|
don ki$ot
Giriş Tarihi: Mar 2005
Konum: hatiralar sokagi
Mesajlar: 17,583
|
Ynt: Adresi Olmayan Mektuplar...
|
|
Korlandi artik yazin sicakligi,
Agladi sonbahar, aglayacagi kadar,
Simdi acimasiz dusmanin zamani,
Simdi kis gelip catti.
Toprak kefenine sarinmis yatmakta,
Oysa genc ve alacaliydi bir zamanlar.
Sen neden buradasin daha,
Sen artik burada bir yabancisin,
Yalnizca benim serseri yoldasimsin...(Soyfer)
Eski birkac parca buldum, onlari dinliyorum. Dinlemez olaydim, seni seviyordum biliyorum ama dostum hatirlamaz olaydim.
Bir ruzgarin kuflu ugultusu icimde, bana neler edecek o gunleri hatirlamak henuz kestiremiyorum. Kendime kiziyorum, cok kiziyorum unutmusken neden ulan neden hatirliyorum? Bu sarkilar var ya bazen celladi oluyor gulusumun, bazen kene gibi emiyor tum nesemi.
Sapsari bir fotograf gibi sozcukleri sarkinin, goruntuler bulanik, ama oyle canli ki yasanip gitmis tum acilar.
Bir sohbahar, kac sonbahar bicakladi omrum? Kac sonbaharin huznu demlendi gozlerimin arka sokaklarinda?
Ah ulan nereden geldin aklima?
Yagmur yagiyordu o gun...Serseri suratin yine nereden bulduysan aptal espiriler yapmaya hazir gorundu uzaktan. Gulmeyecegimi bildigin halde inatla sacmalardin karsimda, belkide cocuklugundaki o kurallari kendince oyle cigniyordun. Ama o serseri gulusunle tahammul edilebilir oluyordu sacmaliklarin...
Henuz kimdik, neydik bilmiyorduk. Aski hic dusunmedigimiz zamanlardi.
Mesela Neslihan cilve yaparken okulun gozde cocuguna biz okudugumuz kitaplari konusuyorduk cayli tenefus saatlerinde. Henuz yabaniydik, yuregimizin cografyasinda yontulmamis dusunler vardi, caliliklarla doluydu hayat fikrimiz. Ne olacagimizi dusunurduk sinavlarla bogusurken. Gereksiz tum tarihleri ezberlerdik, Kanuni gibi seferler yapardik, Buyuk Iskender'e ozenirdik.
Pempeye calan hayellerimiz vardi. Bir gun herkesin yuzu gulecek derdik gazetedeki haberler bizi bogdugu vakit. Zaman yavasti, agir aksak devam ediyorduk gunlerimize. Cayi sekersiz iciyorduk artik, buyuyor muyduk sence? Yok yahu ben cocuk kalacagim diyordun. Sacma. En cok cocuklugundan kactin sen, babanin tokatlarindan, annenin batil inanclarindan ve de amcaoglunun askindan. Sen buyumek icin cabaliyordun, cocukluk kabuslarin oyle bitecek saniyordun.
Tatil gunlerimizde izledigimiz o eski Turk filmlerini ozledim, Turkan Soray'in filmindeki o sarkiyi hatirlar misin? 'Hangi kapiyi calsam karsimda buruk aci...'
Sigaraya baslamistik o vakit, dumanlarini gizlerdik anne babamizdan. Halimiz trajikti. Bizdeyken babam sen iciyor saniyordun sizdeyken annen ben iciyor saniyordu. Halbuki ikimiz iciyorduk hem de fosur fosur. Niye baslamistik ki biz sigaraya?
Bir gun, yine bir sohnbahardi. Dersimiz tarihti sanirim ve Osmanli Imparatorlugunun cokusunu anlatiyordu hoca. Haylaz arkadaslarimiz Osmanli can cekisirken kendi aralarinda gulup sakalasiyordu. Sonra derse gec kalan Mahmut geldi sinifa, gozleri kipkirmizi.
Bu sarkilar hic acimiyor bana, bu sarkilar canimi yakiyor.
Ahmet intihar etti dedi. Hoca Osmanli Imparatorlugu'nu savasin ortasinda terk edip sapsari suratiyla bakti yuzune Mahmut'un. Biz Ahmet kim sorusundaydik.
Kesik kesik konusan Mahmut'tan sinifin en arka sirasinda olu gibi sessiz oturan Ahmet oldugunu nihayet ogrendigimizde yasadigimiz soku ne zaman sonra atlattik hic hatirlamiyorum. Sessiz, sakin ve efendi bir cocuktu Ahmet, yilbasi cekilisinde bana Karacaoglan'in siir kitabini almisti. 'Sen siirleri seversin.' demisti ciliz bir sesle. Sonra hic konusmadik onunla, yok gibiydi. Kafasina dayamis silahi ve fitilini cekmis omrunun. Tenefuste tum okul onu konusuyordu. Mutluymus, ailesi onu simartmismis, erkekmis diye cok sevilmis. Ornek cocukmus ailede, mahallede. Hic kimse ama hickimse anlamamisti intihar sebebini.
Insan mutluyken olmek ister mi? Mutlu degildi besbelli, ama onu olumun o zifiri karanligina mutsuzluk mu surukledi? Hangimiz bilmez ki mutsulugu, hangimiz yasamadi ki? Aglamis miydik onun icin? Yazik etmisti kendine, gencecik delikani...Insan asik olmadan, insan sevismeden olur mu? Sen mi soylemistin bunlari? Kimindi bu sozcukler inan hic hatirlamiyorum.
Icelim bir gun. Oyle demistin. Efkarli siirler ezberledigimiz bir donemdi, hepsini unuttum ya...Artik ezbere sadece birkac siir okuyabiliyorum. Ama ilk ezberledigim siiri hic unutmadim. 'Aglasam sesimi duyar misiniz misralarimda? Dokunabilir misiniz gozyaslarima ellerinizle?'
Icmeyi de nereden cikarmistin, henuz bir sise bira icmisligim vardi o vakit.
(Oysa sen davetli degilsin
Baskalarinin icki sofralarina.
Cagiran yok seni
Yilbasi aksaminda
Bir kadeh sicak sarabin basina.\ Soyfer.)
Icmeyi bilmezdik velhasil, icmeyi ozlerdik, basimiz donecek daha ne yasadiysak unutacak saniyorduk her seyi..Cocuk yuregimizin yarasini mi saracakti icki dersin? Bir yibasinda ayri ayri yerlerde olsak da icmeye karar vermistik. Iki gun sonra ben raki ictim demistin sana sen bira. Buyuduk yahu artik icki de iciyoruz. SAhi buyumek nedir? Sustun, yine bir sarkinin o can yakan nakaratinin ardina sakladin gozlerindeki korkulari, agladin bir sozcugun firtinali gelisinde. Ben aglamis miydim? Galiba ben hep avutandim, aglamayi erteleyen. Senin yuzunden hep biriktirdim gozyaslarimi...
Al iste bir sarki daha, of nereden geldin aklima? Ne zavalliyim bazen ne hastayim hatiralar icinde...
Buyumek ne degildir biliyorum artik, ama o soruya hic cevap veremedim, hayati anlayacak miyiz? Anladigimi sandigim anlarda bile -her seyi soylemek mumkun- 'Anlatamiyorum.'
__________________
gel dalgaya düşelim
sandalda rakı içelim
bir kötü arkadaş edinip peşinde uçalım...
|