![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|
Bildigin su iste be!
Giriş Tarihi: Nov 2004
Mesajlar: 13,352
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
coğrafyası kalsın tek parmak izimin
eksiltme üşütme beni bu gece okyanusları ağlara çek artık sesim bir deniz kızının pul pul avucumun ayası dinleme beni Ne guzel dizeler bunlar, kiskandim dogrusu
|
||
|
|
|
![]() |
![]() |
|
mutlu
|
Aydınlığımdan Uzaktayım
* Kimsin? Buradayım yalnızlığımdayım... Aydınlığımdan uzaktayım... * Konuşmaz mısın? Düşleri yorar mısın? Beni uykumdan tanır mısın? Aydınlığımdan uzaktayım... Anılarımın kırılganlığındayım, kırılırsam toplar mısın? Toplasan da yeniden dağılmaz mıyım? Bir yanlışı düzeltirken, doğrular kadar yorulmaz mısın? Aklımı kaçırdım dersem gelip ellerinle tutar mısın? Kafesine geri sokar mısın? Soruları sormadan cevaplarıma doyar mısın? Aydınlığımdan uzaktayım... Beynim durdu, düşünceden firarım... Kendimden daha karanlık bir sevgilinin koynundayım... Çıkarsam beni sarar mısın? * Bana biraz kendini anlatır mısın? Aydınlığımdan uzaktayım... Kağıtsız, kalemsiz, hissiz yazarım... Hislerimin idamında kendilerinin celladıydım... Lütfen onları kefenlerine sarar mısın? Birerde mezar taşı ayarlar mısın? Beni biraz bağlar mısın? Yoksa hemen her şeye ağlarım... Sık sık kanarım... Denedim ama durduramadım... Kaçtım, sayılmadım... Aydınlığımdan uzaktayım... Benim için onu yalınayak arar mısın? Bulursan yalancılıkla suçlar mısın? * Aşka inanır mısın? Buradayım yalnızlığımdayım... Eski zaman sonbaharlarındayım... Paslandım beni biraz ateşe atar mısın? Çığlıklarımın sesini kısar mısın? Ya kırmızı, ya sarıyım...Yakınındayım... Geldiğin yolun yarısı kaldı, ama ben hep kalacak yarısındayım... Açılacak en son kapının arkasındayım... Sobeleyemezsin saklandım... Salıncaktan düştüm fena yaralıyım... Terinle pansuman yapar mısın? Aydınlığımdan uzaktayım... Notasız bir aryayım... Lütfen bana biraz acımaz mısın? Acımakla sevginin alakasızlığı teorisini bana bin defa ispatlar mısın? İspatını tüm gazetelerde yayımlatır mısın? Çok sıkıldım artık beni yalnız bırakır mısın? |
||
|
|
|
![]() |
![]() |
|
mutlu
|
Birinci Tekil Şahıs Sürüncemesi
* kimdi seni çekim alanımdan alan o “mahluk geceleri” -dolunayla ortaya çıkan mahcup delilik- asıl seni düşünürken yanılmadığını sanmak tanımın açıklaması birincil delilik. * kaslarınla ifade de vücut bulmuş acı, itiraz sızısı yüzünü geren. gel bir yana bırak bu etik,estetik tartışmalarını elbette kanla da boyanabilir imgenin üç boyutlu yansıması kemik heykel… sözlü ifadesi yabancılık olan, yalnızlık dolan an geçer kalan korkular ardından… rengi geçmişe özlem olan, masum, itaatkar olamayan bir durum belirtisi uzaklaşma gel sübyan rüyalarım bile soruyor seni. * geceleri umarsız bir irkilmeyle başlayan uyanışın vücutta gerinişi, yalan saatleri, “yalnızlık enstitüleri” kırılma anına hazırlıyor bizleri -senin gibileri- yeterince çatlamamışsın sana bir de hayatın son tekmesi gerekli ki tam yerinden kesesin bileklerini! işte bu birinci tekil şahıs sürüncemesi klişelerin ruhsal boylamda kişiselleştirilmesi… |
||
|
|
|
![]() |
![]() |
|
mutlu
|
FISILTIYLA ESMER ELLERİNE ANLATTIM
Sonunu hiç göremediğim rüyalarım var... Hani senin koyu bir renk olup çıktığın, çöllerden esen eski, sıcak ve gizemli bir rüzgar halinle, nesnelere anlam katan, onları sonsuzlaştıran kum tanelerini alıp odama getirdiğin gecelerde... Korkunun uzayıp, incelip, ibrişim ibrişim ağlarını fikrime gerdiği, geçmişin gölgelerinin köşelerde belirdiği, özlemlerin ufak dokunuşlarla içimde ölüme benzer bir arzuyla beni çevrelediği gecelerde ani uyanışlarımla soluksuz kalışlarım... Sonra usulca onlardan daha sıcağına hiç dokunmadığım , dokunduğuna can veren hissini ruhuma katan, esmer ellerini avuçlarımın içine alıp, fısıltıyla onlara anlattığım rüyalarım.. Kopkoyu bir renkte bir mekan, her şey kahverengilerden kurşinelere, grilere gidip, teslim oluveriyor karanlığa... Yolumu kaybetmişliğim en nihayetinde bir sürü yolun kesiştiği noktada son buluveriyor... Önümde sonsuza açılan boşlukta zaman, çirkin bir cüce oluverip anlaşılmazlık cübbesini kambur sırtından çıkarıp, sırtıma geçiriyor...ve o anda oluşuveren kamburumu sıvazlayıp upuzun, sivri takkesini çıkarıp önümde eğiliveriyor...aynı anda yüzlerce cüce eğilip beni selamlıyor ... Geceler, sadece geceler yaşıyorum aynı kurşuni karanlıkta...aklımda bir yüz kazılı, soluğum ağır, ağıtlarla tütsülenmiş rüzgar düşüncemi dalgalandırıyor... Uzaklarda, ufukta, incecik bir aydınlığın ışıldayıp solduğu bir anda, ince, uzun bir siluet beliriyor, İncecik iki kol uzanıyor , onları incecik bir göğüs takip ediyor çıplak... Ve işte aynı uzun, ince boyun... Ve yukarıda yaralar ve yaralar ve yaralarla aynı cüzzamlı yüz karşımda... Ve aynı kahin bakışları taşlardan gelecek yontan...anlamadığım bir dilde sürekli konuşurken can alan... |
||
|
|
|
![]() |
![]() |
|
mutlu
|
Bir Anlık Dalgınlık Gibi
şimdi gözlerin içimde ölen bir anı gibi, kırpışarak teslim oldu uzaklığımın karanlığına... gidişim umutsuz akşamları bir bardak şarapta boğamayışımdan başka bir şey değildi... gidişim yalnızca sefilliğimdi... kimsesiz başımı alıp göğsünde sahiplenişini özler miydim, kanatır mıydı sesinden ayrı sensizliğim? ... vermez miydi sıcağını sunduğun sevginin özünü, azat eder miydi çocukluğumun paysız günlerini herhangi başka biri... hiç düşünmedimdi... şimdi sadece bir anlık dalgınlık gibi gitme deyişin... yaralı güvercinler barındırırdı arkamdan kal diye uzanan ellerin... bir el yazısıydı uzanırken ellerin... tükenişiydi kelimelerinin... şimdi sadece bir anlık dalgınlık gibi gitme deyişin... _________________ |
||
|
|
|
![]() |
![]() |
|
mutlu
|
SÜRGÜN
dost'a bir ölüme bırakıp harca beni iyi olacağımı umarak mezara indirir gibi usulcana kapa kirpiklerimi ki yolunu bulsun öz suyu acının... bırak aldatılmışlığımın bir yüzü diğerini arasın karşılığı yok aynalarda sonsuza bir anlam bulamacasına bir cevaba hazırken ruhum sorularınla boğ beni ki nefes alamamacasına doğru olacağıma inanarak sularına göm beni ki her cevap sorusunu beraberinde taşır yeniden bir soruya gebe kalarak her cevapla.. kör kuyulara sal beni ki hiç görememecesine tek ışığım son umudum olamasın.. ya yak beni saçlarımdan tutuşturarak islerimi rüzgara savurarak aldatılmışlığımın ikinci yüzüyle ki umutsuz.. ki yalan sanılırsa ölüm kurtuluş değil eziyettir ellerime kollarıma yazdıklarıma.. sonsuz bir sürgündür bir anlamda şiir.. |
||
|
|
|
![]() |
![]() |
|
mutlu
|
Gardiyan
benzi solmuş ruh kanamaları nasıl durdurulur leylak nasıl kokar menekşeler yanağında küsen asırlık acılara mahkumuz gardiyan eziyet etme bari (zaman) kirli ellerinle okşamışsın göğsümü pas tutmuş bak sakallarımdan kan damlıyor benzi uçuyor bak mor uçurtmanın gözbebekleri yanıyor kül oluyor yangın bakıyor suya susuyor deli aynasına tükürüyor.... |
||
|
|
|
![]() |
| Konu Araçları | |
|
|
![]() |
Benzer Konular
|
![]() |
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Çanakkale Savaşı | Deniz | Tarih | 39 | 15-10-2007 03:32 PM |
| Gizli risk | serkan911 | Güncel - Politika | 8 | 10-12-2006 08:09 AM |
| İngiltere'de gizli kalmış İstanbul planları... | Pinkfloyd1 | Güncel - Politika | 2 | 01-04-2005 01:22 PM |
| style developed @ GFXstyles Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
|
Powered by: vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd. |