![]() |
|
|||||||
| Kendi Çalışmalarınız Bütün edebi türlerde gerçekleştirdiğiniz çalışmaları sergileyebileceğiniz bölümümüz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları |
|
|
#145 | ||
|
cesur
Giriş Tarihi: Apr 2005
Mesajlar: 502
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sarpa saran saçma soluklara methiye yazmak gerekliymiş; hayatım, ruhum ukalalığı senden öğrenmiş…
Bronzlaşmış teninle yeni bir yalan planlıyorsun Desem Ki biliyorum ruhunun ayazlı kokusunu… Dönüş yolunun terli sersemliği sinmiş boynuna - Hayatım, boşuna yorulma – Saçma sapan sevişmeler takılı kalmış kaşlarının koyuluğunda Desem Ki biliyorum erkekliğinin tene susamış korsan bakışlarını… Çığlıkların keskin köşeleri gözbebeğini kanatmış - Hayatım, dudağının kenarındaki suçu sil istersen - Denize nazır gecelerde koynunda konaklayan isimleri bir bir unutacaksın şimdi Desem Ki biliyorum hafızanın ışığa duyarsız kalbini… Bedduaların halifesi seçilmiş saçının kıvrımı - Hayatım, romanını yazarsın sen bu şiddetli kasvetin – Vazgeçmek gerek bu aşktan Desem Ki biliyorum umrunda değil sesimin yankısı… Hayatım ben üç yudumda yutkundum yokluğunu… * Hayatım üzgünüm saçları derli toplu; şehveti ölçülü kadınlardan olamayacağım hiç. Cepli pantolonlarımla ben gözleri zamana aşık bir kadınım ve ne yazık ahmak erkekliğini sessiz sedasız kabul edecek kadar çaresiz değil yüreğim. Hayatım, ukalalığı ben senden öğrendim…*
__________________
Korkmuyorum artık yola çıkmaktan... |
||
|
|
|
|
|
#146 | ||
|
cesur
Giriş Tarihi: Apr 2005
Mesajlar: 502
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Çocukluğa dair güzel zamanlar vardır; o zamanlara takılmış bir şarkı, bir masal… Çocukluğa dair güzel zamanlar birer “anı” olacak kadar büyürsün sonra. O kadar büyürsün… Ansızın o şarkının ilk sözünü, masalın son cümlesini hatırlamak istersin. Dilinin ucuna gelen sesler bildiğin lehçenin cümlelerine dönmez. Senin bedelin bu işte… Herkesin bir bedeli var; ödediği kadar ödettiği.
Dolu dolu - dosdoğru – söylenmiş sözlerin ağızda bıraktığı buruk tadı bilir misin? İşte sen böyle bir iz bırakıyorsun hayatta. Çok zaman evvel yaşamış olsaydın yarım bir tanrı diye bilinirdi adın; bence. İntikama yakın, bile bile acı verme konusunda yetenekli; ama en önemlisi bunlardan uzak duracak kadar insan… “ Çok mutsuz sonların birinci şartı çok mutlu başlangıçlardır…” Hakan Günday Gizlerim sende; gel artık. Gel de karşılıklı adam gibi susalım. Çakırkeyif bir öğle sonrası hızla adımlayalım kokusu avuçlarında saklı yolları. Yakası kalkık siyah paltonu fotoğraf karelerinde unutmuşsun; üşüme sebepsiz sevişme sahnelerinde. Sana göre değil ki sırtı boran geceler. Alışkın değilsin sen kertenkele istilasına; ezberini şaşırırsın yalnızlığının. “ Bir uzaklaşma, bir küçücük parantezi sessiz sedasız yaşama arzusu bu…” Mario Levi İç sesim… Ruhu sarpa saranım, çığlığı boğazıma sığınan huzursuz adamım pencerelere yansıyan suretlere güvenme. Zira yağmur bile unutkandır bu şehirde. Kadir bilmez kıymetsiz gözler. Rengi aşina vakitlerde aşınmış kollar birbirine teyellenmez. “ Konuşmadan konuşulanlar, konuşulanlardan hep fazlaydı. İdare etmek lazımdı. İdare etmenin en önemli yolu susmak ya da değiştirmekti aklından geçeni. Beceremedim…” Cem Mumcu Bir an sadece bir an içimde kalan… Kolları kıvrılmış gömleğinle akşam güneşine inat gülümsüyorsun. Gülmek sana çok yakışıyor da elbette biliyorsun bunu. Nasılsa her sözün yankısı var mazide. Nasılsa hayaletler çeviriyor bombalı çeperini aklın. Sigaran gölgeli hatıralarla kül oluyor. Kızıl çift kanatlı bir kapının önünde gönüllü yazılıyorsun beklemeye… Sözlerin pelerinine sarılıp kaybolmayı diliyorsun balkonlu yaz gecelerinde. Oysa kaçılmıyor acıdan; bunu en iyi sen biliyorsun. “ Bir sızıya, bir acıya varana kadar kendi derinliğimizin üstünden kayarcasına yaşar gideriz. Acı durdurur bizi, bizi kendimize indirir…” Murathan Mungan Sarhoşluk bir sana yakışıyor bu şehirde. Meydanlara kazılı umutsuz bir bakış şimdilerde adın. Şarkıları umursama be adamım; küfrün bini bin para cüzzamlı hüzün panayırında nasılsa. Sen sen ol palyaçolara aşık olma. Gözyaşlarını taşıyamaz göğüs kafesin. Sahi sen nasıl bir mengenede bıraktın soluğunu? Önce yanıtlar gelsin… Rengin hayatın özüydü; blöfsüz oynandı elbette tüm yakarışlar. Sevmek tanrıyı reddetmekti belki de. Ah özür dilerim; inançlı bir ayyaş olduğunuzu unutmuş yüreğim. Ki en çok ayyaşlar sevilmeliydi. Ki en çok onların teni merak edilirdi. Ki en çok onlar uğruna korunaklı konaklardan vazgeçilirdi. Yollar senin adamım; renklerin en korku bilmezi senin. Özledim; sadece bunu bil istedim… Gri bir şehrin yaz bulantısıysa gözümü sulandıran vakti gelmiş demektir bir dost omzunda ağlamanın. Adamım bu kuraklıktan sana merhaba… “ Çok yazdım çok söyledim Benden bu kadar Gelecek vakte kadar benden bu kadar Önce kendinizi affedin ve hoşça kalın çocuklar…” Murathan Mungan * Gönderilmesi ölüm demekmiş bazı mektupların; adamım ben çoktan kıyısından döndüm ecel korkusunun…*
__________________
Korkmuyorum artık yola çıkmaktan... |
||
|
|
|
|
|
#147 | ||
|
cesur
Giriş Tarihi: Apr 2005
Mesajlar: 502
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
basit bir ayrılık şarkısı için imkânlı sözler durağı…
ayağına dolanıyor hissiz tenin meğer sen aşkın tadını hiç bilmemişsin erkek olmak adına heba etmişsin bu yüzden gözlerini saçları dağınık ihanetleri evin saymışsın oysa sevgilim şarabın bile bir ağırlığı vardır tortusu iz bırakır damakta suretin ne yazık gölgene tutunup geceye akmış suskunluk ölümmüş; senden öğrendim sevgilim ben senden, bir önceki sayfada vazgeçtim… * kıyısız sevişmeler biriktirmesini de bilirim elbette; mektup açacaklarıyla derin bir intihar planlamayı da… basit sözler gerek oysa sıradan olmayı bile beceremeyen adamlara… saygımla… *
__________________
Korkmuyorum artık yola çıkmaktan... |
||
|
|
|
|
|
#148 | ||
|
Huge ego, sorry.
|
Özellikle dipnotların dikkat çekici mordefter, yazılarının izlerini dipnotlardan sürmek eğlenceli, hüzünlü ve güzel bir serüven.
__________________
Hükümetin görevi yurttaşı hataya düşmekten kurtarmak değildir; yurttaşın görevi hükümeti hataya düşmekten kurtarmaktır. ![]() Robert Houghwout Jackson (1892 – 1954) |
||
|
|
|
![]() |
| Konu Araçları | |
|
|