![]() |
|
|||||||
| Kendi Çalışmalarınız Bütün edebi türlerde gerçekleştirdiğiniz çalışmaları sergileyebileceğiniz bölümümüz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları |
|
|
#1 | ||
|
dönüyorsunuz etrafımda..
Giriş Tarihi: Dec 2005
Konum: utarid...
Mesajlar: 7,172
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Çocuk, henüz çocuk değildi ve hatırladı her şeyi: "Yaşadığımı sandığım bu dünya, bu alem; kokladığımı sandığım şu çiçek, yediğimi sandığım şu ekmek, içtiğim su, her yanımı saran nesneler, anlattığım hikayeler, anımsayıp tebessüm ettiğim anılar, kulaklarımı okşayan müzik, gündüz ve gece, batan ay ve doğan güneş, incir, zeytin ve yemiş ağaçları, kendime mektup diye yazdıklarım, altından tatlı suların aktığı cennet, ne kötü bir dönüş yeri olan cehennem, dağların, göğün ve yerin kabul etmediği emaneti yüklenen çok zalim ve çok cahil olan insanlar, veba, tifüs, kolera, kanser, verem ve aids, kuşlar ve tekmil-i hayvanat, tecvit, kelam ve üslup, teknik ve nitelik, bilinç, erdem, vasıf… bütünlemesine hayat, benim hayatım bir düş idi." Aklında gezinen bir ravi neler anlatırdı ona uykusuzluklarında: "Aynanın karanlık tarafından hep dibe doğru süzülen bir düş..." Çocuk, henüz çocuk değildi ve unutmak istedi: "Kimi vakit ayyuka çıkmış coşkunluk zirvesinde nefes darlığıyla beraber resmediliş, kimi vakit ab-ı hayatın dibinde çamura saplanıp kalış. Her yönüyle ve her haliyle yalan da olsa varolan bir hikâyenin yaşanmışlık durumuna ve yaşanmamışlık durumuna başka bir yorum getiremiyorum; daimi suretle zihinlere yansıyan bir model olarak muhayyilemin tasarımlarından ve yansıttığı formlardan başka bir şey görememekteyim etrafımda." Sustu...
__________________
ermenilerden özür diliyorum... |
||
|
|
|
|
|
#2 | ||
|
dönüyorsunuz etrafımda..
Giriş Tarihi: Dec 2005
Konum: utarid...
Mesajlar: 7,172
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
2.
Çocuk arkasına bakmaya cesaret edemeden yola çıktı; ne bir arayış için yoldaydı ne de bir kaçış. Ensesine vuran sıcak dalgayı sevdi ve gözlerine batan ışığa yürüdü durmadan. Ravi onu seyrediyordu, bilmek isteyeceği şeyleri sormasını bekleyerek ama Çocuk umursuyor değildi soruları ve gerekli görmüyordu cevapları. Ayaklarının altında sanki toprak değil canlı bir hayvan vardı; nefes alan, nefes veren, iç geçiren. Toprak kıpır kıpırdı. Ravi onun susuşuna bakıp kendisinin yaşamadığını anladı; hayatın içindeydi, ölü değildi ama yaşamıyordu da. Ya da Çocuk'un varlığının yanında kendi hayatının yaşamsal hiçbir niteliği yoktu, yaşamaya dair öncenin ve sonranın kısırdöngülerden uzak bir gerçekliği, yolları yoktu oluş haricinde varlığa tırmanan. Varlığının anlam denilen bütünsel tutarlılıktaki tanımlanmasıyla hiçbir bağı yoktu. Hareketler ve bunlara bağlı değişimler vardı. Tüm anlam tanımlayamadığı bir noktadan yansıyan görüntülerden ibaretti, gerçek değildi hiçbirisi. Oysa Çocuk gerçekti; nefes alan, yaşayan ve yaşatandı ki Çocuk yoldaydı...
__________________
ermenilerden özür diliyorum... |
||
|
|
|
|
|
#3 | ||
|
dönüyorsunuz etrafımda..
Giriş Tarihi: Dec 2005
Konum: utarid...
Mesajlar: 7,172
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
3.
Kimsenin gitmediği yollar değildi yolu, eksik bıraktığı bir şey hatırlamıyordu ama önü eksikliklerle doluydu, o biliyordu ve görmüştü herkesi yolları seyrederken. Sordu: "Dilimle anlatamadığım nasıl olur da yaşanır olur?" Ravi anlamadı ama anlamaması sıradan değildi onun için. Şaşmaz bir ibre, kesin bir noktaydı oysa; asıl anlamadığı buydu. Bir yol arkadaşlığı sadece yanyana yürümek değildi: "Yaşam bedeninde varoluşunu duyan her hücre fotoğrafın eksik karesi belki ve duyduğumuz her şey söyleyeceklerimizin bir öncelliği... " Çocuk Ravi'ye baktı, duymak istediklerini söylemişti sadece. Bir rüya kadar iyi kurgulanmıştı her şey; sokak lambasının altında gezinen kedi, çatıdan gelen güvercin sesleri, kuruyup gitmiş zambaklar. Hepsi bildiği gibiydi ve bilmediklerinden daha gerçekti. Durdu, arkasına dönüp geldiği yere baktı o cansız bedene son kez baktığındaki gibi; ucu kırılmış bir çemberdi dönen zaman, savuruyordu onu da herkes gibi, her şey gibi. O dokunmak istediği, morarmış, buz gibi soğuk ve katı bedendi gördüğü yer; içine hapsolduğu soluksuz evren. |
||
|
|
|
|
|
#4 | ||
|
dönüyorsunuz etrafımda..
Giriş Tarihi: Dec 2005
Konum: utarid...
Mesajlar: 7,172
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
4.
Çocuk eksiksiz bir göç tablosuydu solukları dar renklerle boyalı; fırça izlerinde dalgalanan bir yolculuğu vardı ve üzeri kalınca boyanmış yoksulluğu. Her kıvrımda ayrı bir şarkının incecik dökülmüşlüğü, her sonda üç noktalık vuruşlar saklıydı. "Duyuyor musun?" Diye sorardı, ardında bıraktıklarından bir ayrıntı ayırmış olsaydı. Gözlerini kapatıp göğün renklerini düşündü; yarım kanat uçan hayaller dostça dizildiler önünde ve anlattılar kelimelere sığmayan umutlarını böcek sesleriyle. Yanıp söner gibiydi umut, aydınlatmıyordu hiçbir şeyi, sadece bakılması gereken bir yeri hatırlatıyordu hafızalara. Duysalar anlatırdı...
__________________
ermenilerden özür diliyorum... |
||
|
|
|
|
|
#5 | ||
|
don ki$ot
|
Cocuk bir ihtiyar dusudur, tum ihtiyarlar, cocugun kucuk gozlerine bakip geriye donmeyi ozler..Yasami hic anlamadiklarini dusundukleri o bitis noktasinda, tanriya donup yeniden cocuk olabilmek icin belli belirsiz dua eder...
Hayati hic anlamamis bir ihtiyar, dusunde kucuk bir cocuk oldu, bir sans bir omur daha, yasadiklarimi yeniden anlat dedi tanriya... Bu kaos, bu bitis, bu olum erken... Bu cocuk az once olen ihtiyardan baskasi olamaz dedi bir melek... Cocuk gulumsedi...Kucuk ayaklari, bitisin basina dondu...Henuz kucuktu, henuz korkularini dualarla emzirmemisti, belki dedi olusu henuz sicak ihtiyar, belki bu cocuk hayatin o gizemini dile doker bizim icin... **** Yazdiklarini okuduktan sonra aklima gelenler bunlar. Belki senin anlattiklarinla hic alakasi olmayan dipnotlar bunlar...Belkide hic yazmamak gerekirdi bilmiyorum, araya girmis bir dipnot bazen sayfanin yazarini kizdirabilir. Ancak, ben insanlari kizdirmayi seviyorum, kanimda var. ![]() Okumak iyi geldi, okumaya devam edecegim...
__________________
gel dalgaya düşelim sandalda rakı içelim bir kötü arkadaş edinip peşinde uçalım... |
||
|
|
|
|
|
#6 | ||
|
dönüyorsunuz etrafımda..
Giriş Tarihi: Dec 2005
Konum: utarid...
Mesajlar: 7,172
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
5.
Eksik parça gibi sunulmuştu hayat; olması gerekenler olmamıştı hiç. Olmaması için dua edip kaçtıkları başında patlamıştı. Rüyalarla kabuslar aynı gemide akmıştı. Sevdiği tek şey bu yüzden sevilmek olarak kalmıştı. Hatırladı çocuk olduğunu ve hatırlattı her şey çocukluğunu. Sıcak bir bahar sabahı muşmula ağacının altında terlemeden ve güneşten kaçmadan yudumladığı ışığı. Düşlerine giren bir buğuydu bahar, düşlerinden ağan bir buğuydu sevgi. Sevgi annesiydi ve merhamet babası. Düşlerine sığan her şey kendisinden ibaretti. Ravi'ye baktı, solmuş bir yaban çiçeği gibi devrilmiş uyuyordu. Saatine baktı, daha vardı. Gün yeni doğmuştu. Güneş yeni doğmuştu. Gök utanmadan açılıyordu. Göz hiç kapanmamıştı.
__________________
ermenilerden özür diliyorum... |
||
|
|
|
|
|
#7 | ||
|
dönüyorsunuz etrafımda..
Giriş Tarihi: Dec 2005
Konum: utarid...
Mesajlar: 7,172
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
6.
Ravi'nin anlatacağı çok şey vardı ve Ravi'nin unutacağı çok şey vardı. Dilinde kekremsi bir şurup tadı ile kırmızının içine akıp gitmişti gecelerce. Çocuk'a baktı; uyuyordu. Yüzünden eskiden kalma cam kırığı izleriyle gecenin kalbinde sükunetle bekliyordu. Ağlamak isteyip de yarım kalmış birisi gibi yüzünden akıyordu zamanın tüm halleri. Ravi Çocuk'u sevmişti, onda kendi sırlarının resmini görmüştü, onda geride bıraktığı hayallerin somut kırıntılarını bulmuştu. Onda kendini görmüştü her çocuk kalmak isteyenin görebileceği gibi. Ravi sevginin dişil olduğunu düşündü. Çocuk uyandı, gülümsedi. Ravi ağlamaya başladı...
__________________
ermenilerden özür diliyorum... |
||
|
|
|
|
|
#10 | ||
|
dönüyorsunuz etrafımda..
Giriş Tarihi: Dec 2005
Konum: utarid...
Mesajlar: 7,172
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
tomris uyar, “coşku”yu yalan yanlış, gelişigüzel kullanılan böylesi sözcüklerden sayıyordu. hele çoğu yerde “çoşku” diye yazılmasına sinirlendiğini, bir keresinde, “bu yüzden bir daha kullanmayacağım bu sözcüğü,” dediğini hiç unutmuyorum. sanırım, “tutku” da, dilimizin ucuna kolaycacık geliveren, anlamlı anlamsız kullanıla kullanıla pestili çıkan sözcüklerden...
celal üster
__________________
ermenilerden özür diliyorum... |
||
|
|
|
![]() |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Neden Türban? | kafayi yemis dusler | İnanç Sistemleri | 889 | 23-09-2008 09:36 PM |
| Babamın bavulu | iuscivile | Edebiyat | 6 | 19-09-2008 12:02 AM |
| Demokratİk Özerklİk Nedİr? | Cankat | Güncel - Politika | 2 | 12-05-2008 11:56 PM |
| Osmanlı Tiyatrosu | birunsatan | Sahne Sanatları | 0 | 09-01-2008 01:35 AM |
| maraş katliamı | pera | Tarih | 8 | 04-01-2008 02:20 PM |