dipsizkuyu.net  

Geri Dön   dipsizkuyu.net > Kültür - Sanat > Edebiyat > Kendi Çalışmalarınız
Anasayfa Forum Oyun Parkı

Kendi Çalışmalarınız Bütün edebi türlerde gerçekleştirdiğiniz çalışmaları sergileyebileceğiniz bölümümüz.

Yanıt
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 14-05-2008   #1
tanrı sosyalisttir
 
birunsatan nickli kullanıcının avatarı
 
Giriş Tarihi: Jan 2008
Konum: istanbul
Mesajlar: 470
birunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandır
Varsayılan Sizin Hiç Babanız Öldü Mü?..

Sizin hiç babanız öldü mü?..
Onların öldü, daha küçük yaşta tanıdılar ölümü… O soğuk, geri gelmeyecek gidişi, hayatı tanımadan tanıdılar hemen…
Ellerini tutacakları, güçsüz olduklarında sığınacakları bir dayanakları olmayacak artık onların…

Siz hiç, babanızın öldüğünü gördünüz mü?...
Onlar gördü… kapının önünde yere düşmelerini, onları korumak için kendilerini siper ettiklerinde ya da “çocuğum doysun” diye, bir lokma dahi yemek yemediklerinde, o dağ gibi adamların gözlerinin önünde gördüler ölümlerini..

Siz hiç babanızın ağladığını gördünüz mü?
Onlar gördü… Evine bir parça ekmek getiremediğinde, çocuğu hastalandığında ona ilaç alamadığında, sabah evden okula çocuğunu aç gönderdiğinde, ağladığını gördü. Her gün, her dakika çöküşünü, gün geçtikçe öldüğünü gördü. Ve bu çöküşün kendi için olduğunu bildi.

Siz hiç baba demeden yaşayabildiniz mi?
Onlar yaşadı.. Savaşlarda, kıtlıklarda, katliamlarda, iş kazalarında kaybettikleri babalarını ömürlerini boyunca göremeyerek, baba demeden yaşamak zorunda kaldılar.

Sizin hiç anneniz öldü mü?
Onların öldü…

Siz hiç anne demeden yaşayabildiniz mi?
Onlar yaşamak zorunda bırakıldı…

İlk aşklarını anlatacak bir anneleri olmadı onların, ilk kırıklarını saklayacak bir babaları olmadı.
Ayrıldıklarında sevdiklerinden, üzüldüklerinde, sarılıp doyasıya ağlayacakları bir anneleri, oturup, içlerini dökecekleri bir babaları olmadı.

Şimdi siz, sinirlendiğinizde annenize, babanıza bağırıyorsunuz, kavga ediyorsunuz ya, onların öyle bir şansı hiç olmadı.

Her şeye alışıyor insan, zaman her şeyi kendine alıştırıyor ama ölüme, yokluğa alışılmıyor hiçbir şekilde. Hele de anne baba yokluğuna hiç alışılmıyor.

“Her ölüm erken ölümdür” demiş şair.

Dünyanın neresine giderseniz gidin, hangi topraklarda yaşarsanız yaşayın, sizden çok uzakta, birilerinin, annenizin, babanızın sizi düşündüğünü, sizin için endişelendiğini bilirsiniz. Ama onlar, bunu bilmiyor, onarlın bekleyeni yok artık.

Birileri doysun diye, şişsin diye göbekleri, o kuş tüyü yataklarında “huzur” içinde yatsınlar diye, bir yerlerde çocukların anne babaları ölüyor her gün.

Biraz daha şişsin diye göbekleri, biraz daha kalınlaşsın diye enseleri, “anneler günü” diye, “babalar günü” diye uyduruktan günler yaratıyorlar. Ve siz, o gün koşup büyük alışveriş mağazalarına, hediye alanlar, siz annenize hediye almıyorsunuz, aldığınız her ürünle birilerinin annelerinin babalarının ölümüne ortak oluyorsunuz.

Annenize en büyük hediye sizin varlığınız, size en büyük hediye anne babanızın varlığıdır.

…………………………………� ��………………………………�� �………

Savaşlarda, kıtlıklarda, katliamlarda, iş kazalarında anne babalarını kaybeden çocuklara…

Çocukları doysun diye ölümü göze alan, patronların k.çları büyüsün diye zorla ölüme sürüklenen anne babalara…
__________________
biz de biliriz yarimize menekşe almasını / ama / arkadaşlar açtı / yedik meneşke parasını...
birunsatan çevrimdışı   Alıntı yaparak yanıtla
Eski 14-05-2008   #2
tanrı sosyalisttir
 
birunsatan nickli kullanıcının avatarı
 
Giriş Tarihi: Jan 2008
Konum: istanbul
Mesajlar: 470
birunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandır
Varsayılan Baki Bir Selamdır Kalan; Yoldaşa Özlem....

yoldaş;

dün karagözlü, yangın bakışlı, gencecik fidanlar geldiler; seni sordular. o an gülümseyişimize gölge olup düştü yokluğun, ciğerimizde nüksetti haksızlığa uğramışlığın çıban sancısı... dopdolu gözlerle ''içeride...'' dedik, boğazımıza düğümlenen bir acıyla; durgun ve nemli bir bakışla... ellerim üşüdü, gözlerimizde buğulu bir yangın gibi usulca süzülürken senli günlerimiz...

sonra senden konuştuk, seni anlattık. seni sen eden herşeyi; bizi aynı yola yoldaş eyleyen sevdayı okuduk şiir gibi. yüzümüzde kavgayı okumayı çalışıyorlardı çocuklar, içimizde yanan ateşe çekinmeden dokunmak istiyorlardı. sorular sordular, sabırsızca bekleyerek cevabını. L... sustu ben anlattım, ben sustum o söyledi. kılıç gibi keskindi döktüğümüz kelimeler, sabır kadar güçlü... yaşanan sancıları anlattık, verilen ömürleri. ölüm tarihlerini, doğum tarihlerinden çıkarıp; gencecik hayatların ölüme kadar gidişini... anladılar, daha çok anlatmamızı umarak. kimi zaman sevinç oldun, kimi zaman efkardın sohbetin içinde. her sözümüzün arkasındaydı, mapustaki benliğin... cesaret ve hüzün yüklenip, gencecik adımlarıyla dönüp gittiler, bir daha gelmek dileğiyle. bizi sensizliğimizle başbaşa bırakarak. biz ise, inceden gülümseyişlerle yenmeye çalıştık o hüznü...

yoldaş; sen içeridesin ama bil ki yenilmedi yüreğin. varlığını sığdıramadılar dört duvar arasına. sen yapılması gerekeni yaptın, bedel verdin; yanılmadın. bedel verdik, yanılmadık... kararsa da hayatımız, karanlığa teslim olmadık. düşümüzde büyüttük aydınlığı, yüreğimizde taşıdık; bu sömürü düzeni herşeyimizi alsa bile, bir tek o aydınlığı sökemeyecektir yüreğimizden. yanılıyorlar; düşüncemizin dört duvar arasında kararacağını sanıyorlar!

bizler insana en çok yakışan benliği taşıdık. bunun bir suç olmadığını herkesten iyi bilmekteyiz. bu yüzden verdiğimiz bedel için sızlanmadık, ''akılsızlık ettik'' demedik hiçbir zaman. olması gerektiği gibi düşündük, olması gerektiği gibi yaşadık; sonucunda yıpranmış bir ömür taşıyacak olsak da... hani der ya şarkıda; ''yeter ki leke değmesin gültenli ellerimize; sevdalar yaşamak içindir, ölüm de yakışır bize''. korkusuzduk ve her korkusuz insanın, her kavgadan sonra umursamadığı birkaç yarası mutlaka olacaktır. elbette ki kabuk bağlayacaktır bu yaralar... üzülme sakın!

gün gelecek herşey değişecek gibisinden sözler sözlemek istemiyorum sana. değişmeyebilir. hatta bu zulüm; bu sömürü, onurumuzdan başka herşeyimizi alıp götürebilir de... fakat şu uğrunda savaştığımız insanlığa ve emekle işlenen güzelim toprağımıza mahçup düşmeyeceğiz. bu kötüye gidişte, bu kokuşmuşlukta, bu yozlaşmada payımız olmadı bizim; olmayacak da! işte bu yüzden günahkar değiliz!

unutma! bizden önce de çokça bedel verildi, nice yoldaşlar tereddüt etmeden yürüdüler darağacına. suçsuzluklarıyla hüküm giydiler. ne mutlu ki; şimdi gencecik yüreklere ışık oluyorlar, yıllar geçse bile toprağa emanet edilişlerinin üzerinden. umutsuz olma hiçbir zaman. nakış nakış işle kendini hayata; içeride de, dışarıda da...

bu arada, L... tavlada beni yenmeyi başarıyor artık. iki kişilik kahve alıyoruz şimdilik, en kısa zamanda üç kişilik olması dileğiyle; seni sımsıcak yüreğimizle kucaklıyor, tertemiz alnından öpüyoruz.

.................................................. .

Yoldaş;

Şimdi bu toprakların herhangi bir yerinde etrafın duvarlarla çevrili bir halde bekliyorsun. Yüreğin sığmaz o duvarlara bilirim, benim de sığmamıştı zamanında..

Dün akşam bir mektup yazdım sana, bu kaçıncı mektup acaba, kaç kez kalemi elime aldım senin için?...

Sensiz hep eksik kalıyor bir yanımız, hep hüzünlerde sol yanımız…

Geçen gün dükkanı temizledik L… ile, aklıma sen geldin, seninle temizlediğimiz zamanlar geldi… Cemal Kutayın kitabı da, “soro’nun toprakları” da hala duruyor. Ne küfürler etmiştik o “ben de yazdım” kitabına…..

- yazdın da ne oldu…
- ben de okumadım..
- sen yazdın, ben de attım…

Gerçi sattık birazını ama hala çoklar be…

Dükkanın düzenini değiştirdik, daha derli toplu oldu eskisine göre. Bir ay önce su bastı dükkanı!...

Şimdi diyorsundur ne demek bu, şakamı yapıyo diye… Ama, içinde tek bir musluk dahi olmayan dükkanı su bastı. L… ile temizledik, yeniden düzelttik dükkanı, hatta espriler bile yaptık..

- L… koş dükkanı su bastı
- Damacana mı patladı..

- şeker portakalı var mı?

- Varda abla, kurusun sonra versek…

Bu şehrin soğuk bir gününde tanıştık seninle, sırtında çantan, ağzında sigaranla geldin dükkanıma… Gerçi salakça bir kitap sormuştun ama o salak kitap sayesinde tanıdık birbirimizi….

Kaç zaman geçti aradan; günler, aylar, yıllar… Yüreğimiz saflığı ile karşıladık hep birbirimizi…

Bu şehrin her karış toprağında yankılandı sesimiz…

Gözleri umut yoldaşım;

Yüzümüze taktığımız kırmızı fularlarla umudun adını haykırırken gökyüzüne, ya da sokaklardan geçerken, bağıra bağıra söylerken bir sevda türküsünü, elimizde demli çaylar ağzımızda sigaralarla, geceler boyu tartışırken aklımızdan geçenleri, biliyorduk, zamanın bir yerinde ayrılık olduğunu… Ama çok koyuyor be ayrılık, ne yapsa da alışamıyor insan….

Kimse anlamamıştı her görüşmemizde birbirimizi kucaklayışımız, veda ederken kucaklar dolusu sarılmamızı…

Oysa sadece biz bilirdik, her görüşmemizin son görüşme olduğunu….

Şimdi bu şehirde, sen olmadan yürümek tat vermiyor bize. Hep bir yanımız buruk kalacak sen yokken, her şeyimiz bir eksik dışarıda…

İçerde olmak zordur, bilirim, özgürlükten yoksun olmak, gökyüzünü görememek, yağan yağmurda duramamak… Bilirim, çok kötüdür, yüreğimiz sığmazken kabına, dört duvar arasına sıkışıp kalmak…Ama dışarıda olmak daha kötüymüş be!...

Her gün bir eksik başlamak güne, ya da ne bileyim, dışarıda havayı içine çekerken doyasıya, dudaklarında hüzünlü bir gülümseme olması….

Bugün senden ayrılışımızın kaçıncı günü, kaçıncı ayı bilmiyorum. Günleri saymıyorum ama her zaman bir bardak daha çay koyuyorum masaya, bir paket daha sigara oluyor dükkanda…

“Onlar ki dünyanın son umudu/ soyları tükenen birer çılgındırlar/ ne bir adresleri vardır onların/ ne de / aşktan başka bir sığınıkları..”

Şimdi sen, bu şehirden çok uzakta, dört duvar arasında yaşarken yalnızlığını, biliyorum umudun hala dimdik ayakta…

Yeniden, kavuşacağımız güne kadar kendine iyi bak. Seni devrimciliğimizin olanca ateşiyle kucaklıyorum…

.................................................

gecenin bir yanı, açık camdan ayı izliyorum, elimde şarap, hoparlörden bir ağıt çalıyor.. şimdi neresinde durmalıyım hayatın söyle, sen oralarda dururken ben neresinde kalmalıyım...

1 mayıs geçeli çok olmadı, ben sokaklarda seni aradım bütün zaman boyunca...

gözleri öfke, yüreği aşk yoldaşım...

canım yanıyor sensiz bu şehirde, ben gelemiyceğime göre oralara, gel e artık yanı başıma...
__________________
biz de biliriz yarimize menekşe almasını / ama / arkadaşlar açtı / yedik meneşke parasını...
birunsatan çevrimdışı   Alıntı yaparak yanıtla
Eski 14-05-2008   #3
tanrı sosyalisttir
 
birunsatan nickli kullanıcının avatarı
 
Giriş Tarihi: Jan 2008
Konum: istanbul
Mesajlar: 470
birunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandır
Varsayılan Herkes Gidiyor, Gidense Bir Daha Geri Gelmiyor...

HERKES GİDİYOR, GİDENSE BİR DAHA GERİ GELMİYOR….

Uzak!...

Aramızdaki mesafeler gittikçe açılıyor, yalnızlık gitgide daha da ağırlaşıyor. Neler söylenir böyle durumlarda bilmiyorum, hangi cümleler kullanılır yaşananlar anlatılırken, bilmiyorum…

Dipsiz bir kuyunun içine düşmüşüm, gün geçtikçe daha da derinleşiyor kuyu, gün geçtikçe daha da düşüyorum diplere…

Zaman amansız bir savaşa girmiş benimle, ya yok edecek beni bu dipsiz kuyu da ya da bulacağım bu dipsiz kuyunun bir çıkışını….

Gün geçiyor, ben yalnızlaşıyorum. Zaman akıyor, gidenlere yenileri ekleniyor ben gidenlerin ardından kendi hatalarıma ağlıyorum…

Yalnızım!...

Ayrılmak gerekiyormuş yeniden sevmek için, yaşadığımız sıkıntıları çözmek için ayrı düşmek gerekiyormuş birbirimizden…

Sadece gördüklerimi anlattım size, yaşadığım anları anlattım…

Dedim ya; ayrı durmak gerekiyormuş birbirimizi anlamak için… İnsan ayrı kaldığında anlıyor etrafında olanları, yaptıklarını, hatalarını….

Acı çekmek değil benim derdim, acı çekiyor gibi görünmek değil… Sizi kandırmadım ben, size yalanlar söylemedim. Yalnız yaşadıklarımdı benim anlattıklarım, etrafımda gördüklerimde sizinle paylaştıklarım…

Hiç kızmıyorum size, hiçbir kırgınlık duymuyorum yaptıklarınıza…

Acı!...

Varlığım size acı veriyor, yanınızda olmam size zarar veriyor, doğru… Artık ayrılık vakti geldiyse tutmaya gerek yok dizginleri…

Soğuk!...

Güneş!...

Dışarıda soğuk bir güneş var, o kadar belli ki yokluğunuz, ne yapacağımı bilmiyorum, nasıl davranacağımı bilmiyorum…

Ben sizi kandırmadım ki, yaptığım şeyler yalan değil ki!... Bütün anlattıklarım sadece gördüklerimden ibaret, bütün sözcüklerim sadece yaptıklarımdan ibaret…

Yaptıklarınız hiç koymuyor da bana, insan askerde olunca biraz fazla duyarlı oluyor galiba… Kalabalıklar içerisinde yalnızım zaten, bir de dışarı da böyle şeyler olunca çok zorlanıyor insan…

Düşünüyorum da, aslında yaptıklarınız da doğru aslında!... Hayatıma çeki düzen vermem gerek benim de… Yeniden, en baştan başlamalıyım her şeye.. Düştüğüm bu dipsiz çukurdan kendim kurtulacağım biliyorum…

sen kaybedersen silinir gidersin, ben kaybedersem, her şeye yeniden başlayıp, kazanana kadar seninle savaşmaya devam ederim.”

Nereden duydum bu cümleyi hatırlamıyorum, belki bir filmden, belki okuduğum bir kitaptan, belki bir sohbet sırasında birinden… Bilmiyorum ama artık yapacak tek şey kaldı benim için; üstümdeki eskileri çıkartıp, yeniden başlamak hayata…

Yıllar geçiyor, günler geçiyor…

Zaman kaybedilen anıların mezarlığı değil mi zaten?...

Şimdi yaşadığımız anılar, bu mezarlığa mı gidiyor, bu mezarlıkta mı kalacak her zaman?...

Yeniden başlamak kolay da, o ana kadar geçen süre de dayanmak asıl zor olan bence… Şimdi o anı yaşıyorum ben, düştüğüm dipsiz kuyunun en dar yerindeyim, her yanımdan dikenler batıyor bedenime, benim ruhum acıyor…

………………………………..

Askerlik sürecinde yazdığım notlardan biri, aklıma geldi paylaşmak istedim…
__________________
biz de biliriz yarimize menekşe almasını / ama / arkadaşlar açtı / yedik meneşke parasını...
birunsatan çevrimdışı   Alıntı yaparak yanıtla
Eski 14-05-2008   #4
tanrı sosyalisttir
 
birunsatan nickli kullanıcının avatarı
 
Giriş Tarihi: Jan 2008
Konum: istanbul
Mesajlar: 470
birunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandır
Varsayılan Her Başlangıç İçinde Veda Sözcüleri Barındırır...

Her Başlangıç İçinde Veda Sözcükleri Barındırır…



Canı sıkkın bulutların, havanın canı sıkkın…

Bugün Pazar;
İstanbul bütün kasvetiyle doldururken sokaklarını, yüreğim kanıyor benim. Ne olduğunu bildiğim, söylememek için çaba harcadığım bir acı var göğsümün sol yanında…

Yara!...
Sadece bıçakla açılmıyor demek ki…

Canım yanıyor;
Beynimde kelimeler birbirine girmiş, hangisi daha çok acıtıyorsa o dökülüyor dudaklarımdan. İçimde zerre kızgınlık yok, öfkeden değil bunlar, kırgınlıktan…

Yüreğimin bütün ağlamaları, gözlerimin kızarıklıkları, amansız, zamansız gelen yalnızlıktan…

Çıkartın artık maskelerinizi gördüm hepinizin yüzünü… Kandırmaya çalışmayın artık kendi yüreğinizi…

Verdiği sözü unutmamalı insan, kullandığı cümleleri iyi bilmeli. Yanlış söylemiş atalar ya da eksik; “söz uçar yazı kalır” diye…

Ya hafıza!...

Söylenen her şeyi unutmayan hafıza…

Dikkatli kurun artık kurduğunuz cümleleri, dudaklarınıza her geleni söylemeyin, her söylenene de inanmayın bundan sonra…

Canım yanıyor!...

Canımı acıttınız!...

“Maskesiz yaşanmalı” demiştim zamanın bir yerinde… Maskeler acıtıyor çünkü bütün kalpleri…

Çıkartın artık maskelerinizi…
Her taktığınızda yitiyor bir yanınız, her çıkarttığınızda takılı kalıyor hayalleriniz…

Çıkartın artık maskelerinizi; ben gördüm artık sizi, yüzünüzü, gözlerinizi, duygularınızı….

Her başlangıç içinde veda sözcükleri barındırır.

İstanbul kasvetli, ben; yeni bir başlangıcın arifesinde veda’lara hazırlıyorum kendimi…

İstanbul’a karanlık çöküyor, şehir bütün ihtişamı ile ay’ın hükmüne tanıklık etmeye başlıyor…

Karanlık!...

Maskeleri çıkartma, maskesiz gezme vakti….

Kimse görmez sizi ay’dan ve ben’den başka…
Kimse tanımaz sizi…

Söylemem kimseye yüzünüzün olmadığını… Gözlerinizin yerinde boş çukurların olduğunu… kalbinizin yerine kağıttan maketler koyduğunuzu…

Bugün Pazar…
İstanbul karanlıklar içinde, gökyüzü sıkıntılarda, bulutlar kasvet dağıtıyor yeryüzüne…

Akşam bulutları sararken bütün sokakları, karanlık aynı kasvetle karşılıyor kendine selam verenleri…

Bir veda anındayım şimdi, bir başlangıcın arifesinde….

İstanbul hazır, bulutlar hazır… Çıkartın sizde maskelerinizi, hazırlayın kendinizi gerçeklere…

Hoşçakalın….
__________________
biz de biliriz yarimize menekşe almasını / ama / arkadaşlar açtı / yedik meneşke parasını...
birunsatan çevrimdışı   Alıntı yaparak yanıtla
Eski 14-05-2008   #5
mutlu
 
gizli nickli kullanıcının avatarı
 
Giriş Tarihi: Mar 2005
Mesajlar: 4,425
gizli nefis bir insandır.gizli nefis bir insandır.gizli nefis bir insandır.gizli nefis bir insandır.gizli nefis bir insandır.gizli nefis bir insandır.gizli nefis bir insandır.gizli nefis bir insandır.gizli nefis bir insandır.gizli nefis bir insandır.gizli nefis bir insandır.
MSN ile mesaj gönder
Varsayılan Ynt: Baki Bir Selamdır Kalan; Yoldaşa Özlem....

Metinlerimizi bir başlık altında topluyoruz...Yeni metinlerinizi yanıtla butonunu kullanarak ekleyebilirsiniz.
__________________
herşey mümkün...
gizli çevrimdışı   Alıntı yaparak yanıtla
Eski 15-05-2008   #6
tanrı sosyalisttir
 
birunsatan nickli kullanıcının avatarı
 
Giriş Tarihi: Jan 2008
Konum: istanbul
Mesajlar: 470
birunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandırbirunsatan herkesin tanıdığı bir insandır
Varsayılan Ynt: Baki Bir Selamdır Kalan; Yoldaşa Özlem....

Gecenin Deniz Halinde Aşık Oldum Sana…

Günün birinde, denizin kenarında, ıssız duran sandalların birinde sessizce oturmuş bulurken kendini, ne sorgulamak fayda eder, ne sorgulanacak zaman kalır hayatta…

Yüreği eflatun yarimi düşünürsün, yüreğini sıkıntılara mı döndürürsün bilinmez. Gecenin en güzel yerinde, denizin en sakin halinde, ağzında sigara efkar dumanları yükselir göğe…

Bir masaldır hayat, başı bilinmez, sonu hiç gelmez bir masal…

Bütün kötüler renksizdir bu masalda, bütün iyiler geceyi mesken eylemiştir kendilerine…

Bir yok oluşun eşiğinde, intiharın en dayanılmaz anında, yüreğin bir ışığı bekler sessiz anlarında…

Hiçbir film anlatmıyor bu hayatı, yazılan hiçbir romana sığmıyor yaşanılanlar… İnsan anlayamaz bu yaşamı, yüreği kaldırmaz yaşamın sırlarını…

Hangi sırlara kadirdir bu deniz, kim bilir kaç kişi boşaltmıştır yüreğindeki acıları denizin dalgalarına… Kadim dünyadan beri var bu deniz, o günden beri boşaltır yüreğini insanlar buraya…

Acı; insanın yaşam hali yaşayabilmesinin tek hali…

Yaşama tat katan anlardır hüzünlü anlar, yaşamı aşık eden an’dır yüreğin hüzne çaldığı an..

Soğuk..

Gözlerimde hissediyorum soğuğu, yalnızlığın soğuğu bu, yalnızlıktan üşür benliğim, yanlıktan taşar yüreğim yerinden…

Bir gemi geçiyor ilerden, ışıklarında pus var, hüzünlü çalıyor düdüğü sanki… Kim bilir ne acılar yaşamıştır içindekiler, kaç kişi yorgun düşmüştür ayrılıklardan..

Kendi yalnızlık öyküleri vardır gemilerin, hep sancılı olmuştur doğumları, başka ruhları yok etmişlerdir kendileri için, başka hatıralara kıymışlardır kendi hatıraları olsun diye… Yalnız ilk zamanlar sevilir gemiler, ilk anlar aşık olunur gemilere…
Sonrası yine yalnızlıktır, hüzne kesmesidir her yerinin…

Kendi lanetlerini kendileri yaratır gemiler, kendi sonlarını doğumlarıyla belli ederler…

Şimdi bir lanet anında geçiyor gemi, binen tüm insanlara bulaştırarak lanetini… Bir hüzünlü düdük sesidir geminin son anı, bir öç alıştır geminin ölümü… Sırlarla dolu olur gemilerin yaşamı, bir sis perdesinin ardındadır gemiler, büyük gizler , gizli sırlar saklarlar…


Dünyanın minyatür halidir gemiler, oradadır bütün insanlar. Her gelişlerinde bir sır saklarlar, bir sır bırakırlar geri dönüşlerinde..

Büyük aşklar yaratır gemiler, büyük aşklara gebedirler, büyük ayrılıkları barındırırlar…

Uçurumları saklar deniz, bütün hüzünleri alır yanına, kendi kendine uçurumlar yaratır içinde…

Gemilerin tek dostu aşıklardır, onlar anlar gemilerin yalnızlıklarını. Bir onlar yalnızdır zaten bir de gemiler. Ondandır denizin aşıklara kucak açması, ondandır gemilerin aşıklara ilgisi…

Bu masalın özel bir anıdır gemiler, kendilerine ait özel bir yerde dururlar…

Gemi kayboluyor yavaş yavaş, uzaktan ışıkları görünüyor kız kulesinin. Uzaktan bile güzel, buradan bile belli oluyor yarine ağlayışı…

Kıs kulesi; aşıkların çilehanesi… Yalnızlık mı öldürüyor seni, yoksa artık uğramıyor mu aşıklar sana… Kaç zaman ayrı düştün sevdalılardan, kaç yürek atımı uzaklıkta aşıklar?...


Gözlerime yaş düştü, bir sigara daha bitti, biraz daha kısalttım ömrümden, biraz daha yaklaştım yalnızlığın en uç noktasına… Ne kadar da uçsuz bucaksız deniz, sonu nerede acaba, ya da var mı bir sonu bu kadim deryanın?!...

“Büyük aşklar yolculuklarla başlar” der şair. Gözlerime yolculuklar düşer, yüreğim aşklara gebe, ellerim seni özler bu diyarlarda…

“Ve serüvenciler düşer yollara ancak / ne bir adresleri vardır onların / ne de aşktan başka bir sığınakları / ama / yaşarlar dünyanın dört bir yanında / ölümle alay ederler sanki…/

Bir serüvenci olmak ister benliğim, isimsiz aşkların peşinden koşmak ister yüreğim…

Gün doğuyor, güneşin kızıllığı vuruyor denize, yakamoz zamanı şimdi denizin…

Denizin en büyülü hallerinden biridir yakamozlar, güneşin denize armağanı, ay’ın göz yaşlarıdır yakamozlar… Derler ki; uzun yıllar önce, İstanbul’un deniz yanında güzeller güzeli bir kız, ki saçları ay’dan güzel, yüzü güneş’ten parlak, gözleri denizi kıskandıracak kadar mavi bir sevgili, kavuşamadığından yarine, bırakır kendini denize… Güneş’in ay’ın ve denizin buluşma anında… Ondan sonra oluşur yakamoz. Denizin hüznüdür, ay’ın gözyaşları, güneşin sevdalılara armağanı…

Güneş ay’dan devralıyor görevi…

Gel yanıma, seni sevmek lazım bana…
__________________
biz de biliriz yarimize menekşe almasını / ama / arkadaşlar açtı / yedik meneşke parasını...
birunsatan çevrimdışı   Alıntı yaparak yanıtla
Yanıt


Konu Araçları

Yeterlilikler
Yeni konu açamazsınız.
Konulara yanıt veremezsiniz.
Eklenti gönderemezsiniz.
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz.

[IMG] kullanımı
HTML kullanımı Kapalı


Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Yanıt Son Mesaj
Haftanin Siiri Deniz Haftanın Seçkileri 174 2 Hafta Önce 11:13 AM
Yoksa Eşitlik İçi Boş Bir Hayal mi ? Mr.StaTiK Bilim - Teknoloji 0 19-03-2008 05:58 AM
Demiryolu Hikayecileri... Oğuz Atay Deniz Edebiyat 9 19-06-2007 08:24 PM
Din olgusu karatoprak1975 - 6 Kuyu Çöplüğü Sergisi 2 19-06-2007 02:45 AM
BURÇLARIM KARDELEN85 Kuyu Çöplüğü Sergisi 4 02-03-2007 09:38 PM


Bütün zamanlar GMT +2. Şu an 03:31 AM.


Powered by: vBulletin
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0