dipsizkuyu.net  

Geri Dön   dipsizkuyu.net > Kültür - Sanat > Edebiyat > Kendi Çalışmalarınız
Anasayfa Forum Oyun Parkı

Kendi Çalışmalarınız Bütün edebi türlerde gerçekleştirdiğiniz çalışmaları sergileyebileceğiniz bölümümüz.

Yanıt
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 26-10-2005   #1
dri
kayıp zaman...
 
dri nickli kullanıcının avatarı
 
Giriş Tarihi: Jul 2005
Mesajlar: 83
dri saygın bir insandırdri saygın bir insandır
Varsayılan Kuyu...

[COLOR=blue]Babam ve gök baba…[/COLOR][COLOR=black]

Masum çocukluğumu sarsan o gece, deli bir fırtına düşmüştü kocaman gökyüzünü yara yara evimize .
O kadar çok gürültü vardı ki anlam veremiyor, bir ateş topuna benzettiğim öfkenin ne olduğunu yeni öğreniyor gibiydim.
Kulaklarımı sağır edecek o korkunç ses, yüreğime buz gibi esen deli bir rüzgar ve babamın öfkeli sesine karışan gök gürültüleri. Esir alınmış gibi hissediyordum kendimi.

Zavallı anneciğim sinmiş kalmıştı bir köşeye. Babamın eve mutfak harcamaları için bıraktığı paradan, çeyizimiz için aldığı pılı pırtının parasını ödemeye çalışırdı.
O ay Hüseyin amcaya vermiş olduğu taksit yüzünden çok ama çok öfkelenmişti babam anneme.

Memur olan babamın belli bir kazancı vardı. Annem, babamın verdiği mutfak harcama parasıyla idare etmek zorundaydı. Taksitçi Hüseyin amca çok zorlamazdı annemi ve komşularımızı.
“ abla ne zaman olursa verirsin sıkma canını” derdi.

Ama annem iki ay üst üste ödeyememişti Hüseyin amcaya taksitlerini. İki birikmiş ayın taksitini üçüncü ayın başında topluca vermek zorunda kaldı. Ve babama bu durumu açıklayınca da kıyamet koptu evde.
Babamı hiç böyle şiddetli görmemiştim.

İşte, deli bir fırtına böyle düşmüştü dünyama , ansızın..

Babam çılgınca bağırıyor bir yandan da anneme görmekten her zaman nefret edeceğim içime işleyen kuvvetli tokatlarını atıyordu.
Tanrım, annem ordan oraya savruluyordu. Dayanamadım bu sahneye. Hiçbir şey yapamıyordum, elim ayağım titriyordu.
Kardeşimi elinden tuttuğum gibi odamıza attık kendimizi. Sığınımız oldu bir anda, içinde fazlaca durunca sıkıldığımız odamız. Hemen yataklarımıza yattık.

Tam o anda gök babanın çığlıkları karıştı evdeki gürültüye. Babam bağırdıkça gök baba bağırıyor şimşekler gönderiyordu. Bir aydınlanıyor ev, bir karanlığa gömülüyordu.

Korkuyordum. Mıhlanmıştım yatağıma. Küçük bir yüreğin tık tık attığını düşünün. Hani annesinin eline sarılıp “bırakma beni anne” diyen bir çocuğun korku dolu bakışları, hızlı kalp atışları , ne olduğunu ne hissettiğini tam da çözemeyen küçük bir bedene sığınmış minicik bir yürek…

Sıcak yastığıma sarılıyordum sıkı sıkı. Gün gibi hatırlarım. O geceye düşen gök gürültüsü ile çakan şimşekleri.

İleriki yaşlarımda , yağmurlu gök gürültülü gecelerden hep korkacağımı, bilinç altıma korku dolu düşüncelerin yerleşip sonra da hiç çıkmayacağını, yastığıma sarılırken yağmur damlalarına karışıp cama vuran seslerin , uğultuların kulaklarımdan gitmeyeceğini bilemezdim.

Bir yandan babam, bir yandan deli fırtına.

Ama dikkatimi çeken ve beni rahatlatan bir durum vardı. Fırtınanın sesi babamın sesini bastırıyordu. Babam bağırdıkça fırtına daha çok bağırıyordu sanki. Ve babamın sesi yavaşlıyordu.
Küçük kardeşimin mırıltıları karışıyordu bu arada gürültüye.
“ Daha çok es rüzgar, daha çok şimşek gönder gök baba” diye dua ediyordu.
Küçücük odamızın bir köşesinde o, bir köşesinde ben. O da anlamıştı ki babamın öfke seslerini, fırtına sayesinde duymuyorduk.

Fırtına mı zarar vermezdi bize, yoksa babam mı bilememiştik.
Şaşkın sarılıyorduk yastıklarımıza. Fark ettim ki, ikimiz de fırtınadan yana oyumuzu kullanmıştık.

Bahçemizde kocaman bir çınar ağacı vardı. Evcilik oynadığımız oyuncak evimiz bu ağacın altında yerleşmişti. Kardeşimi eğlendirmek için orada zaman geçirirdim. Sığınağımız gibi olmuştu orası.

Yıkılıyordu sanki oyuncak evimiz. Gök gürültüsüyle gelen şimşeğin aydınlığında camımıza vuran, oyuncak evimizin parçaları mıydı acaba ?

Dağılıyorduk sanki…Hem içeride hem dışarıda. Güçlü olmak zorundaydım. Ağlayan kardeşime baktım ve ablalık yapma zamanımın geldiğine karar verdim.

-“Gel kardeşim yanıma, birlikte yatalım fırtına zarar vermez korkma sakın e mi , babam da gelirse odamıza daha çok sevinir kardeş kardeş yattığımızı görünce. Bağırmaz daha fazla, dövmeyi bırakır belki annemizi de. “
Korkumu belli etmek istemiyordum ona, ama çok korkuyordum.

Yastığıma sarılmayı bıraktım, koynuma sığınan küçük kardeşime sarıldım sıcacık. O da bağladı küçük ellerini belime, ağlıyordu hala sesini çıkarmaktan korktuğu her halinden belliydi.

“Abla, fırtına insanlara zarar verir mi?”
“Bu korkunç rüzgar camı kırıp bizi alıp uçar mı ablacım ?“diye sordu.

O korkumla birlikte, iki saniye tebessüm ettirmişti kardeşimin sözleri beni.
Tanrım ben, ben ondan sadece bir kaç yaş büyüktüm. Ne diyebilirdim ki ona? Onun kadar ben de korkuyordum.
Fırtınalar karışmıştı zaten..Doğa ve babam karşı karşıya kalmıştı . Bize de, sessizce fırtınanın ve babamın öfkesinin dinmesini beklemekten başka yapacak bir şey düşmüyordu..

Uykunun sessizliğine kavuşana kadar sıkı sıkı sarıldım kardeşime,
Fırtınanın hem evimizde hem gökyüzünde dinmesi için dua ettim tanrıma.

Sabah uyandığımda annem güzel bir kahvaltı hazırlamış ve babam masada yerini almıştı. Pırıl pırıl bir güneş, oyuncak evimizin olduğu çınar ağacının tam üzerinde doğmuştu.

Oyuncak evimiz dağılmamıştı. Sevinçle kardeşime sarıldım “bak bitti işte ! Geçti gitti artık. Haydi gülümse ”. Evimiz de duruyor orda. Birazdan gidip oynarız olur mu ?

Babamın yüzüne baktım çaktırmadan. Sanki bir açıklama bekliyordum. Onu anneme gülümseyerek bakarken yakaladım. Belli ki pişman olmuştu yaptıklarından. Küçük kardeşimi dizlerinin üzerine oturtup benim de masada çatalımı tutmakta olan elimi yakalayarak sıktı, af diliyordu sanki.

Hiçbir şey yokmuş gibi davranıyor, ağzını bıçak açmıyordu. Ama gözlerindeki gülümseme, üç beş kuruş para için yarattığı fırtınadan hiç memnun olmadığını gösteriyordu.

Gece çıkan ani fırtınanın kendi sesini bastırıp öfkesine gem vurması için gönderilmiş olduğunu anlamıştı. Karşı karşıya kalmıştı gök babanın fırtınası ile ve her haykırışında camların titremesi ile kendine geliyordu.
Suskunluğu bundandı, üzgündü ve pişmandı.

Babamın fırtınası dinince, gök babanın fırtınası da dinmişti. Babam bunu da fark etmişti.

Dışarıdaki fırtına, babamın öfke nöbetinin yarattığı fırtınadan bizi korumuştu.

Evet , evet kesinlikle tanrı bizim için göndermişti bu deli fırtınayı.

Teşekkür ederim tanrım,

Küçük yüreğimin, büyük dualarını kabul ettiğin için…
[/COLOR]
__________________
[COLOR=black]Yaşam Koçu[/COLOR]
dri çevrimdışı   Alıntı yaparak yanıtla
Yanıt


Konu Araçları

Yeterlilikler
Yeni konu açamazsınız.
Konulara yanıt veremezsiniz.
Eklenti gönderemezsiniz.
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz.

[IMG] kullanımı
HTML kullanımı Kapalı


Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Yanıt Son Mesaj
Mühürsüz kuyu thumperest Edepsiz Kuyu 3 28-11-2004 02:16 PM


Bütün zamanlar GMT +2. Şu an 04:38 AM.


Powered by: vBulletin
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0