![]() |
|
|||||||
| Kendi Çalışmalarınız Bütün edebi türlerde gerçekleştirdiğiniz çalışmaları sergileyebileceğiniz bölümümüz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları |
|
|
#71 | ||
|
Kuyucan
|
sen hep şakacıktan sever ölümüne ayrılırdın ayılamazdım o hummalı caddesizlikten sonbahar biterdi geride her şeyi kirleten piç bir zaman kalırdı upuzak boğuk tüm gitmelerimin karşılığı olarak gelir otururdu içime çocukluğumuzun kırık camları oynaşıp dururdu göz açıp kapayıncaya kadar bileklerimizde uçarın kaçarın yok hangi duvara dönüp baksan aynı çocukluk öyküsü döllerdi tüm hüzünlerimizi son mırıltısı yükselirken ilk ve son mutsuzluğumuzun kaba saba sürüklendiğimiz o arkadaşsız ayrılıklarımıza mahkumiyetimiz (hiçbir gitmek bu kadar dolmadıydı gözlerimin evrenine günaşırı felfecir ama sensiz ölmeyi hiç benimsememecesine) ceketini alıp çıkardı kent içimizden mevsimler avutacak bir kent bulamazdı kentsiz mevsimsizleşirdik sunturlu küfrünü saklamazdı kuşlar göğe çer çöp unutulur yakınlaşan sahilsizleşmeler gelirdi gündemine günlerin gelip geçmesinin hiçbir yağmur saklayamazdı yaramazlığımızı aymazlığımızı ellerimiz yağmurun artığı değildi yaşamak kestirip atardı gitmek mahçupluğunda: “sen olduğun yerde kal ben gideyim senden ne de olsa ihanet de senin ayrılık da sende üstelik bir de akşamüstü üstelik bir de kırmışken şeytanın bacağını kalbin boş vererek ayrı kentlerde kanamasına kapı tıkırtınızın can hıraş umutlara” üşürdük saklayarak birbirimizden saçlarımızı ellerimize kıyamazdık saçlarımızın kaderi biz olurduk ellerimizin kederi paylaşmak şakacıktan unutur ölümüne hatırlardım hatırlamayı yanına yaklaşamazdım seni unutmanın evsiz barksız olsa da uçurumlarımın hiçlikteki inadı hatırlamaların tutsağıydı zamanı yaşamamı engelleyen belki öykümüzün belki bu şiirin sonu: sevmek en büyük engelse aramızdaki tüm renklere aykırı ayrılığımıza senleştikçe görecek seni gözlerim olduğun gibi köşeleri belirecek ellerinin yüzünün dudağını büküşünün ve olmayacak hiçbir zaman şiirimin en güzel yeri aşk olmaktan çıkan çocuğumuz Kağan İşçen (c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir. |
||
|
|
|
|
|
#72 | ||
|
Kuyucan
|
[COLOR=#800000]Dün Yoktu Yarın da Yok[/COLOR]
[COLOR=#800000]dün yoktu yarında yok şimdinin ne olduğuysa belli değil piç bir şekilsizleşmeydi evlerden kaçarak ölmeyi tercih etmek şah mat olduysam tatilsizliğine aşkımın senle ilgisi yok ne sen ne ben kalmadık odamızda belki sen hiç olmamıştın zatenlerde ve de aynı dünyada olmamızdır saniyelerin varlığı ben senin en masum tarafın çocukluk aşkın demek zamanın boynu kıldan ince tükenmez bir sevdanın ince elenmiş sık dokunmuşluğuna demek alev gibi gözlerinle baktığın için bu kadar bize hazırlanmış kuşların son akşam çığlığı yıllar yılı kelebeklerle oynayışını un ufak ettim dudaklarımda her şeyini yıllandırdığım gibi göz çukurlarımın demlenmişliğinde göz pınarlarımın imbiğinde gün batımı bulutlara şöyle son bir göz atışım aşkla yanıp tutuştuğum o tatlı rüyalarımda tenine dokunmuşluğum… bakışlarının o en dolu nezaketiyle uyanmak kan sabahlara bu benim asıl işim körpe yaralarımın gün ağarışıyla son gibi son düellosu bu sensin işte sen… kalbimin dev yangınlara taş çıkartan en derin en deli esmerliği ayva tüylü ceylanım en iyi yanım en güzel yanım en yaralı harım bitmeyeceğim işte hiç sırtıma vurduysa bugün yine güneş sensiz olsunnnn ince bir yağmur gibi yağmıyor musun her saniye aklıma saçlarımın onurlu aklarına ağzımı açamam aşkınla soyunmazsam yaşamaya ellerimi oynatamam yerimden kıpırdayamam canımın kan parçası uzaklara söylediğim o pervasız türkünün hatırına haydı çık gel şafaklarına gözyaşlarımın alın terimin namusumun güzel derdim aklım fikrim fikrimin ince gülü güleç yüzlü sunam aşkın sonsuz lacivertlerle bezeli sonsuz hüznü tek yol yoldaşım arkadaşım arkadaşlığımsın affedemeyen hoyrat tanrıçam savunmasız bir sevdayı solmamış kederleriyle karanlığı siyahlara boğan tek sevdayı[/COLOR] [COLOR=#800000]Kağan İşçen [/COLOR] [COLOR=#808080](c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.[/COLOR]
|
||
|
|
|
|
|
#73 | ||
|
Kuyucan
|
Seni Sevdiğim İçin Kendimi Sevdim
saklambaç oynadım seni kazanmakla saklandım seni kaybetmekten meydan okuyarak deniz aşırı yokluğuna çocuktum ıslak kirpiklerimde sesinin çağlayanı her damlası ışıl ışıl karanlığa saplanan birer ok gibi aydınlattı yolumu seni değil kaybettim seni aramayı ölüme bakıp gülümsemekti unutmamak (kendimle yüzleşemeden tanıdım yalnızlığı) seni sevdiğim için kendimi sevdim başka bir nedenim yoktu kendi acılarımın yağında kavrulmak gibi papatya masumluğunu düşünmemenin pişmanlığı gibi seni sevdiğim için kendime dokundum ellerim yanana kadar ellerim yanmıştı zaten bir de ne göreyim çıka gelmişsin almaya çocukluğundan bende kalan emanetini canımı ama o artık kendine ait olmayan ama o mavisini yeryüzüne sunan kirli bir yalı çapkını bir ucundan senin de tuttuğun o maviliğin gerçek bilgesi ezilme diye göğün altında paylaşamadığımız için hiçbir zamanı Kağan İşçen (c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir. |
||
|
|
|
|
|
#74 | ||
|
Kuyucan
|
[COLOR=#800000]Kör Çıkmaz[/COLOR]
[COLOR=#800000]erken bir kış bastırırdı kar tanecikleri kaplardı her yanımızı sen ona da aldırmazdın bana aldırmadığın gibi inişlerimiz çıkışlarımız olurdu kimi zaman öpüşür soğuklaşmayı unutur kimi zaman oda müziği kadar yankılı sancılaşırdı isteklerimizi reddedişimiz karnının sıcaklığı harikalaşırdı ihtiras aç bir yarasa gibi kanını emerdi beynimin kör çıkmazlaşırdık senin sabahının istekleri başkalarınındı sen bir aptaldın kıvamını bulamamış bir yatak örtüsü bense o yatak örtüsüne dolaşan son aşk angaryası dinlediğimiz müziklerin tortulaşmasını ayrılık zannederdik ahhh grinin sarıya bulaşmışlığı ahhhh aşk sırat köprüsünün esmer suratsızlığı gitmek neyi değiştirir ki hepinize yetecek bir aşk var bende[/COLOR] [COLOR=#800000]Kağan İşçen [/COLOR] [COLOR=#808080](c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.[/COLOR]
|
||
|
|
|
|
|
#75 | ||
|
Kuyucan
|
Öğretmene Müjde
tüm dünya sınıfımız sanki özlemli bir tebeşir kokusu seni içimden atamadım sızısı güneş yanığım benim ne sevgilim çeker nazımı ne bir başkası siler burnumu kırmızı kalemimin ucu hala kırık tatlı düşlere dalarım sen aklıma geldikçe sana mı düşerdi kırık düşlerimin kaygısı ellerin niçin bu kadar ince parmaklarına salıncak kurar meraklarım nasıl çözer yüreğimin buzlarını ilkbahar huylu o bakışların aklın nasıl bu kadar uzun sorularımın tek sığınağı senin sesin öğretmenim sıranın altında unuttuğum okul armamda kaldı en son şımarıklığım sana bakarken bir çift ateş parçası oldu gözlerim ışığından ışığından canım öğretmenim gözlerim kara tahtada hala apak bulutlar gibi yüreğinden damlayan aydınlık yarınlara bağlılığını haykırırsın ya karanlıklara aklının ak tebeşiriyle kara tahtada yeşerecek gündüzlerin en güzel vadisi gözlerim üstünde tüm karanlıkların aydınlık yarınlar bizimdir öğretmenim |
||
|
|
|
|
|
#76 | ||
|
Kuyucan
|
[COLOR=#800000]Sır[/COLOR]
[COLOR=#800000]bir yalandı ağız tatlarımız gibi: ilk yaz fırtınalarının sırrına bir uçurtmalar varırmış hayatın ermişliğine en aykırı şeytan uçurtmaları çocuktan daha çocuk ölümden daha ölüm beterden de beter umutlarımıza göz açtırmayan yıldırımlar gibi meğer mahzunluğumuzla üstünü örtmüşüz dilbaz sevdalarımızın uçuculuğunun en küçüğünden en büyüğüne ölümsüz sandığımıza kadar ya da bazen köprüleri atmışız bir an hayalle aramızdaki gerçek aşka ağır gelir yanılsamayı kaldırmaz hangi ıtır taşır kokusunda dokunmak isteğinden başkasını hangi arzu kutsallaştırır tenden ötesini “şeytanın bacağını kıramaz bulutların üstümüzden geçişini paylaşmak” insan sevdalandıkça lekelenirmiş kopan takvim yapraklarına dost hüzünlerle yalnızlığı korkularımıza mahkum etmişliğimiz masumluğu yeniden yorumlamanın imkansızlığı gökyüzü bulutsuz olmaz ömür lekesiz yürek sevdasız şimdi ne küçükken uğunduğumuz renkli taşlarımız ne gözlerimizi kumrular gibi yollara çakıp bekleştiğimiz o en tatlı umudumuzun çıkıvermesi köşeden gözlerimizin içine gülerek[/COLOR] [COLOR=#800000]Kağan İşçen [/COLOR] [COLOR=#808080](c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.[/COLOR]
|
||
|
|
|
|
|
#77 | ||
|
Kuyucan
|
Sonsuzluk Parkı
öyle bir acıktım sana seni sevmeye konuşmayı inançlarına ters özleyişlerinle eskimemeyi bak hala birgün geleceğim diyorum değiliz daha eşiğinde son oyun çığlığımızın ve ezilmiş çimenler kokarken susuşumuzun heveslerimize küskün ırmağında bak hala birgün geleceğim diyorum sakla yokluğumu derinden hissetmişliğini seni bir tomurcuğun açılışının narin yolculuğunda alacağım kendinden sakla sendeki yokluğumu farkında olmadığın ilk ve son yolculuğumu gece geç vakitlere dek otururduk bakışlarımızın özlemleri hayrete düşüren sınırsızlığı yitirirdi inandırıcılığını ellerimizin üşüdüğü yerden başlardı ayrılık sonsuzluk parkında ikimiz kalırdık kim güler kim ağlar bilinmezdi iyi ve kötü anlamsızlık dinletisi olurdu geleceği özlemek paylaşımımıza günün ağarması taze kan kokardı anlamazdık sonumuzun geldiğini sonsuzluk parkında avuçlarımız bomboş uyurduk hiçbir aptal halimize gülmezdi birbirimize yakalanırdık çapraz aldatılmışlığımıza hem hayat hem biz iğfal ederdik anılarımızı anısızlaşırdık yer gök kalmazdı küfretmedik zaman orda durur ama biz durmazdık biz demek yağmur ve çocukluk kıskacında şekilsiz acılarımız demekti (yüzlerimizi görmediğimiz için şekilsizdi acılarımız bakabilseydim içine gözlerinin bir adı olurdu acılarımın en azından bir ünvanla ölürdüm sahilsizlik o kadar yaralamazdı çitlembik gülüşlü olanaksızlığımızı) sonsuzluk parkında dudaklarımız kalem olurdu yüreklerimizin hırslı sayfalarına gidişin eğri kaldırımları dost bildirirdi gönül ağrılarıma el ayak çekilirdi yalnızlığımdan ömür üvey kardeşim olurdu ölümse analığım kimsesizliğin baş konuğuyum artık sabah ziyaretlerinden vazgeçmese de umut karartmasındayım söylediğin türküleri duyamamanın sonsuzluk parkında salıncak kurdum baş köşesinde oturuşuna acılarımın kıt kanaat geçinirken özlemlerimin yarınıyla birgün geleceğim diyorum ısrarla bir gün geleceğim kapına ilk adım tadında okşamak için kapıyı açışını son kez açışını sana değil kapıyı açışına geleceğim sonsuzluk parkına götürmek için umutlarını birleştirmek için umutlarımızı kendimizden hariç sonsuzluk parkında bir son bulacağız sonsuzluk tabutumuz olacak kavuşmasızlığımız kefen bezimiz adresimiz olmayacak öyküsüzlüğümüz tek yerimiz orda sonsuzluk parkında olduğumuzu kimseler bilmeyecek hiçbir kuş konmayacak dalına çiçeğimizin hiçbir hayal yaratamayacak sevişmeye hazırlanmaya denizlerimizin kabarmasını yaralarımız haylaz bizi kimse bulamayacak sonsuzluk parkında ellerimden tutacaksın şiirsiz yaşanmayacağını anlatacaksın aynı sensiz yaşanmayacağını anlattığın gibi sensizlik sana rağmen bir sen’in olmayışı olacak kalmayacaksın bu defa son defa öleceğim… Kağan İşçen (c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir |
||
|
|
|
|
|
#78 | ||
|
Kuyucan
|
Aşkın İzinsiz Gösterisi
ben kaybetmeye değmem her akşamın sabahı vardır benim yok bazen sert rüzgarlar esse de bahar sofrasında merhametimin iki dirhem bir çekirdek parıldar gözlerim en güzel yönüyle boy atmışlığına paylaşmanın ben kaybetmeye değmem hele hele zoraki çekilmişse sürgüsü mazinin hani varlığımızla dirilirdi gelecek hani uzak düşlere kapılmazdı yaz akşamlarımız sesim sesine tutsaksa üzeri kanaviçe işli bir sedirdi ölüm sesim sesine tutsaksa 'ben aşkın izinsiz gösterisiydim kem gözlerden uzak özenle yaratılmış bir ömrün ağaçlar tarafından eksiksiz gözden geçirilmişliği' ben kaybettiğine değmem elindeki amansız rastlantıyı beni kaybetmeyi bırak bir bir elden geçir hatıraları oralarda nedensiz bir sevgi bulacaksın hırpalanmış bir çocukluk arkadaşlığı ipek saçlı yalın kat bir süreksizlik bırakacaksın içe işlenmişliklerin bohçasını oturacaksın gündoğumu ıslaklığına toprağın beni o zaman anlayacaksın pür dikkat bir neşeyle atılacaksın günün ilk ışığına beni anlayacaksın göze alacak mısın kaybetmeyi çünkü ben kaybettiğine değmem derin dalgınlıklarının nedeni uzun dargınlıklarının ben kaybedilmeye değmem ama sararım tenini gür bir orman gibi yaşamaktır tek işaretleşmem seni sevmekle aramdaki payımız eşit ben sende yaşamayı öğrendim sen bende veda etmeyi ben sende başlamayı öğrendim hata yapmayı sen bende hatasız bitirmeyi ben kaybetmeye değmem borçluyum birlikte tanıdığımız insanlara her bir parçamda birisi ayrılığı da paylaşırız onları paylaştığımız gibi homurdanmasın kader inadımız ölüme değil yasaksız bir ayrılığa ayrılıktan da ayrıyız artık sınırsız bir boşlukta sokakta sadece sokakta gri akşama doğrulu yağmura nazlı gökleri güvercinli bomboş loş bir sokak Kağan İşçen (c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir |
||
|
|
|
|
|
#79 | ||
|
Kuyucan
|
[COLOR=#800000]Zamanım Yok Geçmişi Düşünmeye- Aşkın Antikahramanı
içim genişlerdi daracık sokaklarında kelebek telaşlı günlerimizin aydınlığın gelirdi en köhne yerine umutsuz aşklarımın aydınlığınla tutardım otları saçlanışın bağlardı yaşama gözbebeklerimin meraklı hallerini gözbebeklerim sana da değil seni sevmeye merak salardı gülücüklerinin çocuklanışını düşünmek taşınmak en büyük uğraşım olurdu artık kırşehir mi olur istanbul mu adana mı yoksa zıpkın acımasızlığında bir sivrilikle bir kentin sahipsiz bırakılmışlığı donakalırdı damarlarımda damarlarımda kan yerine ne sen ne sensizlik damarlarımda aynı kentte ikimizin olmayışı okurdu canıma sensiz bir hayat tekrarıydı an be an kendine bile hayrı dokunmayan bir ölümün aşk donmuş birer zaman parçalarından ibaret pişmanlığın ibret vesikası vesikalık resmi yüzümün en acılı halinin vesikalı yarim kendimi kandırmalarımın ağlamalarımın arasında ara nağmeli çaresizliği tüm yazlarımın üstünü örten yalnızlığımın sensizliği keşfi vesikalı yarim ve gözyaşlarım reçinesi hayallerimde saç tellerinin öptükçe bilsem ne bu çığlık bu peşpeşelik yığın yığın şaha kalkmışlığı bol anılı ansızlıkların zamanım yok geçmişi düşünmeye seni unutmamak geleceğe oturtmaktır gözlerinin solgunca yeryüzüleşmesini çünkü değişkenliğinle çoğalır tutsaklığım aşk doğalaşır ben doğalaşırım doğallaşır senin için ölmek ve ancak bir antikahraman çeker gündelikleşmenin yükünü hayali gülüş balkonuna ulaşamaz hiçbir özleyişim ölürcesine beyazlarda bu kan vahşi bir ılıklık seni kendimde aramak çaresizliği karnımdan bıçaklanmış gibi yalnızlığımın sözde o sarp şarkısızlığında[/COLOR] [COLOR=#800000]Kağan İşçen [/COLOR] [COLOR=#808080](c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.[/COLOR]
|
||
|
|
|
|
|
#80 | ||
|
Kuyucan
|
Hangi Parmağında Uğur Böceğim
unutmuşsun gözlerimin heveskar mütevaziliğini üzülürdün oysa kirpiklerim olmak isterdin ıslanmak için kar yağsa da sarsam derdin tek yurdumdu sıcaklığın beni böyle can hıraş can çekiştirici tekrarlarına düşüren ağlamaklığımın kalp kıran huysuzluğumun tek öznesi olmaktan bıkmadan seni düşünüşlerime isim bulmaktan bıkmadım hiç her düşünüşüm bir şiir oluverir hiç ölmeyen kedisi olur gözü yaşlı çocukların kasnakları hiç kırılmayan düş uçurtmaları camı çizilmeyen bilyeleri hovarda yağmurlara yakalanmayı sevmek gibi sana bakmakla doyardı karnım sen olmasan gözlerim zaafiyet geçirir rüyalarıma zemheriler bile küserdi uykularımın bölünmesiyle baş başa kalırdım hiçbir köşe başında hiçbir bahar gözlerime ilişmezdi saçlarını okşadığım anlarımı kıskanırdı şimdiki anlarım çekilmez çirkin bir cadı olurdu tüm şimdilerim yakanda bıraktığım uğur böceğine ne oldu hangi zamana bırakıp koyup uçurdun isteklerimi ve hangi parmağından havalanan kanat sesleri unutturdu beni sana Kağan İşçen (c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir. |
||
|
|
|
![]() |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Serkan Engin şiirleri | SerkanEngin | Kendi Çalışmalarınız | 46 | 24-09-2008 11:46 PM |
| Hasan Sancak şiirleri | REKLAMYAZARI | Kendi Çalışmalarınız | 12 | 22-07-2008 01:47 PM |
| Efsanelerimiz | kurşun kalem | Tarih | 3 | 01-11-2007 11:31 AM |
| Bahar ile ilgili şiirleri burada paylaşalım | iuscivile | Edebiyat | 13 | 17-09-2007 10:20 AM |
| N.Nedja İvanic Şiirleri... | titania | Edebiyat | 3 | 30-01-2007 09:40 PM |