık kazanmaya başladılar
    DIDEROT (1713-1784) başa dön
    Fransız filozof ve edebiyat adamı Denis Diderot, 18 yüzyılın en üretken ve çok yönlü yazarlarından biri ve ünlü Ansiklopedi’nin baş yayıncısıdır Dış dünyaya ilişkin bilgide duyuların rolünü vurgulamıştırBilimsel araştırmada gözlemi ön plana çıkarmıştır ve doğada tek bir nedensel ilkenin iş başında olduğunu iddia edip deneysel bilimin kaçınılmaz olduğunu söylemiştir
    Siyaset felsefesi açısından tam bir mutlakiyet karşıtıdır ve bir dizi reform planlamıştırAhlak görüşünü iki büyük doğal içgüdü üzerine –mutluluk ve yardımseverlik- kurar Akla olduğu kadar içgüdülere de dayanan bu ahlak anlayışı onun sanat anlayışını da temellendirir Ona göre sanatın görevi “erdemi sevdirmek ,insanı ahlaki zaaflardan kurtarmaktır”
    VOLTAIRE (1694-1778)
    Yeni bilimin ve yeni liberalizmin devrimci içerimlerinin Kıta Avrupası’nda yaygınlaşmasında herkesten çok Voltaire’in payı vardır
    Voltaire iki yıl İngiltere’deki sürgünden sonra Fransa’da kalarak kendini Newton’un temsil ettiği yeni bilimle Locke’un temsil ettiği yeni liberal felsefeyi incelemeye verdi Ulaşabileceği her olanağı kullanarak –tiyatro oyunları, romanlar, yaşam öyküleri, tarihsel yapıtlar, risaleler, açık mektuplar ve eleştiri yazılarıyla- bu düşünceleri yaydı
    Yukarıda bahsedilen Newton ve Locke etkileri diğer filozoflarda da açık bir biçimde görülür Newton’un fizikte yaptığı buluşlar ve bu buluşların evrenin her noktasında geçerli olduğunu ortaya koyması bu dönem filozoflarını Locke’nin bilgi görüşüyle bu bilgileri birleştirerek tek olan evrensel yasanın bilgisine ancak deney yoluyla ulaşabileceğini düşünmeye itmiştir Deneycilik ve liberalizm bilim ve siyaset görüşlerinde ağırlık kazanmış, devlet ve kilise ağır şekillerde eleştirilmeye başlanmıştır Bu sorgulama bir isyan-ihtilal doğurmuştur
    Bilimsel ilerlemeler kiliseyi tekzip etmekte ve kilise artık zayıf kalmaktadır Voltaire bu noktaları sıçrama noktaları olarak alır ve bir bakış tarzı olarak kiliseyi eleştirir Voltaire ünlü sözünde şöyle söyler:”Tanrı olmasaydı da biz onu icat etmek zorunda kalacaktık Ama bütün doğa onun varolduğunu bize haykırmaktadır” Tanrı’ya ve ölümsüzlüğe inanma olmasaydı insan toplumu dağılırdı Toplumun ya da doğanın anlaşılması içinse Tanrısal kaynağa (kiliseye) ihtiyaç yoktur Eğer Tanrı insanlara akıl verdiyse bu akıl kullanılarak doğa ve toplum anlaşılabilir O halde bu akıl kullanılmalıdır İşte usu her şeyin üzerinde tutma eğilimi taşıyan bu düşünce “Aydınlanma” olarak bilinir
    ROUSSEAU (1712-1778) başa dön
    Rousseau, yargılarımızı akıldan çok duyguların gereklerine dayandırmamız gerektiğini söyleyen ilk Batılı filozoftu
    Rousseau, Batı’nın felsefe düşüncesinin ana akımına, üç devrimci fikir soktu En önemli fikri Toplum Sözleşmesi anlayışıdır Bu, herkesin inandığının tersine uygarlığın iyi bir şey olmadığı, hatta değerden bağımsız bir şey bile olmadığı, pozitif anlamda kötü bir şey olduğu düşüncesidir İkincisi, ister özel ister kamusal hayatımızda olsun, yaşamımızdaki şeylerin, aklı değil ve doğal içgüdülerin gereklerini karşılayıp karşılamadığını sormamız gerektiğidir; başka bir deyişle, hayatımıza ve yargılarımıza akıl değil, duygular kılavuzluk etmelidir Üçüncüsü, toplum onu oluşturan kişilerin iradelerinin toplamından farklı ve yurttaşların be “genel irade”ye tamamen boyun eğmek zorunda oldukları kendine ait iradesi olan kolektif bir varlıktır
    Rousseau, eğitimde kişiyi uygarlığın ruhsal zincirlerinden kurtaracak temel değişiklerin yapılmasını savundu Bu konudaki ana savı, eğitimin amacının çocukların doğal eğilimlerini bastırmak ve disiplin altına almak değil, tersine onların ifade edilmesini ve gelişmesini teşvik etmek olduğuydu Bunun sağlanacağı ortam, okul değil, ailedir ve doğal dürtüleri de, kurallar ve cezalar değil, yakınlık ve sevgidir
    Rousseau’nun siyaset felsefesine önemli etkisi oldu Fransız Devrimi’ne önderlik eden hareketlere duygusal ve düşünsel yakıtın büyük bir bölümünü Rousseau sağladı Rousseau ayrıca Locke’un kinden farklı bir demokrasi kavramı getirdi Bu daha çok genel iradenin dayatılmasında yatar; oysa Locke’un modeli, bireysel özgürlüğün korunmasına dayanmaktadır Bu ikisi son derece birbirinden faklıdır, hatta potansiyel olarak birbirinin zıttıdır Rousseau’nun eserleri, Aydınlanmanın değerlerine, her şeyden önce de Aydınlanmanın aklın egemenliğine yaptığı çağrıya büyük bir filozoftan gelen ilk saldırıydı Rousseau’nun uygarlık denen şeye düşmanlığı, 19 yüzyıl felsefi anarşistlerinde de boy göstermiştir Her şeyden önce duyguyu yüceltmesi açısından Rousseau, ondan kısa bir süre sonra 18 yüzyıl klasikçiliğinin yerini alacak olan Romantik hareketin öncüsü kabul edildi
    © Tüm Hakları Yeni Yüksektepe Kültür Derneği Bursa Şubesi'ne Aittir
    İmkansızı ister mükemmeli yaşarım!

  2. #2
    Eka
    Eka çevrimdışı
    Primus inter pares Eka karanlıkta parlayan bir yıldız gibi Eka karanlıkta parlayan bir yıldız gibi Eka karanlıkta parlayan bir yıldız gibi Eka insanının avatarı
    Kayıt tarihi
    Mar 2005
    Konum
    No tengo lugar
    Mesajlar
    4.055
    Teşekkür
    0
    5 mesajda 7 kez teşekkür edilmiş

    Standart Ynt: DENEYCİLİK (EMPİRİZM)

    Ampirizm diye geçmiyor muydu bu Türkçe'de?


    Öyleymiş, kontrol ettim Düzenledim başlığı da
    Bazen sert biri oluyorum ama tadıma bakarsanız hala tatlı Bütün mesele söylemeye korkuyor olmam Hani sevgiliniz size, "beni sevdiğini söyle" der de söyleyemezsiniz ya, aynen öyle (CB)

  3. #3
    Yasaklı MeczuP etrafına ışık saçıyor
    Kayıt tarihi
    Dec 2009
    Konum
    far oasis..
    Mesajlar
    6.886
    Teşekkür
    0
    2 mesajda 2 kez teşekkür edilmiş

    Standart Ynt: Deneycilik (Ampirizm)

    hiçbir bilimsel gerçekliği olmayan bu ampirik bilgiler için teşekkürler

  4. #4
    Kuyucan Frida etrafına ışık saçıyor Frida insanının avatarı
    Kayıt tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    2.951
    Teşekkür
    0
    0 mesajda 0 kez teşekkür edilmiş

    Standart Ynt: Deneycilik (Ampirizm)

    Alıntı MeczuP demiş ki: Mesajı gör
    hiçbir bilimsel gerçekliği olmayan bu ampirik bilgiler için teşekkürler
    herşeyi bilmek zorunda değilsin haddini bil yeter
    İmkansızı ister mükemmeli yaşarım!

  5. #5
    Gri
    Gri çevrimiçi
    Gezgin Asteroids şampiyonu, Curveball şampiyonu, Aski şampiyonu Gri geleceği çok parlak Gri geleceği çok parlak Gri geleceği çok parlak Gri geleceği çok parlak Gri geleceği çok parlak Gri geleceği çok parlak Gri insanının avatarı
    Kayıt tarihi
    Feb 2003
    Konum
    Dersaadet
    Mesajlar
    7.359
    Teşekkür
    63
    17 mesajda 20 kez teşekkür edilmiş
    Blog girdileri
    2

    Standart Ynt: Deneycilik (Ampirizm)

    Felsefi görüşlerin bilimsel dayanağı olması gerekmiyor zaten
    Şimdi bir martı olup uçmak, bir meyhane sofrasına düşmek, lüfer tabağına kanatlarımızı uzatıp rakı kadehine gagamızı daldırmak lazımdır bize

  6. #6
    Kuyucan Frida etrafına ışık saçıyor Frida insanının avatarı
    Kayıt tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    2.951
    Teşekkür
    0
    0 mesajda 0 kez teşekkür edilmiş

    Standart Ynt: Deneycilik (Ampirizm)

    felsefi kavramları buraya eklmem onlara inandığım anlamında değil kavramları biraz olsun tanıyalım dışında kalmayalım diye
    İmkansızı ister mükemmeli yaşarım!

+ Konuyu yanıtla

Favorilerim

Ne yapabilirim?

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara yanıt veremezsiniz
  • Eklenti yükleyemezsiniz
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz