![]() |
|
|||||||
| Kendi Çalışmalarınız Bütün edebi türlerde gerçekleştirdiğiniz çalışmaları sergileyebileceğiniz bölümümüz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları |
|
|
#151 | ||
|
cesur
Giriş Tarihi: Apr 2005
Mesajlar: 502
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Kareli gömlek giyen adamlar hüznü bir yanılgı gibi sigaralarında taşır çocuğum Bu adamların suskunluğuna inanmamak gerekir Üç günlük sakalıyla şarkıları arşınlar bazı adamlar Ki onlar kıvamlı gülüşlerin mecrasında hain pusular tezgahlar Olabildiğince uzak durmak gerekir ukalalıklarından çocuğum Bazı adamlar uçurum kıyılı seyirler kiralar hayattan Kaburgalarında eski bir sevdanın kokusunu taşıdığını idda eder gözleri Oysa ağırlıkları tozlu bir karanlıktır nihayetinde Prangalı sevişmelerle yakar ruhunu bazı adamlar çocuğum Ki onlar dokundukları her teni pusula sanırlar Oysa kuzey hep yanlış yöndedir İşte bu yüzden yataklara boşalan erkekliklerinden uzak durmak gerekir Renklere tutkun kadınların gizi olur bazı adamlar Kolalı yalnızlıklarıyla fotoğraf karelerinde yakası kalkık bir siyah palto olurlar Ki onlar gönüllü yazılır çocuğum hayatın oyunlarına Sersem bir sesin orta yerinde unutulmaz bir şehvet olurlar Sen sen ol çocuğum yüksek ökçelerinle arşınlama yüreklerini Ve sakın lekeleme soluksuz gülüşlerini Rujuna uygun gölge arama avuç içlerinde Sakın yalan söyleme vakur gözbebeklerine Zira ancak onlar tehlikeli bir kadını çocukları gibi kabul eder Ve bilirsin böyle kadınlar en çok huzura ihanet eder… * Çocuğum kilitli kapılar ardında yakılan mumlar sarhoşluktur unutma ve sakın inanma hayatın saçma yüzlerine. Sen sen ol adam gibi bir adamın rengine sakın zeval getirme. Ve asla soluğunu solduran bir sevişmeye güvenme. Tarumar et tüm sözleri yalansa sana biçilen hikaye. Şehirlerin azılı gecelerinde adın koyu bir izle kazınır aşkın bileklerine.*
__________________
Korkmuyorum artık yola çıkmaktan... |
||
|
|
|
|
|
#152 | ||
|
cesur
Giriş Tarihi: Apr 2005
Mesajlar: 502
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Yanlış duraklarda unutulan sevda sözleri için kıyısız bir haykırış biriktirdim. Efendim bir parça zehir ister mi acaba gölgemi sattığınız o kadın?
Sırlı sesinizle derin bir hüzün planlıyordunuz o gece. Dirseğiniz koluma değiyordu usulca. Ben usul usul akıyordum ölüme. Farkında değildiniz elbette. Büyük sözlere inanırdınız siz. Oysa bilmiyordum lehçenizin bozuk atasözlerini ben. Deyimlere de güvenemezdim ki. Elimde değil işte; böyle öğretilmiş kalbime. Sakin gözlerinizle yankısız bir yol çiziyordunuz şaraba o gece. Diziniz dizime değiyordu usulca. Ben usul usul karışıyordum adı atlaslarda kalmış nehirlere. Farkında değildiniz elbette. Klasik cümlelere inanırdınız siz. Oysa bu şarkının sözlerini bilmiyordum ben. Üstelik kemanların akortu bozuk yalnızlığına da güvenemezdim ki. O gece sahipsiz bir yıkım oluyordunuz gözlerimde. Farkında değildiniz, elbette. Siz, soluğu yatakları hatırlatan kadınları severdiniz. Oysa ben şiddetten uzak bir tendim nihayetinde. Bile isteye yenildim size… * Kıvrımlı sabahlar düşlemiştim ikimiz için. Duvarların sıvasını döken ayrılıklar düştü payıma. Olsun efendim; yangınınızla yüzleşecek kadar yaşlandı nasılsa yüreğim…*
__________________
Korkmuyorum artık yola çıkmaktan... |
||
|
|
|
|
|
#153 | |||
|
don ki$ot
|
Alıntı:
(Her sozcuk karsiligini her zaman veremiyor anlatilmak istenenin mordefter; yazdiklarin dusunlerimin uzun ve yatili misafiri kaliyor hep...Yuregine saglik)
__________________
gel dalgaya düşelim sandalda rakı içelim bir kötü arkadaş edinip peşinde uçalım... |
|||
|
|
|
|
|
#154 | ||
|
cesur
Giriş Tarihi: Apr 2005
Mesajlar: 502
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
ıssız kokularında gereksiz suskunluklar büyüten adamlar tanıdık; ardından çığlık çığlığa derin bir karanlığa daldık. durduk kimi zaman; kimi zaman yola düşmeyi marifet saydık. ve tam yorulmaya meylederken uzaktan gelen bir sözle yazıya bağlandık... okuyan yüreğine sağlık...
__________________
Korkmuyorum artık yola çıkmaktan... |
||
|
|
|
|
|
#156 | ||
|
cesur
Giriş Tarihi: Apr 2005
Mesajlar: 502
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Koyu renkli makyaj yapıyor şehrin ağır orospuları. Sevgilim lütfen sorma aramızda büyüyen korku rüzgârlarını…
Karartıların arasında soluk bir tendi payına düşen Oysa bilmezdin renklerin ıssız sesini Çözemezdin ki sen denklemlerin iç açılarını Yaşın tutmazdı gölgesiz gidişlere Sevgilim dağınık saçlı kadınlar derin bir yara halidir unutma Cumbalı sabahlara arap saçlı yağmur gözlü çocuklar büyütürler Koyunlarında hayatla erken yüzleşen suretler göz kırpar korkulara Kaybedişlere gönüllü yazılan fırtınalara tutulmayı bilmezdi ki senin ellerin Boş ver sen cızırtılı hisarbuseliği Kokuna kat eskimiş düşleri Biraz kırmızı şarap çokça gözyaşı ısmarla esmer garsona Sonra bordo bir suskunluğu saçlarını okşayarak seyrelt… Sevgilim kumral tenli kadınlar derin bir ihanet halidir unutma Sobalı sabahlara kara gözlü ihtiras saçlı çocuklar büyütürler İçlerine akan zaman hayatı yener her oyunda Bardak altlıklarına sinen sigara dumanına dayanamazdın ki sen Boş ver plakların yanık ezgisini Sevgilim ,ölümle çizdik kolunu sevişmelerin… Şimdi gitmelisin… * Gömleğinin kıvrımından tenin görünüyordu. Tenin bu şehrin en hazin şiiriydi. Efsunlu üç iz taşıyordun suretinde. Ecelle erken tanışan her çocuk gibi yarım yamalaktı kalbin. Gitmeye meyletmen bundandı; bundandı çok sevişin yalanları. Kadınların vardı şehirler boyu şehvet kokan; dağınık saçlı, kumral tenli, edepsizliği hak sayan… Serseriliğin saçma bir cızırtıydı avuçlarında. Jiletlere rağmen konuk oldum bileklerine.Ardından izler silindi gölgenden. Anladım ,çok geçti; çok rüzgâr geçti içimizden…*
__________________
Korkmuyorum artık yola çıkmaktan... |
||
|
|
|
|
|
#157 | ||
|
cesur
Giriş Tarihi: Apr 2005
Mesajlar: 502
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Masal masal matitas… Büyüdük dostumuz az; oyunlarımız renksiz. Unuttuk ne yazık mavisini mevsimlerin. Sahi neydi tekerlemesi yağmurlu düşlerin?
Kuzineler vardı sonra çocuk sabahları şenlendiren Buharlanan çaydanlıklar vardı mutlaka Mavi çinko çaydanlıklarda ısıtılırdı rüyalar Ihlamur kaynatılırdı akşamın kıyısında Kokusuna elma kabuğu karışırdı Ekmek kızartılırdı mutlaka Üzerinde peynir ve biraz pul biber Acı iyidir derdi yüzleri kırışık yaşlı kadınlar Ruhları hâlâ çocuk kıkırdarlardı Hayat acı çektirmesin de diye eklerdi yaşı onsekize varmamış bir taze Amin denirdi büyük bir tefekkürle Çocuklar tanrıyı gökyüzünde yaşayan ak sakallı bir dede sanırdı; uyku vakitlerinde hatırlanan Bisküvi arası lokum vardı sonra çocuk dudakları şekerlendiren Gazoz vardı mutlaka Baloncukları yüzbin tane mi diye inatla sayılan Saklambaç oynanırdı öğle sıcağında Anneler uykuya çağırırdı oyunun en heyecanlı yerinde Gitmemek imkânsızdı huzurlu seslerine Divan örtüleri buruş buruş olurdu kıvranıp duran güneş ışığından Leblebi tozu vardı sonra, şemsiye çikolatanın eşsiz tadı vardı Çizgi romanların keyifli kaçamakları vardı sonra Ütülen misketlerin yıkımları, yakan topta kaybedilen canlar vardı Camlara üflenen nefesler, o nefeslere emanet adlar vardı Babalar vardı sonra; akşam yorgunluklarına inat kucaklarına tırmanılan Boyunlarına sinen sigara kokusu şefkat olurdu Uyumuş numarası yapılırdı sonra Baba alıp küçük bedeni usulca bırakırdı yatağa Tam o anda açılırdı titrek kirpikler İnatla masal okuması istenirdi Anne gelirdi sonra Odanın kapısından gülümseyerek bakardı baba kıza… * Çok koşmuş, çok terlemiş, terli terli su içmiş tüm çocuklara; özellikle babasına aşık kız çocuklarına; annesinin birtanesi haylazlara… Hayata arızalı olduğunu erken öğrenen misket meraklılarına… Eski, güzel zamanlar adına…*
__________________
Korkmuyorum artık yola çıkmaktan... |
||
|
|
|
|
|
#158 | ||
|
Düş'eli çok oldu..
|
çocukluğumu gördüm sanki ben bu harflerin arasında.. bi uçurtmalarım ve o böğürtlen bahçesi eksik teşekkür ederim geçmişte bıraktıklarına
__________________
Kadın hiçbir alfabede yer almayan bir sesti… Sustu! Eloi! Lama Sabaktani?
|
||
|
|
|
|
|
#159 | ||
|
cesur
Giriş Tarihi: Apr 2005
Mesajlar: 502
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
eksikler için üzüldüm... erik ağaçlarını da unutmuşum... büyümek yaşlanmak ya unutkanlık baş gösteriyor ara sıra
çocukluğuna ve ardında bıraktıklarının tortusuna teşekkür ederim ben de
__________________
Korkmuyorum artık yola çıkmaktan... |
||
|
|
|
|
|
#160 | ||
|
cesur
Giriş Tarihi: Apr 2005
Mesajlar: 502
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Hangi rüzgâr geçirmiş ki hazin sonları; efendim şeytana satsanız da kâr etmez gölgenizi. Zira ruhunuz zaten ipotekli…
Biraz eflatun şarap alır mıydınız beyefendi? Ah demek konuşmadan sevişmek istiyorsunuz Madem öyle buyurun yatağa uzanın Kıvrımlı şehvetimle baş edecek kadar cesur musunuz? Gerçi yeteneksiz bir katil olduğunuz konuşuluyor içki sofralarında Ne önemi var ki efendim ; cahilliğiniz herkesin dilinde Öyle ya başına buyruk kadınlardan dantel kenarı yapılacağına inanıyorsunuz Üstelik tüm erkekliğinizle içine boşalıyorsunuz gecelerin Gölgeniz avucunu yakıyor oysa ölü doğanlarınızın Sahi beyefendi kaç erteliyişe gebe bıraktığınız ruhunuzu? Hatırlamıyorsunuz demek… Bir sigara yakın hadi; tutuşturun kibritinizle kırık kokulu bu odayı. Belaya kardeş derin bir iz taşıyorsunuz kasıklarınızda Sevişme boyu ısırdığınız dudaklarınızla hecesiz bir soluk oluyorsunuz Ah efendim düşlerin hazin birer deniz olduğunu unutuyorsunuz hayatın kıyısında Üstelik yitik bir öykü oldunuz saçlarıma değerken elleriniz Bakmaya cesaret edemediğiniz gözler dünyayı emzirdi farkında değildiniz Sahi siz hangi isminizi daha çok sevdiniz? Bir sigara daha ister miydiniz beyefendi? Ah demek konuşmadan terk etmek istiyorsunuz bu şiiri Sizi tutacak değilim efendim; yolu bulacak kadar korkak sanırım teniniz. İçime boşalan geçmişiniz ölü doğanım olacak Mateme gerek yok nasılsa yanımda yürümeyi beceremeyecek kadar şaşkın yüreğiniz İstirahate çekilecek ruhum İsterseniz onursuzluğunuz için başka bir bacak arası bulun…
__________________
Korkmuyorum artık yola çıkmaktan... |
||
|
|
|
![]() |
| Konu Araçları | |
|
|