<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>

<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
	<channel>
		<title>dipsizkuyu.net - Blog</title>
		<link>http://www.dipsizkuyu.net/forum/blog.php</link>
		<description>kültür, sanat, teknoloji ve bilişim konularındaki portalınız...</description>
		<language>tr</language>
		<lastBuildDate>Tue, 02 Dec 2008 15:14:13 GMT</lastBuildDate>
		<generator>vBulletin</generator>
		<ttl>60</ttl>
		<image>
			<url>http://www.dipsizkuyu.net/forum/images/gfx_Tangerine/misc/rss.jpg</url>
			<title>dipsizkuyu.net - Blog</title>
			<link>http://www.dipsizkuyu.net/forum/blog.php</link>
		</image>
		<item>
			<title><![CDATA[&#8216;Orada Bir Köy Var Uzakta&#8230;&#8217; ya da Yaralı Akıllar]]></title>
			<link>http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/arje-nova/128-orada-bir-koy-var-uzakta-ya-da-yarali-akillar.html</link>
			<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 07:08:06 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Bu son darbeden sonra aklıma on beş dikiş atıldı. Seni sustukça çoğalan bir acıya benzetmiştim oysa. Şimdi desteden çıkan kaçık jokerle dans ediyor aklım. Beni götürdüğü diyarlar kadar kalabalığa alışkınım. 

Gerçi sinsi soğuk iliklerimize girmeden de çıkmıyorduk dışarı. Dışarı çıkmıyorduk. Evet, lanet olası dışarıya çıkmıyorduk! Ne demeye çalışıyorum ben!.. Biz semtimizden de çıkmıyorduk. Uzak değildi, pahalı değildi o semtlere gitmek. Biz gene de varoşlarda uçan kuşları seyrediyorduk; o da gök pembeleşince&#8230; Mesela o otobüse neden binmedik? Akbili ben bassam, sen kahveleri ısmarlasan ve çöreklensek birkaç saat gerçek insanlarımın gezdiği bir yerlere. Bunu neden yapmadık? Anlamadım hiç.

Ben terk ettiğim her evden sonra sıcak yatakları özlüyorum. En çok onları arıyorum yeni evimde. Daha anlatacak çok şey geliyor aklıma ama kimse kaldıramıyor. Susuyorum ben de. Çünkü tüm gümbürtü içimde. Kanayan bir akıldan ne kalmışsa geriye zeka testlerine onu sunuyorum. Dikişlerim açılmasın diye düşünmüyorum.

Tamam, oldu olacak bir fal da sıcak yataklar için açalım. Papaz kızdan sinek ası istesin, karo karo zevke gelsinler. İki sinek düşsün sonra yedinci sıraya. Kupa kızı ödül olsun maçaya. Valeler savaşta &#8216;Allah Allah!&#8217; bağırsın. Benim kaçık joker uzaktan baksın hepsine. Aklım onun ellerinde ya, ben de bilmeyeyim fal ne papaz, kız ne. Sen sıcak yatağında beni düşle, ben soğuk yataklarda dikişleri alınmış aklımla zeka testi çözeyim. Ağır mı konuşuyorum? Şunu bir dinle: uyumadan yaşayan adamlar tanıyorum. Çocuk parklarında kız tavlayan&#8230; Ta derinden sevip söylemeyen adamlar, sarhoş akıllarına dikiş atılmayan. Ve hiç sevişmeyen insanlar da tanıyorum. Yılların abazanı olmuyorlar. Sevişmeyi tercih etmemek biraz&#8230; Boşluklarına sabun tıkayıp söküklerini yamamak&#8230; Bizse her bulduğumuz deliğe girdik. Gördüğümüz her deliği merakla daha da genişlettik. Bakmak istedik içerde ne var, altında ne var bunca hırpalanmışlığın. Her şeyi kendi elimizle berbat ettik. Sonra dikiş attırdık akıllarımıza. Kanama dindi, üşünmeden bekledik. Evde oturduk, dışarıda bir hayat olduğunu bildik. 

Bana onca şeyin orada olduğunu bilmek yetmedi. Bilmek yetmiyor ki&#8230; Yaşamak gerek. &#8216;Orada bir köy var uzakta&#8230;&#8217; diye başlayan bir çocuk şarkısıydı senin kaderin. Bana o uzak köy de yetmedi. Şehrin kirliliğine küfretmek yetmedi. Uzak köye gitmek de istemedim şehirde kalmak da. Yol hikayesi gibiydim biraz; iki otostopçu otoban kenarında birbirlerine ne anlatırsa o cinsten. Ya da vardır ya bazı yol şarkıları; sadece yollarda güzel gelir kulağa&#8230; Belki de şehrin manzarasından sıkılmış bir buluttu aklım, kırlarda çobanların bakıp da bir kuşa benzettiği&#8230; Yollar da yetmez bir gün ve o gün belki anlarım. 

Şimdi tüm çirkinliğimle gidiyorum. Sen klişe anlamlar yüklerdin ya bana, buna da yükleyeceksin. Gettolarda esrar çeken kankalarınla iki duman çekeceksin. Onlara şarkılar söyleyeceksin belki. Gök pembeleşecek, bulutlara bakacaksın. Kuşlar canını acıtacak. Sapanını sakladığın yerden çıkarıp ona buna sövüp sayacaksın. 

Ben biraz evlat acısı, biraz evcil hayvan kaybını yaşayacağım. Uzak köylere gitmeyeceğim bir daha. 

Soğuk iliklerimde gezinecek ve pürüzsüz aklımla gerçek insanlarımın gezindiği semtlerde kendime bir kahve ısmarlayacağım.

Şerefine köpük bir bardak kaldıracağım.

15.11.2008]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Bu son darbeden sonra aklıma on beş dikiş atıldı. Seni sustukça çoğalan bir acıya benzetmiştim oysa. Şimdi desteden çıkan kaçık jokerle dans ediyor aklım. Beni götürdüğü diyarlar kadar kalabalığa alışkınım. <br />
<br />
Gerçi sinsi soğuk iliklerimize girmeden de çıkmıyorduk dışarı. Dışarı çıkmıyorduk. Evet, lanet olası dışarıya çıkmıyorduk! Ne demeye çalışıyorum ben!.. Biz semtimizden de çıkmıyorduk. Uzak değildi, pahalı değildi o semtlere gitmek. Biz gene de varoşlarda uçan kuşları seyrediyorduk; o da gök pembeleşince&#8230; Mesela o otobüse neden binmedik? Akbili ben bassam, sen kahveleri ısmarlasan ve çöreklensek birkaç saat gerçek insanlarımın gezdiği bir yerlere. Bunu neden yapmadık? Anlamadım hiç.<br />
<br />
Ben terk ettiğim her evden sonra sıcak yatakları özlüyorum. En çok onları arıyorum yeni evimde. Daha anlatacak çok şey geliyor aklıma ama kimse kaldıramıyor. Susuyorum ben de. Çünkü tüm gümbürtü içimde. Kanayan bir akıldan ne kalmışsa geriye zeka testlerine onu sunuyorum. Dikişlerim açılmasın diye düşünmüyorum.<br />
<br />
Tamam, oldu olacak bir fal da sıcak yataklar için açalım. Papaz kızdan sinek ası istesin, karo karo zevke gelsinler. İki sinek düşsün sonra yedinci sıraya. Kupa kızı ödül olsun maçaya. Valeler savaşta &#8216;Allah Allah!&#8217; bağırsın. Benim kaçık joker uzaktan baksın hepsine. Aklım onun ellerinde ya, ben de bilmeyeyim fal ne papaz, kız ne. Sen sıcak yatağında beni düşle, ben soğuk yataklarda dikişleri alınmış aklımla zeka testi çözeyim. Ağır mı konuşuyorum? Şunu bir dinle: uyumadan yaşayan adamlar tanıyorum. Çocuk parklarında kız tavlayan&#8230; Ta derinden sevip söylemeyen adamlar, sarhoş akıllarına dikiş atılmayan. Ve hiç sevişmeyen insanlar da tanıyorum. Yılların abazanı olmuyorlar. Sevişmeyi tercih etmemek biraz&#8230; Boşluklarına sabun tıkayıp söküklerini yamamak&#8230; Bizse her bulduğumuz deliğe girdik. Gördüğümüz her deliği merakla daha da genişlettik. Bakmak istedik içerde ne var, altında ne var bunca hırpalanmışlığın. Her şeyi kendi elimizle berbat ettik. Sonra dikiş attırdık akıllarımıza. Kanama dindi, üşünmeden bekledik. Evde oturduk, dışarıda bir hayat olduğunu bildik. <br />
<br />
Bana onca şeyin orada olduğunu bilmek yetmedi. Bilmek yetmiyor ki&#8230; Yaşamak gerek. &#8216;Orada bir köy var uzakta&#8230;&#8217; diye başlayan bir çocuk şarkısıydı senin kaderin. Bana o uzak köy de yetmedi. Şehrin kirliliğine küfretmek yetmedi. Uzak köye gitmek de istemedim şehirde kalmak da. Yol hikayesi gibiydim biraz; iki otostopçu otoban kenarında birbirlerine ne anlatırsa o cinsten. Ya da vardır ya bazı yol şarkıları; sadece yollarda güzel gelir kulağa&#8230; Belki de şehrin manzarasından sıkılmış bir buluttu aklım, kırlarda çobanların bakıp da bir kuşa benzettiği&#8230; Yollar da yetmez bir gün ve o gün belki anlarım. <br />
<br />
Şimdi tüm çirkinliğimle gidiyorum. Sen klişe anlamlar yüklerdin ya bana, buna da yükleyeceksin. Gettolarda esrar çeken kankalarınla iki duman çekeceksin. Onlara şarkılar söyleyeceksin belki. Gök pembeleşecek, bulutlara bakacaksın. Kuşlar canını acıtacak. Sapanını sakladığın yerden çıkarıp ona buna sövüp sayacaksın. <br />
<br />
Ben biraz evlat acısı, biraz evcil hayvan kaybını yaşayacağım. Uzak köylere gitmeyeceğim bir daha. <br />
<br />
Soğuk iliklerimde gezinecek ve pürüzsüz aklımla gerçek insanlarımın gezindiği semtlerde kendime bir kahve ısmarlayacağım.<br />
<br />
Şerefine köpük bir bardak kaldıracağım.<br />
<br />
15.11.2008</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>Arje Nova</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/arje-nova/128-orada-bir-koy-var-uzakta-ya-da-yarali-akillar.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Nostaljik Tramvay</title>
			<link>http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/cerevs/127-nostaljik-tramvay.html</link>
			<pubDate>Tue, 25 Nov 2008 16:56:18 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*..."neye binersem bineyim ilk hareket edişte o tekerleklerin kıpırdadığı an içim heyecanla dolar. bu çocukluktan kalma birşey olmalı. annemle Eskişehir-Bursa arası yolculuklarımızı hatırlarım hep. Orhan Veli'nin dizelerinden tam 20 saniye sonra denizi gördüğümde hisettiğim heyecan gibi."
        
       bilet kontrolü bitince yemekli vagona geçti. bira söyledi. trende herşey pahalıya geliyor diye düşünüp tasarruf etmeye çalışsa da Bilecik'e varmadan 4. birayı söylemişti bile. cebinde 5 biraya yetecek kadar para ve yarın ağrımaması gereken bir başı vardı.
       bira ile sigara bile içemiyor, ikidebir tuvalete gitmek zorunda kalıyordu. bir ara birayı da tuvalete götürmeyi düşündüğünü farkedince kendi kendine gülümsedi. gülümsediğini farkedince de kendini tuvalete zar zor atıp orada kendi kendine kahkayı patlattı. delirdiğinden şüphesi yoktu ama dengesizce de olsa alkolün onu güldürebilmesi hoşuna gitmişti.
        
       sabahın soğuğunda Haydarpaşa'ya vardığında karanlık henüz aydınlanıyordu. iner inmez yaktığı sigara yüzünden soğuğu ciğerlerine kadar çekerek iskeleye indi.
       Karaköy'e giderken vapurun dışında oturan tek kişiydi bu soğukta. içeridekiler ona "artist", o da içeridekilere "duygusuz" der gibi bakıyordu.
       Tünel'e vardığında saat dokuz olmuştu. Tünel'in serin küf kokusuna başka dillerden kelimeler karışıyor, klostrofobi yüzünden üç dakika otuz dakika gibi geçiyordu. İstiklal güne başlamıştı ama hala çok erkendi. kahvaltı etmek için şu "simit zincirlerinden birine" oturdu. "biyometrik vize fotoğrafı ne ki?" diye düşündü camdan ilanlara bakarken.
       "bu günlerde İrlanda, İzlanda konuşup duruyor herkes. herkeste bir gitme arzusu. gencimizde yaşlımızda bir balıkçı kasabası, dağ evi. biz de Heima'yı izlerken iyice etkilenmiştik. para yoktu pul yoktu ama gidilirdi, gidilemedi.
        
       yapamayınca üzüleceği planları hiç yapmamalı insan. herkes konuşuyor ama kaçımız gidebiliriz ki? daktilomu elçiliğe gösterip "ben yazarım, hem de öyle bi yazarım ki hayatta çakmassın Svenssön kardeşim, bence siz bana "whole Scandinav access" verin mi diyecektim?
       gerçekten istiyor muyuz gitmeyi bu kadar? yoksa oralara gidince en güzel aşkları bulup, müthiş dostluklar kuracağımızı, dağlarda, denizde, kafamıza göre yaşayabileceğimizi düşünüp kendimizi mi avutuyoruz? acaba Alice'in büyülü masalı ile kendimizi mi kandırıyoruz?
       acaba bu buradaki yalnızlığımız, sevgisizliğimiz, sevilemeyişimiz, anlaşamamalarımız,becerememelerimiz yüzünden mi bu kadar oralarda daha güzel olabileceğine inanıyoruz?
       bu "düşüncelerle boğulmak için yanlış simit sarayı, hem Taksim'e kadar..
        
       ...neye binersem bineyim ilk hareket edişte o tekerleklerin kıpırdadığı an içim heyecanla dolar. bu çocukluktan kalma birşey olmalı. annemle Eskişehir-Gemlik arası yolculuklarımızı hatırlarım hep. Orhan Veli'nin dizelerinden tam 20 saniye sonra denizi gördüğümde hisettiğim heyecan gibi..."
*]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>...&quot;neye binersem bineyim ilk hareket edişte o tekerleklerin kıpırdadığı an içim heyecanla dolar. bu çocukluktan kalma birşey olmalı. annemle Eskişehir-Bursa arası yolculuklarımızı hatırlarım hep. Orhan Veli'nin dizelerinden tam 20 saniye sonra denizi gördüğümde hisettiğim heyecan gibi.&quot;<br />
        <br />
       bilet kontrolü bitince yemekli vagona geçti. bira söyledi. trende herşey pahalıya geliyor diye düşünüp tasarruf etmeye çalışsa da Bilecik'e varmadan 4. birayı söylemişti bile. cebinde 5 biraya yetecek kadar para ve yarın ağrımaması gereken bir başı vardı.<br />
       bira ile sigara bile içemiyor, ikidebir tuvalete gitmek zorunda kalıyordu. bir ara birayı da tuvalete götürmeyi düşündüğünü farkedince kendi kendine gülümsedi. gülümsediğini farkedince de kendini tuvalete zar zor atıp orada kendi kendine kahkayı patlattı. delirdiğinden şüphesi yoktu ama dengesizce de olsa alkolün onu güldürebilmesi hoşuna gitmişti.<br />
        <br />
       sabahın soğuğunda Haydarpaşa'ya vardığında karanlık henüz aydınlanıyordu. iner inmez yaktığı sigara yüzünden soğuğu ciğerlerine kadar çekerek iskeleye indi.<br />
       Karaköy'e giderken vapurun dışında oturan tek kişiydi bu soğukta. içeridekiler ona &quot;artist&quot;, o da içeridekilere &quot;duygusuz&quot; der gibi bakıyordu.<br />
       Tünel'e vardığında saat dokuz olmuştu. Tünel'in serin küf kokusuna başka dillerden kelimeler karışıyor, klostrofobi yüzünden üç dakika otuz dakika gibi geçiyordu. İstiklal güne başlamıştı ama hala çok erkendi. kahvaltı etmek için şu &quot;simit zincirlerinden birine&quot; oturdu. &quot;biyometrik vize fotoğrafı ne ki?&quot; diye düşündü camdan ilanlara bakarken.<br />
       &quot;bu günlerde İrlanda, İzlanda konuşup duruyor herkes. herkeste bir gitme arzusu. gencimizde yaşlımızda bir balıkçı kasabası, dağ evi. biz de Heima'yı izlerken iyice etkilenmiştik. para yoktu pul yoktu ama gidilirdi, gidilemedi.<br />
        <br />
       yapamayınca üzüleceği planları hiç yapmamalı insan. herkes konuşuyor ama kaçımız gidebiliriz ki? daktilomu elçiliğe gösterip &quot;ben yazarım, hem de öyle bi yazarım ki hayatta çakmassın Svenssön kardeşim, bence siz bana &quot;whole Scandinav access&quot; verin mi diyecektim?<br />
       gerçekten istiyor muyuz gitmeyi bu kadar? yoksa oralara gidince en güzel aşkları bulup, müthiş dostluklar kuracağımızı, dağlarda, denizde, kafamıza göre yaşayabileceğimizi düşünüp kendimizi mi avutuyoruz? acaba Alice'in büyülü masalı ile kendimizi mi kandırıyoruz?<br />
       acaba bu buradaki yalnızlığımız, sevgisizliğimiz, sevilemeyişimiz, anlaşamamalarımız,becerememelerimiz yüzünden mi bu kadar oralarda daha güzel olabileceğine inanıyoruz?<br />
       bu &quot;düşüncelerle boğulmak için yanlış simit sarayı, hem Taksim'e kadar..<br />
        <br />
       ...neye binersem bineyim ilk hareket edişte o tekerleklerin kıpırdadığı an içim heyecanla dolar. bu çocukluktan kalma birşey olmalı. annemle Eskişehir-Gemlik arası yolculuklarımızı hatırlarım hep. Orhan Veli'nin dizelerinden tam 20 saniye sonra denizi gördüğümde hisettiğim heyecan gibi...&quot;<br />
</b></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>cerevs</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/cerevs/127-nostaljik-tramvay.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Şizofreni</title>
			<link>http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/cerevs/126-sizofreni.html</link>
			<pubDate>Tue, 25 Nov 2008 16:54:25 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[bir sidik yarışıdır almış gidiyor. her yerde ,her noktada ,her etikette, her arkadaş ortamında inceden inceye "ben biraz şizofrenim" gibi rol kesmeler, örneğin bu sitede "şizofren", "şizofreni", "kronik şizofreni" gibi etiketlere alakasız alakasız yapışmalar, daha ne olduğunu bilmeden birkaç filmden gördüklerini ya da sağdan soldan duyduklarını "ilginç", "karizmatik", "farklı" zannedip korkunç bir hastalığı üzerine almalar...


yakından tanıdığım birkaç insanın bu hastalığa sahip olması ve benim onların neler çektiğini az çok "şahit olmam" nedeniyle bu hastalığı olur olmaz ağzına alanların ağızlarıyla ilgili pek de olumlu şeyler düşünemiyorum...

John Nash'ten etkilendik tamam, Makinist'ten de. Kelebek Etkisi, Dövüş Kulübü, Donnie Darko... bütün bu filmler çok iyiydi. ama bu filmlerin sadece birkaçında şizofreni ana konuydu. diğerlerinde yan yoldu, anlatılmak istenen başkaydı. elbette bazı karakterlere hayranlık duyduk, kendimizden birşeyler bulduk, elbette birçoğumuzun sorunları var. tamam normal de değiliz o da kabul ama gerçek bir şizofreni hastasını tanımadan, semptomlardan, psikozlardan haberi olmadan bunu bu kadar "popülarize" edip hiç alakamız olmadığı halde üstümüze almak andavallık değil de ne?

Şimdi bu yanlış bilinen, "popülarize" edilmeye çalışılan, hava atma ya da "farklı olma" kaygılarıyla gerekli gereksiz herkesin bir nebze üzerine almaya çalıştığı, gerçekte ise tedavi olanların %25'inin iyileşemediği, insanın hayatını karartan bu "hastalığa" daha yakından bakalım da şizofreni neymiş, şizofren kimmiş anlayalım;

Şizofreni kişinin iki kişilikli olması değil, aynı anda iki farklı gerçekliğe inanmasıdır. "Gerçek gerçeklik" normal, sıradan bir insanın algılamasına denk düşerken, "ikinci gerçeklik" sağlıklı bir insanın anlayamayacağı, çoğu kez belli bir sisteme dayalı bir gerçekliktir.
   

Temel belirtiler (4 A belirtisi olarak bilinir);
1. Duygulanımda bozukluk (Affect)
2. Ambivalans (Ambivalance; karşıt duyguların birlikte yaşanması)
3. Otizm (Autism)
4. Çağrışımlarda (Association) bozukluk
5. Bilinç, yönelim ve bellekte temel bozuklukların olmayışı

İkincil belirtiler;
1. Sanrılar, yanılsamalar
2. Varsanılar
3. Devinim (hareket) bozuklukları

Semptomlar:

Pozitif semptomlar: 
Varsanı, sanrı, sürekli ağlama ya da gülme, evham, kendini tanıyamamak, heyecan, sıkıntı, kuşku, güvensizlik, düşmanca düşünceler, herşeyi üstüne alınma, sese ve renklere aşırı duyarlılık, aşırı derecede konuşma ve anlatma isteği, anlatımda kopukluk, gibi normalin üstünde aşırı semptomlardır.

Negatif semptomlar: 
Güçsüzlük, spontane olamama, insanlardan kaçma, konuşmada bozukluk, duygulanımda eksiklik, yaşamdan zevk alamama (anhedoni), uğraştığı işe kayıtsızlık, dış görünüşü önemsememe, bakımsızlık, kendini bulunduğu ortamdan ya da insanlardan yalıtılmışlık hissi, gibi normal işlevlerde azalma ile giden semptomlardır.


Şizofreni Tipleri:

Paranoid tür: 
Bazen dine aşırı düşkünlük, metafizik, filozofik ya da cinsel uğraşlar görülür. Rahatsızlığı kabul etmez, belirtileri gizlemeye çalışır, sanrıları yüzünden savunmaya geçer ve toplumdan uzaklaşırlar. Düşünce bozuklukları baskındır. Kötülük görme sanrıları, büyüklük sanrıları, etkilenme fikir ve sanrıları, alınganlık, kuşkuculuk bu türde sık görülen düşünce bozukluklarıdır. Başlangıcı genellikle yavaş ve daha geç yaştadır.

Dezorganize (Hebefrenik) tür: 
Düşünce ve devinim bozuklukları baskındır. Kişilikte dağılma ve yıkım hızlıdır. Hasta kendi özel dünyasında yaşar. Davranışlar ilkel ve çocuksudur. Kısa zamanda duygusal tepkilerde oynamalar (labilite), yüzeysellik, uygunsuzluk, sözcük uydurma (neolojizm), tutarsız sanrılar, yineleyici basmakalıp konuşmalar, ayrıca varsanılar daha sonra ortaya çıkmaktadır. Başlangıcı genç yaşta akut, renkli pozitif belirtilerle başlamaktadır. DSM kodlamasında dezorganize; ICD kodlamasında ise hebefrenik şizofreni olarak geçer.

Katatonik tür: 
Devinim (hareket) bozuklukları baskındır. Dış çevre ile ilişkisini kesmiş gibi görünse de çevrede olup bitenleri tanımakta ve kaydetmektedir. Hastalar belli bir duruşta uzun süre kalır ve dışardan gelen tepkilere yanıt vermez (donakalma), katatonik dalgınlık, katatonik taşkınlık, karşıtçılık gibi belirtiler görülmektedir. Başlangıcı çoğunlukla 15-25 yaş arasında ve aniden olmaktadır.

Ayrışmamış tür: 
Paranoid, dezorganize ve katatonik tür ayrışmamıştır.

Kalıntı (Rezidüel) tür: 
Daha çok negatif belirtilerin baskın olduğu süreğen şizofrenik bozukluktur. Değişmeye karşı istek ve ilgi azdır. Duygu küntlüğü, vurdumduymazlık, girişim ve eylem azlığı, toplumdan kopukluk, düşüncede somutlaşma ve fakirleşme, kendine iyi bakmama gibi negatif belirtiler gözlenir. Bir ya da birkaç aktif şizofrenik depreşmeden sonra başlamaktadır.

Şizofreni-ardı çökkünlük: 
Şizofrenik depreşmenin ardından hasta çok belirgin çökkünlüğe girebilir. Daha çok negatif belirtiler bulunmakla birlikte pozitif belirtiler de gözlenir. Kalıntı şizofreniden ayırmak zor olabilir. Ayırıcı tanı için hasta öyküsü önemlidir.

Basit şizofreni:
Sinsi ve yavaş başlayan ve daha çok negatif belirtilerin baskın olduğu şizofreni türüdür. Genellikle sanrılar, varsanılar, hareket bozuklukları görülmez. Kalıntı şizofreniden ayrımı öykü ile yapılır.

okuduklarımızı iyice özümseyelim, bir daha hasta olmadan "ben hastayım" demeyelim...




Şizofreni yüzünden hayatları kararan Louis Wain ve Syd Barret anısına...




Kaynaklar:
http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eizofreni]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>bir sidik yarışıdır almış gidiyor. her yerde ,her noktada ,her etikette, her arkadaş ortamında inceden inceye &quot;ben biraz şizofrenim&quot; gibi rol kesmeler, örneğin bu sitede &quot;şizofren&quot;, &quot;şizofreni&quot;, &quot;kronik şizofreni&quot; gibi etiketlere alakasız alakasız yapışmalar, daha ne olduğunu bilmeden birkaç filmden gördüklerini ya da sağdan soldan duyduklarını &quot;ilginç&quot;, &quot;karizmatik&quot;, &quot;farklı&quot; zannedip korkunç bir hastalığı üzerine almalar...<br />
<br />
<br />
yakından tanıdığım birkaç insanın bu hastalığa sahip olması ve benim onların neler çektiğini az çok &quot;şahit olmam&quot; nedeniyle bu hastalığı olur olmaz ağzına alanların ağızlarıyla ilgili pek de olumlu şeyler düşünemiyorum...<br />
<br />
John Nash'ten etkilendik tamam, Makinist'ten de. Kelebek Etkisi, Dövüş Kulübü, Donnie Darko... bütün bu filmler çok iyiydi. ama bu filmlerin sadece birkaçında şizofreni ana konuydu. diğerlerinde yan yoldu, anlatılmak istenen başkaydı. elbette bazı karakterlere hayranlık duyduk, kendimizden birşeyler bulduk, elbette birçoğumuzun sorunları var. tamam normal de değiliz o da kabul ama gerçek bir şizofreni hastasını tanımadan, semptomlardan, psikozlardan haberi olmadan bunu bu kadar &quot;popülarize&quot; edip hiç alakamız olmadığı halde üstümüze almak andavallık değil de ne?<br />
<br />
Şimdi bu yanlış bilinen, &quot;popülarize&quot; edilmeye çalışılan, hava atma ya da &quot;farklı olma&quot; kaygılarıyla gerekli gereksiz herkesin bir nebze üzerine almaya çalıştığı, gerçekte ise tedavi olanların %25'inin iyileşemediği, insanın hayatını karartan bu &quot;hastalığa&quot; daha yakından bakalım da şizofreni neymiş, şizofren kimmiş anlayalım;<br />
<br />
Şizofreni kişinin iki kişilikli olması değil, aynı anda iki farklı gerçekliğe inanmasıdır. &quot;Gerçek gerçeklik&quot; normal, sıradan bir insanın algılamasına denk düşerken, &quot;ikinci gerçeklik&quot; sağlıklı bir insanın anlayamayacağı, çoğu kez belli bir sisteme dayalı bir gerçekliktir.<br />
   <br />
<br />
Temel belirtiler (4 A belirtisi olarak bilinir);<br />
1. Duygulanımda bozukluk (Affect)<br />
2. Ambivalans (Ambivalance; karşıt duyguların birlikte yaşanması)<br />
3. Otizm (Autism)<br />
4. Çağrışımlarda (Association) bozukluk<br />
5. Bilinç, yönelim ve bellekte temel bozuklukların olmayışı<br />
<br />
İkincil belirtiler;<br />
1. Sanrılar, yanılsamalar<br />
2. Varsanılar<br />
3. Devinim (hareket) bozuklukları<br />
<br />
Semptomlar:<br />
<br />
Pozitif semptomlar: <br />
Varsanı, sanrı, sürekli ağlama ya da gülme, evham, kendini tanıyamamak, heyecan, sıkıntı, kuşku, güvensizlik, düşmanca düşünceler, herşeyi üstüne alınma, sese ve renklere aşırı duyarlılık, aşırı derecede konuşma ve anlatma isteği, anlatımda kopukluk, gibi normalin üstünde aşırı semptomlardır.<br />
<br />
Negatif semptomlar: <br />
Güçsüzlük, spontane olamama, insanlardan kaçma, konuşmada bozukluk, duygulanımda eksiklik, yaşamdan zevk alamama (anhedoni), uğraştığı işe kayıtsızlık, dış görünüşü önemsememe, bakımsızlık, kendini bulunduğu ortamdan ya da insanlardan yalıtılmışlık hissi, gibi normal işlevlerde azalma ile giden semptomlardır.<br />
<br />
<br />
Şizofreni Tipleri:<br />
<br />
Paranoid tür: <br />
Bazen dine aşırı düşkünlük, metafizik, filozofik ya da cinsel uğraşlar görülür. Rahatsızlığı kabul etmez, belirtileri gizlemeye çalışır, sanrıları yüzünden savunmaya geçer ve toplumdan uzaklaşırlar. Düşünce bozuklukları baskındır. Kötülük görme sanrıları, büyüklük sanrıları, etkilenme fikir ve sanrıları, alınganlık, kuşkuculuk bu türde sık görülen düşünce bozukluklarıdır. Başlangıcı genellikle yavaş ve daha geç yaştadır.<br />
<br />
Dezorganize (Hebefrenik) tür: <br />
Düşünce ve devinim bozuklukları baskındır. Kişilikte dağılma ve yıkım hızlıdır. Hasta kendi özel dünyasında yaşar. Davranışlar ilkel ve çocuksudur. Kısa zamanda duygusal tepkilerde oynamalar (labilite), yüzeysellik, uygunsuzluk, sözcük uydurma (neolojizm), tutarsız sanrılar, yineleyici basmakalıp konuşmalar, ayrıca varsanılar daha sonra ortaya çıkmaktadır. Başlangıcı genç yaşta akut, renkli pozitif belirtilerle başlamaktadır. DSM kodlamasında dezorganize; ICD kodlamasında ise hebefrenik şizofreni olarak geçer.<br />
<br />
Katatonik tür: <br />
Devinim (hareket) bozuklukları baskındır. Dış çevre ile ilişkisini kesmiş gibi görünse de çevrede olup bitenleri tanımakta ve kaydetmektedir. Hastalar belli bir duruşta uzun süre kalır ve dışardan gelen tepkilere yanıt vermez (donakalma), katatonik dalgınlık, katatonik taşkınlık, karşıtçılık gibi belirtiler görülmektedir. Başlangıcı çoğunlukla 15-25 yaş arasında ve aniden olmaktadır.<br />
<br />
Ayrışmamış tür: <br />
Paranoid, dezorganize ve katatonik tür ayrışmamıştır.<br />
<br />
Kalıntı (Rezidüel) tür: <br />
Daha çok negatif belirtilerin baskın olduğu süreğen şizofrenik bozukluktur. Değişmeye karşı istek ve ilgi azdır. Duygu küntlüğü, vurdumduymazlık, girişim ve eylem azlığı, toplumdan kopukluk, düşüncede somutlaşma ve fakirleşme, kendine iyi bakmama gibi negatif belirtiler gözlenir. Bir ya da birkaç aktif şizofrenik depreşmeden sonra başlamaktadır.<br />
<br />
Şizofreni-ardı çökkünlük: <br />
Şizofrenik depreşmenin ardından hasta çok belirgin çökkünlüğe girebilir. Daha çok negatif belirtiler bulunmakla birlikte pozitif belirtiler de gözlenir. Kalıntı şizofreniden ayırmak zor olabilir. Ayırıcı tanı için hasta öyküsü önemlidir.<br />
<br />
Basit şizofreni:<br />
Sinsi ve yavaş başlayan ve daha çok negatif belirtilerin baskın olduğu şizofreni türüdür. Genellikle sanrılar, varsanılar, hareket bozuklukları görülmez. Kalıntı şizofreniden ayrımı öykü ile yapılır.<br />
<br />
okuduklarımızı iyice özümseyelim, bir daha hasta olmadan &quot;ben hastayım&quot; demeyelim...<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Şizofreni yüzünden hayatları kararan Louis Wain ve Syd Barret anısına...<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Kaynaklar:<br />
<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eizofreni" target="_blank">http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eizofreni</a></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>cerevs</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/cerevs/126-sizofreni.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Mendil</title>
			<link>http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/arje-nova/125-mendil.html</link>
			<pubDate>Sun, 16 Nov 2008 10:28:30 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Temas

Zamana astım seni. Şimdi ufacık bir rüzgar çıktığında yüreğim ağzıma geliyor, sana dokunmadan uçup gideceksin diye. Çünkü kadere inanırsın sen. İsyan da etmezsin. Bırakırsın kendini en ufak esintide.

her şeyi yanlış yorumlamıştım. Bir yaz sonu öyle bir rüzgar dolmuştu ki odaya, öyle bir fırtına kopmuştu ki hep seyrettiğim tepelerde... hayatın anlamı bu demiştim. Balkon kapısına yaklaşıp dışarı baktım. Yanımdaydın. Anlamıyordun o rüzgara nasıl baktığımı. &#8216;Ne kadar berbat bir hava, değil mi?&#8217; dedin. Gülümsedim. Oysa rüzgarın içinde uçuşan yaprakların ahenkli hareketleri balkondan atlama isteği veriyordu bana. Anlamadın. Elini tuttum sonra. Saçmalıyordum. Bu olmamalıydı. Bana sarılıp fırtınayı gösterdin. &#8216;Şuraya bak...Allah korusun orda olabilirdik. Çok şanslıyız&#8217;
Şimdi o fırtınayı yutabilecek büyüklükteki bir fırtınanın ortasındayım.

Ses

Bazen sesini duyduğumu sanıyorum. Geleceğe yol almış bir trene biniyor, karanlık tünellerden geçiyorum. Havada rutubet kokusu... Trenin seni her şeyi bastırıyor bir an. Sesin geliyor ardından, havaya karışıyor. Bana bakıp &#8216;neden&#8217; diyorsun. &#8216;Neden yapıyorsun bunu?&#8217; Gerçekten &#8216;neden&#8217; yapıyorum? Büyük bir korku nefesimi kesiyor. Olmayacak ve olmamalı diye iç geçiriyorum. Titrek ışıklara yaklaşıyor tren. Sis trene sarılıyor sıkıca. Ben sana sarılıyorum. &#8216;Sadece kabustu. Bak buradayım, yanındayım&#8217; Kızgınsın. Sesin çıkmıyor hiç. Havada kalan ses dalgaların kulağıma sarılıyor. &#8216;Artık yokum ben, unuttun mu?&#8217; Sana bakıyorum ürpertiyle. Hayalin kollarımda ufalanıyor.

Nazar

Trene üçüncü binişim bu. Üç gün oldu. Bana bahsettiğin papatyaları gördüm dün gece düşümde. Korktum. Yine korktum. Hani bir keresinde kocaman bir papatya getirmiştin ya bana... Hatırlıyor musun? Günlerce nasıl da solmasın diye uğraşmıştım. Yorgun bakıyorsun. Gözlerinden her zamanki dalgınlık akıyor. Kim bilir yine neye takıldı kafan... Bana mı? Lütfen bunu yapma. Zaten çok rahatsız ettim seni. Kimsenin girmediği, ya cesaret edemediği, ya da senin girmesine izin vermediğin eşsiz ve derin evrenine girdim ben. En derinine kadar girip tüm ücralarını gezdim. Beğenmeden çıkmak en büyük zulümdü sana. Sen bir yaz sonu en büyük darbeyi en güvendiğin kişiden aldın. Şimid öyle kolay ki aniden dalıvermek o günlere... Bir söz, bir bakışla üstelik. Bir şarkı, bir manzara... Ve o kadar kolay ki sığ evrenlerde kulaç atmak seslerin olmadığı bir yerlere... Herkes biçimsiz hayatlarına almaya öyle hevesli ki beni... Bu yüzden dokunamıyorum. Bu yüzden acımıyor canım. Kimse canımı acıtmaya tenezzül etmez gibi. Kendi kendimi kanatıyorum. Her sabah elimde bir bıçakla uyanıyorum. Beklediğim şeyler gerçekleştikçe bir çentik atıyorum derime. Derimi görsen tanıyamazsın. Akan kanlarıma ağıtlar yakıyorum. Bana bakmaya zaman bulamazdın ya... Şimdi benim de yok hiç zamanım. Ama nedense her an sana bakıyorum.

Tat

Tren durdu. Camdan istasyonu seyrettim. Krem renkli perdeler uçuştu. Yaz akşamları nasıl böyle serin olur?
&#8216;Aklımda saçma bir takıntı var.&#8217;
&#8216;Oturma zaman yok. Hemen gelecek&#8217;
&#8216;Bilmiyorum, belki de...&#8217;
&#8216;Bak sadece iki adım, hadi...&#8217;
Keşke dursaydım orada. Keşke dursaydım ve kıpırdamasaydım ölene dek. Midemde garip bir his var. Hayır heyecan değil bu kez. Kıpırdanan kelebekleri kustum. Geçmedi. Kaynayan suları da çıkardım ağlayarak. Geçmedi. Klozetin başında ne kadar kaldım ki dersin? Lavları kustum, boğazım yandı. Biralar, cipsler ve diğerleri... Hepsi gitmeli. Ya aklımdakiler? &#8216;Aklını da kustur budala!..&#8217;
Keşke burada olsaydın. Keşke ne kadar pişman olduğumu, senle ilgidi olmayan her şeyde nasıl seni hatırladığımı anlatabilseydim sana. Bana böyle bakmasaydı hayalin. Güneş gözlüklerini taksaydın. Ağır aksak yürüseydin yine. O sandalyeye hiç oturmamalıydım. Sana bunu yapmamalıydım. Boş bir dünyaya baktım onca zaman. Dolduramadım evrenini.
Tüm gerçeğimi unuttum. Fark etmedim. Altı gün yememişsin doğru dürüst. Kendimi nasıl affedebilirim?
Son defa olmasını umarak klozete tükürdüm. Ağzımda uçuşan kelebeklerden kalma kanatların ekşi tadı. &#8216;Biri o tuşa basmış olmalı&#8217; dedim. &#8216;Tanrım sen basmış ol&#8217; Pause denen o aralıkta yaşıyor olayım. Biri tekrar o tuşa dokunduğunda bu berbat tat gitsin ağzımdaki. Gözlerini görüp yüzüne bakayım. &#8216;Kabustu bu&#8217; de. &#8216;Bitti&#8217; de. De ki bu gerçeküstü düşlerden kurtulayım.

Koku

İstasyonda bir şeyler unutuyor insanlar. Kimi şemsiye, kimi poşet, kimi bavul belki. Neden hala gözlerim ıslak? Adı üzerinde &#8216;unutmak&#8217;... İnsan unuttuğu şeyler için ağlar mı? Gözü gibi baktığı şeyleri unutur mu istasyonda? Unuttuğum mendili arıyorum ben. İnce, altın işlemeli, güzel kokan bir mendildi. Gördünüz mü? Herkes tuhaf bakıyor gözlerime. Mendil uzatıyor bazısı. &#8216;Silin göz yaşlarınızı bayan&#8217; Anlamıyorum. &#8216;Hayır&#8217; diyorum. &#8216;Onu istiyorum ben&#8217; Islak yanaklarıma dokunurdu. Ben avuçlarıma alır koklardım onu. Nasıldı sahi kokusu? Güzel olması dışında zerre kadar bir şey hatırlamıyorum. Ama ne zaman koklasam yüzümden ayırmak istemezdim. Sabah yastığımda görmezsem öldüğümü düşünür öyle sıçrardım yataktan. Derinlere çekerdi beni ondan alınmış her soluk. Gözlerimi kapar, dalar giderdim. Mutlu olmayı beceremezdim belki, doğru. Ama huzurum bana tüm gün yeterdi.
Karanlık bir gece yarısı geliyor aklıma. Mendilimin üzgün aksini sulara gömdüm. Kahkaha attım bir de utanmadan. Bu kadar mı boğmuştu beni? Bu kadar mı vefasızdım ben? Sildiği onca göz yaşıyla birlikte onu ısrarla sulara gömmüşken, şimdi tüm hayatımı kaplayan bu pişmanlık neden?

His-İnanç

&#8216;Zaman azalıyor&#8217;
&#8216;Nerdeyiz?&#8217;
Gözlerime anlamsızca baktı.
&#8216;Nasıl &#8216;nerdeyiz&#8217;?&#8217;
Etrafa baktım. Krem perdeler uçuşmuyordu. Balkon kapısı kapalı olmalıydı. Üzerinden bir sene geçmişti her şeyin. Taşınıyorduk.
&#8216;Orada bunları ulamayız&#8217; dedi ve önümdeki koliyi işaret ederek elime bir şeyler tutuşturdu. &#8216;Al koy bunları&#8217;
&#8216;Perdeler kalacak mı&#8217; dedim.
&#8216;Yenisini alırız.&#8217;
Gözlerine baktım. Bana baktı bir şey demeden. Şaşırmış görünüyordu. Hemen gözlerini kaçırdı.
&#8216;Noldu?&#8217; dedi.
Yutkundum. Bir şeyler demek istiyordum. Rotasını kaybetmiş bir gemi gibi hissettim kendimi. Doğru ya da yanlış yol yoktu. Doğru ya da yanlış seçim de yoktu. Olması gereken her seçimde doğruyu yapmaktı.
&#8216;Eğer seni yakın zamanda kırmışsam, üzmüşsem özür dilerim. Emin ol çok pişmanım&#8217;
Bana baktı.
&#8216;Çok garipsin bugün aşkım&#8217;
&#8216;Aslında sadece mutluyum&#8217;
&#8216;Taşınınca üzüleceğini söylemiştin&#8217;
&#8216;Yanımda sen varken üzülmem ben&#8217;
Ona yaklaşıp sarıldım. O da bana sarıldı. Göz yaşlarımı serbest bıraktım. omzuna akıyordu ama fark etmedi.
&#8216;Beni affet&#8217;
Burnuma gelen koku ile gözlerimi kapattım. Derin bir evrene daldım.
Trenin sesi azalmıştı. Ana rahminde olabileceğini düşündüğüm uğultu gibi bir sesle ilerliyordu. Birden yerimden kalktım. Koşarak en arka kompartımana vardım. Geride bıraktığımız istasyonda gördüm sarılmış bedenlerimizi. Perdeler uçuşmuyordu. Yanımızda bir koli vardı.
&#8216;Hayır!..&#8217; dedim.
Yolcular bana baktı. Trenden atlamak için çok geçti. Bu intihar olurdu.
&#8216;Ne görüyor acaba o istasyonda&#8217; dedi bir yolcu.
&#8216;Kötü bir şey olmalı&#8217; dedi diğeri.
İstasyon çok geride kalmıştı. Görünüyordu şimdi. Yaşlı gözlerimle yolculara baktım.
&#8216;Mendilim&#8217;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Temas<br />
<br />
Zamana astım seni. Şimdi ufacık bir rüzgar çıktığında yüreğim ağzıma geliyor, sana dokunmadan uçup gideceksin diye. Çünkü kadere inanırsın sen. İsyan da etmezsin. Bırakırsın kendini en ufak esintide.<br />
<br />
her şeyi yanlış yorumlamıştım. Bir yaz sonu öyle bir rüzgar dolmuştu ki odaya, öyle bir fırtına kopmuştu ki hep seyrettiğim tepelerde... hayatın anlamı bu demiştim. Balkon kapısına yaklaşıp dışarı baktım. Yanımdaydın. Anlamıyordun o rüzgara nasıl baktığımı. &#8216;Ne kadar berbat bir hava, değil mi?&#8217; dedin. Gülümsedim. Oysa rüzgarın içinde uçuşan yaprakların ahenkli hareketleri balkondan atlama isteği veriyordu bana. Anlamadın. Elini tuttum sonra. Saçmalıyordum. Bu olmamalıydı. Bana sarılıp fırtınayı gösterdin. &#8216;Şuraya bak...Allah korusun orda olabilirdik. Çok şanslıyız&#8217;<br />
Şimdi o fırtınayı yutabilecek büyüklükteki bir fırtınanın ortasındayım.<br />
<br />
Ses<br />
<br />
Bazen sesini duyduğumu sanıyorum. Geleceğe yol almış bir trene biniyor, karanlık tünellerden geçiyorum. Havada rutubet kokusu... Trenin seni her şeyi bastırıyor bir an. Sesin geliyor ardından, havaya karışıyor. Bana bakıp &#8216;neden&#8217; diyorsun. &#8216;Neden yapıyorsun bunu?&#8217; Gerçekten &#8216;neden&#8217; yapıyorum? Büyük bir korku nefesimi kesiyor. Olmayacak ve olmamalı diye iç geçiriyorum. Titrek ışıklara yaklaşıyor tren. Sis trene sarılıyor sıkıca. Ben sana sarılıyorum. &#8216;Sadece kabustu. Bak buradayım, yanındayım&#8217; Kızgınsın. Sesin çıkmıyor hiç. Havada kalan ses dalgaların kulağıma sarılıyor. &#8216;Artık yokum ben, unuttun mu?&#8217; Sana bakıyorum ürpertiyle. Hayalin kollarımda ufalanıyor.<br />
<br />
Nazar<br />
<br />
Trene üçüncü binişim bu. Üç gün oldu. Bana bahsettiğin papatyaları gördüm dün gece düşümde. Korktum. Yine korktum. Hani bir keresinde kocaman bir papatya getirmiştin ya bana... Hatırlıyor musun? Günlerce nasıl da solmasın diye uğraşmıştım. Yorgun bakıyorsun. Gözlerinden her zamanki dalgınlık akıyor. Kim bilir yine neye takıldı kafan... Bana mı? Lütfen bunu yapma. Zaten çok rahatsız ettim seni. Kimsenin girmediği, ya cesaret edemediği, ya da senin girmesine izin vermediğin eşsiz ve derin evrenine girdim ben. En derinine kadar girip tüm ücralarını gezdim. Beğenmeden çıkmak en büyük zulümdü sana. Sen bir yaz sonu en büyük darbeyi en güvendiğin kişiden aldın. Şimid öyle kolay ki aniden dalıvermek o günlere... Bir söz, bir bakışla üstelik. Bir şarkı, bir manzara... Ve o kadar kolay ki sığ evrenlerde kulaç atmak seslerin olmadığı bir yerlere... Herkes biçimsiz hayatlarına almaya öyle hevesli ki beni... Bu yüzden dokunamıyorum. Bu yüzden acımıyor canım. Kimse canımı acıtmaya tenezzül etmez gibi. Kendi kendimi kanatıyorum. Her sabah elimde bir bıçakla uyanıyorum. Beklediğim şeyler gerçekleştikçe bir çentik atıyorum derime. Derimi görsen tanıyamazsın. Akan kanlarıma ağıtlar yakıyorum. Bana bakmaya zaman bulamazdın ya... Şimdi benim de yok hiç zamanım. Ama nedense her an sana bakıyorum.<br />
<br />
Tat<br />
<br />
Tren durdu. Camdan istasyonu seyrettim. Krem renkli perdeler uçuştu. Yaz akşamları nasıl böyle serin olur?<br />
&#8216;Aklımda saçma bir takıntı var.&#8217;<br />
&#8216;Oturma zaman yok. Hemen gelecek&#8217;<br />
&#8216;Bilmiyorum, belki de...&#8217;<br />
&#8216;Bak sadece iki adım, hadi...&#8217;<br />
Keşke dursaydım orada. Keşke dursaydım ve kıpırdamasaydım ölene dek. Midemde garip bir his var. Hayır heyecan değil bu kez. Kıpırdanan kelebekleri kustum. Geçmedi. Kaynayan suları da çıkardım ağlayarak. Geçmedi. Klozetin başında ne kadar kaldım ki dersin? Lavları kustum, boğazım yandı. Biralar, cipsler ve diğerleri... Hepsi gitmeli. Ya aklımdakiler? &#8216;Aklını da kustur budala!..&#8217;<br />
Keşke burada olsaydın. Keşke ne kadar pişman olduğumu, senle ilgidi olmayan her şeyde nasıl seni hatırladığımı anlatabilseydim sana. Bana böyle bakmasaydı hayalin. Güneş gözlüklerini taksaydın. Ağır aksak yürüseydin yine. O sandalyeye hiç oturmamalıydım. Sana bunu yapmamalıydım. Boş bir dünyaya baktım onca zaman. Dolduramadım evrenini.<br />
Tüm gerçeğimi unuttum. Fark etmedim. Altı gün yememişsin doğru dürüst. Kendimi nasıl affedebilirim?<br />
Son defa olmasını umarak klozete tükürdüm. Ağzımda uçuşan kelebeklerden kalma kanatların ekşi tadı. &#8216;Biri o tuşa basmış olmalı&#8217; dedim. &#8216;Tanrım sen basmış ol&#8217; Pause denen o aralıkta yaşıyor olayım. Biri tekrar o tuşa dokunduğunda bu berbat tat gitsin ağzımdaki. Gözlerini görüp yüzüne bakayım. &#8216;Kabustu bu&#8217; de. &#8216;Bitti&#8217; de. De ki bu gerçeküstü düşlerden kurtulayım.<br />
<br />
Koku<br />
<br />
İstasyonda bir şeyler unutuyor insanlar. Kimi şemsiye, kimi poşet, kimi bavul belki. Neden hala gözlerim ıslak? Adı üzerinde &#8216;unutmak&#8217;... İnsan unuttuğu şeyler için ağlar mı? Gözü gibi baktığı şeyleri unutur mu istasyonda? Unuttuğum mendili arıyorum ben. İnce, altın işlemeli, güzel kokan bir mendildi. Gördünüz mü? Herkes tuhaf bakıyor gözlerime. Mendil uzatıyor bazısı. &#8216;Silin göz yaşlarınızı bayan&#8217; Anlamıyorum. &#8216;Hayır&#8217; diyorum. &#8216;Onu istiyorum ben&#8217; Islak yanaklarıma dokunurdu. Ben avuçlarıma alır koklardım onu. Nasıldı sahi kokusu? Güzel olması dışında zerre kadar bir şey hatırlamıyorum. Ama ne zaman koklasam yüzümden ayırmak istemezdim. Sabah yastığımda görmezsem öldüğümü düşünür öyle sıçrardım yataktan. Derinlere çekerdi beni ondan alınmış her soluk. Gözlerimi kapar, dalar giderdim. Mutlu olmayı beceremezdim belki, doğru. Ama huzurum bana tüm gün yeterdi.<br />
Karanlık bir gece yarısı geliyor aklıma. Mendilimin üzgün aksini sulara gömdüm. Kahkaha attım bir de utanmadan. Bu kadar mı boğmuştu beni? Bu kadar mı vefasızdım ben? Sildiği onca göz yaşıyla birlikte onu ısrarla sulara gömmüşken, şimdi tüm hayatımı kaplayan bu pişmanlık neden?<br />
<br />
His-İnanç<br />
<br />
&#8216;Zaman azalıyor&#8217;<br />
&#8216;Nerdeyiz?&#8217;<br />
Gözlerime anlamsızca baktı.<br />
&#8216;Nasıl &#8216;nerdeyiz&#8217;?&#8217;<br />
Etrafa baktım. Krem perdeler uçuşmuyordu. Balkon kapısı kapalı olmalıydı. Üzerinden bir sene geçmişti her şeyin. Taşınıyorduk.<br />
&#8216;Orada bunları ulamayız&#8217; dedi ve önümdeki koliyi işaret ederek elime bir şeyler tutuşturdu. &#8216;Al koy bunları&#8217;<br />
&#8216;Perdeler kalacak mı&#8217; dedim.<br />
&#8216;Yenisini alırız.&#8217;<br />
Gözlerine baktım. Bana baktı bir şey demeden. Şaşırmış görünüyordu. Hemen gözlerini kaçırdı.<br />
&#8216;Noldu?&#8217; dedi.<br />
Yutkundum. Bir şeyler demek istiyordum. Rotasını kaybetmiş bir gemi gibi hissettim kendimi. Doğru ya da yanlış yol yoktu. Doğru ya da yanlış seçim de yoktu. Olması gereken her seçimde doğruyu yapmaktı.<br />
&#8216;Eğer seni yakın zamanda kırmışsam, üzmüşsem özür dilerim. Emin ol çok pişmanım&#8217;<br />
Bana baktı.<br />
&#8216;Çok garipsin bugün aşkım&#8217;<br />
&#8216;Aslında sadece mutluyum&#8217;<br />
&#8216;Taşınınca üzüleceğini söylemiştin&#8217;<br />
&#8216;Yanımda sen varken üzülmem ben&#8217;<br />
Ona yaklaşıp sarıldım. O da bana sarıldı. Göz yaşlarımı serbest bıraktım. omzuna akıyordu ama fark etmedi.<br />
&#8216;Beni affet&#8217;<br />
Burnuma gelen koku ile gözlerimi kapattım. Derin bir evrene daldım.<br />
Trenin sesi azalmıştı. Ana rahminde olabileceğini düşündüğüm uğultu gibi bir sesle ilerliyordu. Birden yerimden kalktım. Koşarak en arka kompartımana vardım. Geride bıraktığımız istasyonda gördüm sarılmış bedenlerimizi. Perdeler uçuşmuyordu. Yanımızda bir koli vardı.<br />
&#8216;Hayır!..&#8217; dedim.<br />
Yolcular bana baktı. Trenden atlamak için çok geçti. Bu intihar olurdu.<br />
&#8216;Ne görüyor acaba o istasyonda&#8217; dedi bir yolcu.<br />
&#8216;Kötü bir şey olmalı&#8217; dedi diğeri.<br />
İstasyon çok geride kalmıştı. Görünüyordu şimdi. Yaşlı gözlerimle yolculara baktım.<br />
&#8216;Mendilim&#8217;</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>Arje Nova</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/arje-nova/125-mendil.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>zul</title>
			<link>http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/barondebar/123-zul.html</link>
			<pubDate>Mon, 10 Nov 2008 20:01:54 GMT</pubDate>
			<description>ulan bu rakı var ya
hiç bu kadar zul olmamıştı bana
hani ömür uzun,
terketmeler oldu
çekip gitmeler
lan oldu işte 
belli dönemlerde
tüketen öğütmeler
ve şimdi yağmur yağdı 
bu şehirde
ben üşüdüm
bir tahta masada
bu viran meyhanede
gördüğüm tüm manzara 
bir buğulu pencere.
/yokluğun bu anlarda acıyı koyu demler
efkar mı ince bir hüzün mü sonra an gelir
yokluğun da terkeder/
Gidecektim
son dolmuşu kaçırmayım sancılarında
nerden çıktı bu yağmur
üşüdüm
ve yine seni düşündüm
ulan bu rakı var ya
hiç bu kadar zul olmamıştı bana...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>ulan bu rakı var ya<br />
hiç bu kadar zul olmamıştı bana<br />
hani ömür uzun,<br />
terketmeler oldu<br />
çekip gitmeler<br />
lan oldu işte <br />
belli dönemlerde<br />
tüketen öğütmeler<br />
ve şimdi yağmur yağdı <br />
bu şehirde<br />
ben üşüdüm<br />
bir tahta masada<br />
bu viran meyhanede<br />
gördüğüm tüm manzara <br />
bir buğulu pencere.<br />
/yokluğun bu anlarda acıyı koyu demler<br />
efkar mı ince bir hüzün mü sonra an gelir<br />
yokluğun da terkeder/<br />
Gidecektim<br />
son dolmuşu kaçırmayım sancılarında<br />
nerden çıktı bu yağmur<br />
üşüdüm<br />
ve yine seni düşündüm<br />
ulan bu rakı var ya<br />
hiç bu kadar zul olmamıştı bana...</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>barondebar</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/barondebar/123-zul.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>......</title>
			<link>http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/nisyan/121-a.html</link>
			<pubDate>Tue, 21 Oct 2008 12:29:23 GMT</pubDate>
			<description>Odamın duvarındaki tabloda, küçük bir kız çocuğu var. Kırmızı şemsiyesinin  altında kitap okuyan. Odamın duvarındaki tabloda yaşayan kız çocuğunu yemeğe  davet ettim dün gece. Gelirken, bir yüzük getirmiş bana. Ne güzel. Parmaklarım  acımasaydı, o yüzüğü takabilirdim. Parmaklarım ezilmeseydi kelimeler tarafından,  parmaklarımı süsleyebilirdim ben de onlar gibi. Omzuna düşen uzun saç  tellerinden birine geçirdi yüzüğü. Boynuma taktı. Gülümsedim. Konuşmayan küçük  kızın ceplerine birkaç misket bırakıp uğurladım. O tabloya geri döndü. Ben  banyoya. Küveti kendimle doldurdum. Suyu aldım içime. Uykum yok. Uykum yeşile  boyalı mücevher kutumun içinde....

</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><div align="center">Odamın duvarındaki tabloda, küçük bir kız çocuğu var. Kırmızı şemsiyesinin  altında kitap okuyan. Odamın duvarındaki tabloda yaşayan kız çocuğunu yemeğe  davet ettim dün gece. Gelirken, bir yüzük getirmiş bana. Ne güzel. Parmaklarım  acımasaydı, o yüzüğü takabilirdim. Parmaklarım ezilmeseydi kelimeler tarafından,  parmaklarımı süsleyebilirdim ben de onlar gibi. Omzuna düşen uzun saç  tellerinden birine geçirdi yüzüğü. Boynuma taktı. Gülümsedim. Konuşmayan küçük  kızın ceplerine birkaç misket bırakıp uğurladım. O tabloya geri döndü. Ben  banyoya. Küveti kendimle doldurdum. Suyu aldım içime. Uykum yok. Uykum yeşile  boyalı mücevher kutumun içinde....<br />
</div></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>NisYaN</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/nisyan/121-a.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>FaÇa</title>
			<link>http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/nisyan/120-faca.html</link>
			<pubDate>Mon, 20 Oct 2008 06:37:25 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Gülünce oyulan gamzeleri bir vedayı simgelerdi. Her veda benim için gözyaşı,

onun için ise yeni ufuklar demekti. Yeni ufuklarda, o uzak, gizemli
karalarda her gemi heyecanla karşılanmazdı oysa ki. O, bilmezdi.

Gamzelerinin oyulduğu bir gün, arkasından baktım omuzlarına sabitlenmiş
gözlerimle.. Parlayan ışığı düşündüm şimdi göremediğim gözlerinde.. Gitti.
Her zamanki gibi kalp ağrıları olacaktı benim için gidişinin bedeli..O,
düşünmedi..

Kollarını açarak, gözlerinde bir güneş, koştu yeni hevesine. Oysa yeni
'heves'in gözü manada değildi, maddedeydi sadece. Bu defa zaman onun için
hüzün, 'heves'i için kahkaha dolu geçti. Masalın sonunda giden hevesinin de
gamzeleri olduğunu fark etti.


Bir göz yaşı kadar hızlı akıp gitti zaman.


Yıldızlı bir geceydi -iyi hatırlıyorum, bana geri geldi.Gözlerindeki hüzün
tanıdığım bir renkti. Bir fark vardı oysa ifadesinde tüm manayı alt üst
eden: Gamzeleri eksikti.


"Biliyor musun" dedi, "Bir adam tanıdım son gidişimde. Gamzelerimi da aldı
götürdü beni terk ettiğinde.."

"Öyle ya.." dedim, "Bu ilk acındı,sen bilmezsin fazla.. Her giden
gamzeleriyle bir faça atar kalbindeki duvara.."

"Oysa ki sadece bir hevesti..Bu kadar acıtmasına şaşırdım.." dedi.

Heveslerin gamzeleri olmazdı.


O hiç bilemedi..

maçakızı 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Palatino Linotype,Palatino,sans-serif">Gülünce oyulan gamzeleri bir vedayı simgelerdi. Her veda benim için gözyaşı,<br />
<br />
onun için ise yeni ufuklar demekti. Yeni ufuklarda, o uzak, gizemli<br />
karalarda her gemi heyecanla karşılanmazdı oysa ki. O, bilmezdi.<br />
<br />
Gamzelerinin oyulduğu bir gün, arkasından baktım omuzlarına sabitlenmiş<br />
gözlerimle.. Parlayan ışığı düşündüm şimdi göremediğim gözlerinde.. Gitti.<br />
Her zamanki gibi kalp ağrıları olacaktı benim için gidişinin bedeli..O,<br />
düşünmedi..<br />
<br />
Kollarını açarak, gözlerinde bir güneş, koştu yeni hevesine. Oysa yeni<br />
'heves'in gözü manada değildi, maddedeydi sadece. Bu defa zaman onun için<br />
hüzün, 'heves'i için kahkaha dolu geçti. Masalın sonunda giden hevesinin de<br />
gamzeleri olduğunu fark etti.<br />
<br />
<br />
Bir göz yaşı kadar hızlı akıp gitti zaman.<br />
<br />
<br />
Yıldızlı bir geceydi -iyi hatırlıyorum, bana geri geldi.Gözlerindeki hüzün<br />
tanıdığım bir renkti. Bir fark vardı oysa ifadesinde tüm manayı alt üst<br />
eden: Gamzeleri eksikti.<br />
<br />
<br />
&quot;Biliyor musun&quot; dedi, &quot;Bir adam tanıdım son gidişimde. Gamzelerimi da aldı<br />
götürdü beni terk ettiğinde..&quot;<br />
<br />
&quot;Öyle ya..&quot; dedim, &quot;Bu ilk acındı,sen bilmezsin fazla.. Her giden<br />
gamzeleriyle bir faça atar kalbindeki duvara..&quot;<br />
<br />
&quot;Oysa ki sadece bir hevesti..Bu kadar acıtmasına şaşırdım..&quot; dedi.<br />
<br />
Heveslerin gamzeleri olmazdı.<br />
<br />
<br />
O hiç bilemedi..<br />
<br />
maçakızı <br />
</font></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>NisYaN</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/nisyan/120-faca.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>=) Benden parçalar bilinmezlik, umutsuzluk ...</title>
			<link>http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/princessmedusa/118-%3D-benden-parcalar-bilinmezlik-umutsuzluk.html</link>
			<pubDate>Sat, 04 Oct 2008 23:16:58 GMT</pubDate>
			<description>Bilmiyorum hiçbirşeyi ,
Bunlar neden oldu,
Bilmediğim gibi...

İstemiyorum ,
Kendimi rüzgara bırakıp,
Gözyaşlarımı kurutmasından başka ,
hiçbirşeyi istemediğim gibi ...

Artık umutlandırmıyor hiçbirşey beni ,
Beni terkettiğinden beri !..:(</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Bilmiyorum hiçbirşeyi ,<br />
Bunlar neden oldu,<br />
Bilmediğim gibi...<br />
<br />
İstemiyorum ,<br />
Kendimi rüzgara bırakıp,<br />
Gözyaşlarımı kurutmasından başka ,<br />
hiçbirşeyi istemediğim gibi ...<br />
<br />
Artık umutlandırmıyor hiçbirşey beni ,<br />
Beni terkettiğinden beri !..:(</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>PrincessMedusa</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/princessmedusa/118-%3D-benden-parcalar-bilinmezlik-umutsuzluk.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>seni içimden terkediyorum</title>
			<link>http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/barondebar/115-seni-icimden-terkediyorum.html</link>
			<pubDate>Thu, 25 Sep 2008 21:58:16 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*binmediğim hiçbir otobüs *
*beklemediğim hiçbir durak kalmadı bu şehirde *
*gittikçe azalıyor hayat *
*neyi erken yaşadıysam *
*hep ona geç kalıyorum *
*sana göçüyorum her sonbahar *
*yolların çıkmıyor aşkıma *
*unuttuğun yağmurların adı saklımda *
*seni içimden terk ediyorum *
 
*susmaktan yoruldum *
*kuşlar ve şarkılar bu şehri terk edeli *
*efkar demliyorum gözlerimde *
*yaşlarımı, yanağıma varmadan öldürüyorum *
*tam sancağımdan yaralıyorum kendimi *
*alnını yüreğime dayadığın güne bakıp *
*seni içimden terk ediyorum *
 
*ne unutacak kadar nefret ettin *
*ne hatırlayacak kadar sevdin *
*yıkık bir duvar kadar bile pişman değilsin biliyorum *
*beni hep bulmamak için aradın *
*yanıldığımdın *
*yangınımdın *
*yangındın *
 
*sensizliğe yenilmek *
*sana yenilmekten zor olsa da *
*ardımda bir sürü "belki" ler bırakarak *
*seni içimden terk ediyorum *
 
*şimdi *
*içimde öldürecek bir anı bile bulamayan *
*iki yarım kaldık *
*tamamlayamadık bizi *
*elinden tutamadık yanlızlığımın *
*saçlarımı da uzaklarına gömdün *
 
*içimin mavisi senin okyanusundandı *
*al! geri veriyorum. *
*kilitleri hep yanlış kapılara vurdun *
*devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim *
*sana bensizliği terk ediyorum *
 
*"yarime uzanmayan bütün dallar kırık" demiştin *
*aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi? *
 
*ne tuhaf değil mi? *
*içimi acıtan da sendin *
*acımı dindirecek olan da. *
*ya öldür beni dedim *
*ya da git benden. *
*içi bulanık bir sevdanın ucunda *
*seni kaybettim. *
*aldırmadın aldırmalarıma *
*bir gecede yakıp yarini *
*şafaklara sattın ihanetini *
*küllerime basanlar bile utandı yaptığından *
*işte soluk bir ömrün son nefesi *
 
*benden *
*içimden *
*terk ediyorum.*
 
*Kahraman Tazeoğlu*]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><i>binmediğim hiçbir otobüs </i></b><br />
<i><b>beklemediğim hiçbir durak kalmadı bu şehirde </b></i><br />
<i><b>gittikçe azalıyor hayat </b></i><br />
<i><b>neyi erken yaşadıysam </b></i><br />
<i><b>hep ona geç kalıyorum </b></i><br />
<i><b>sana göçüyorum her sonbahar </b></i><br />
<i><b>yolların çıkmıyor aşkıma </b></i><br />
<i><b>unuttuğun yağmurların adı saklımda </b></i><br />
<i><b>seni içimden terk ediyorum </b></i><br />
 <br />
<i><b>susmaktan yoruldum </b></i><br />
<i><b>kuşlar ve şarkılar bu şehri terk edeli </b></i><br />
<i><b>efkar demliyorum gözlerimde </b></i><br />
<i><b>yaşlarımı, yanağıma varmadan öldürüyorum </b></i><br />
<i><b>tam sancağımdan yaralıyorum kendimi </b></i><br />
<i><b>alnını yüreğime dayadığın güne bakıp </b></i><br />
<i><b>seni içimden terk ediyorum </b></i><br />
 <br />
<i><b>ne unutacak kadar nefret ettin </b></i><br />
<i><b>ne hatırlayacak kadar sevdin </b></i><br />
<i><b>yıkık bir duvar kadar bile pişman değilsin biliyorum </b></i><br />
<i><b>beni hep bulmamak için aradın </b></i><br />
<i><b>yanıldığımdın </b></i><br />
<i><b>yangınımdın </b></i><br />
<i><b>yangındın </b></i><br />
 <br />
<i><b>sensizliğe yenilmek </b></i><br />
<i><b>sana yenilmekten zor olsa da </b></i><br />
<i><b>ardımda bir sürü &quot;belki&quot; ler bırakarak </b></i><br />
<i><b>seni içimden terk ediyorum </b></i><br />
 <br />
<i><b>şimdi </b></i><br />
<i><b>içimde öldürecek bir anı bile bulamayan </b></i><br />
<i><b>iki yarım kaldık </b></i><br />
<i><b>tamamlayamadık bizi </b></i><br />
<i><b>elinden tutamadık yanlızlığımın </b></i><br />
<i><b>saçlarımı da uzaklarına gömdün </b></i><br />
 <br />
<i><b>içimin mavisi senin okyanusundandı </b></i><br />
<i><b>al! geri veriyorum. </b></i><br />
<i><b>kilitleri hep yanlış kapılara vurdun </b></i><br />
<i><b>devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim </b></i><br />
<i><b>sana bensizliği terk ediyorum </b></i><br />
 <br />
<i><b>&quot;yarime uzanmayan bütün dallar kırık&quot; demiştin </b></i><br />
<i><b>aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi? </b></i><br />
 <br />
<i><b>ne tuhaf değil mi? </b></i><br />
<i><b>içimi acıtan da sendin </b></i><br />
<i><b>acımı dindirecek olan da. </b></i><br />
<i><b>ya öldür beni dedim </b></i><br />
<i><b>ya da git benden. </b></i><br />
<i><b>içi bulanık bir sevdanın ucunda </b></i><br />
<i><b>seni kaybettim. </b></i><br />
<i><b>aldırmadın aldırmalarıma </b></i><br />
<i><b>bir gecede yakıp yarini </b></i><br />
<i><b>şafaklara sattın ihanetini </b></i><br />
<i><b>küllerime basanlar bile utandı yaptığından </b></i><br />
<i><b>işte soluk bir ömrün son nefesi </b></i><br />
 <br />
<i><b>benden </b></i><br />
<i><b>içimden </b></i><br />
<i><b>terk ediyorum.</b></i><br />
 <br />
<b><i>Kahraman Tazeoğlu</i></b></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>barondebar</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/barondebar/115-seni-icimden-terkediyorum.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>trenler</title>
			<link>http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/barondebar/114-trenler.html</link>
			<pubDate>Mon, 22 Sep 2008 21:05:32 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[içimden trenler geçiyo,makastar makaslıyo raylarımı raydan çıkmak istiyorum.Flu görünüyor geçtiğim istasyonlar kim çekecek içimdeki imdat frenini diye beklerken,kaç kişinin 'gereksiz kullanımlardan ceza aldığı' geliyor aklıma...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>içimden trenler geçiyo,makastar makaslıyo raylarımı raydan çıkmak istiyorum.Flu görünüyor geçtiğim istasyonlar kim çekecek içimdeki imdat frenini diye beklerken,kaç kişinin 'gereksiz kullanımlardan ceza aldığı' geliyor aklıma...</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>barondebar</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/barondebar/114-trenler.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>kirli masallar</title>
			<link>http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/kafayi-yemis-dusler/113-kirli-masallar.html</link>
			<pubDate>Mon, 22 Sep 2008 18:34:40 GMT</pubDate>
			<description>Cocuk degilim artik ve hicbir masal temiz degil icimde.
Bekaretini kaybetmis tum o kahramanlar ve yuzlerinden hayat akar, kirletilmis, aglatilmis hayat...
bicaklanmis aksamlari avuclar deniz kizlari...Denize atilmis bos sarap siselerinde yakisikli adamlarla sevisirler sonra...Ve oluk oluk olum akar bacaklarindan...
sonra deniz kirlenir...
sonra hayat gucenir...
sonra masallar aglasir...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Lucida Console">Cocuk degilim artik ve hicbir masal temiz degil icimde.</font><br />
<font face="Lucida Console">Bekaretini kaybetmis tum o kahramanlar ve yuzlerinden hayat akar, kirletilmis, aglatilmis hayat...</font><br />
<font face="Lucida Console">bicaklanmis aksamlari avuclar deniz kizlari...Denize atilmis bos sarap siselerinde yakisikli adamlarla sevisirler sonra...Ve oluk oluk olum akar bacaklarindan...</font><br />
<font face="Lucida Console">sonra deniz kirlenir...</font><br />
<font face="Lucida Console">sonra hayat gucenir...</font><br />
<font face="Lucida Console">sonra masallar aglasir...</font></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>kafayi yemis dusler</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/kafayi-yemis-dusler/113-kirli-masallar.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Kurbağa Balığa Tecavüz Edip Öldürdü</title>
			<link>http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/kisitli-optimizasyon/112-kurbaga-baliga-tecavuz-edip-oldurdu.html</link>
			<pubDate>Mon, 15 Sep 2008 07:22:30 GMT</pubDate>
			<description>Image: http://www.dipsizkuyu.net/forum/%5Burl=http://g.imageshack.us/img357/olayolayut2ta7qn6.jpg/1/%5D%5Bimg=http://img357.imageshack.us/img357/olayolayut2ta7qn6.jpg/1/w303.png%5D%5B/url%5D Image: http://img357.imageshack.us/img357/16/olayolayut2ta7qn6.jpg  (http://imageshack.us)
Image: http://img357.imageshack.us/img357/olayolayut2ta7qn6.jpg/1/w303.png  (http://g.imageshack.us/img357/olayolayut2ta7qn6.jpg/1/)

.</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><img src="http://www.dipsizkuyu.net/forum/%5Burl=http://g.imageshack.us/img357/olayolayut2ta7qn6.jpg/1/%5D%5Bimg=http://img357.imageshack.us/img357/olayolayut2ta7qn6.jpg/1/w303.png%5D%5B/url%5D" border="0" alt="" /><a href="http://imageshack.us" target="_blank"><img src="http://img357.imageshack.us/img357/16/olayolayut2ta7qn6.jpg" border="0" alt="" /></a><br />
<a href="http://g.imageshack.us/img357/olayolayut2ta7qn6.jpg/1/" target="_blank"><img src="http://img357.imageshack.us/img357/olayolayut2ta7qn6.jpg/1/w303.png" border="0" alt="" /></a><br />
<br />
.</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>kisitli optimizasyon</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/kisitli-optimizasyon/112-kurbaga-baliga-tecavuz-edip-oldurdu.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>uyku vakti</title>
			<link>http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/barondebar/111-uyku-vakti.html</link>
			<pubDate>Sun, 14 Sep 2008 22:50:27 GMT</pubDate>
			<description>yavaşça ört yalnızlığını üstüme 
hafiften üşür gibi oluyorum 
ve çıkarken lütfen söndür 
yıldızları 
uyuyamıyorum...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>yavaşça ört yalnızlığını üstüme <br />
hafiften üşür gibi oluyorum <br />
ve çıkarken lütfen söndür <br />
yıldızları <br />
uyuyamıyorum...</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>barondebar</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/barondebar/111-uyku-vakti.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>ne sandın</title>
			<link>http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/barondebar/110-ne-sandin.html</link>
			<pubDate>Sun, 14 Sep 2008 22:29:57 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*Ne sandın sen gidince*
*Bir daha o vapurlar geçmeyecek mi boğazdan*
*Kız kulesi denize mi gömülecek*
*O simit attığımız martılar uçmayacaklar mı yine*
*Çiçekçi teyze gül mü satmayacak bir daha*
*O salaş meyhaneyi yıkacaklar mı sandın*
*Kemancı çalmayacak mı bir daha*
*&#8216;benzemez kimse sana&#8217; yı*
*Ne sandın sen gidince?*
*Vapurlar geçiyor yine*
*Kız kulesi duruyor,martılar uçuyor*
*Çiçekçi teyzeyi görmüyorum uzuncadır*
*Biliyorum seni soracak*
*Salaş meyhanemiz de duruyor*
*Arada uğruyorum.*
*İlk akşam sormuştu kemancı seni*
*Gitti dedim&#8230;gitti&#8230;*
*&#8216;çal sen&#8217; dedim &#8216;o gitmemiş gibi&#8217;*
*&#8216;benzer mi kimse sana&#8217;*
*Ne sandın sen gidince?*]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><i><font face="Times New Roman"><font size="3">Ne sandın sen gidince</font></font></i></b><br />
<i><b><font size="3"><font face="Times New Roman">Bir daha o vapurlar geçmeyecek mi boğazdan</font></font></b></i><br />
<b><i><font size="3"><font face="Times New Roman">Kız kulesi denize mi gömülecek</font></font></i></b><br />
<b><i><font size="3"><font face="Times New Roman">O simit attığımız martılar uçmayacaklar mı yine</font></font></i></b><br />
<b><i><font size="3"><font face="Times New Roman">Çiçekçi teyze gül mü satmayacak bir daha</font></font></i></b><br />
<b><i><font size="3"><font face="Times New Roman">O salaş meyhaneyi yıkacaklar mı sandın</font></font></i></b><br />
<b><i><font size="3"><font face="Times New Roman">Kemancı çalmayacak mı bir daha</font></font></i></b><br />
<b><i><font size="3"><font face="Times New Roman">&#8216;benzemez kimse sana&#8217; yı</font></font></i></b><br />
<b><i><font size="3"><font face="Times New Roman">Ne sandın sen gidince?</font></font></i></b><br />
<b><i><font size="3"><font face="Times New Roman">Vapurlar geçiyor yine</font></font></i></b><br />
<b><i><font size="3"><font face="Times New Roman">Kız kulesi duruyor,martılar uçuyor</font></font></i></b><br />
<b><i><font size="3"><font face="Times New Roman">Çiçekçi teyzeyi görmüyorum uzuncadır</font></font></i></b><br />
<b><i><font size="3"><font face="Times New Roman">Biliyorum seni soracak</font></font></i></b><br />
<b><i><font size="3"><font face="Times New Roman">Salaş meyhanemiz de duruyor</font></font></i></b><br />
<b><i><font size="3"><font face="Times New Roman">Arada uğruyorum.</font></font></i></b><br />
<b><i><font size="3"><font face="Times New Roman">İlk akşam sormuştu kemancı seni</font></font></i></b><br />
<b><i><font size="3"><font face="Times New Roman">Gitti dedim&#8230;gitti&#8230;</font></font></i></b><br />
<b><i><font size="3"><font face="Times New Roman">&#8216;çal sen&#8217; dedim &#8216;o gitmemiş gibi&#8217;</font></font></i></b><br />
<b><i><font size="3"><font face="Times New Roman">&#8216;benzer mi kimse sana&#8217;</font></font></i></b><br />
<b><i><font size="3"><font face="Times New Roman">Ne sandın sen gidince?</font></font></i></b></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>barondebar</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/barondebar/110-ne-sandin.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Çeviriler</title>
			<link>http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/thumperest/109-ceviriler.html</link>
			<pubDate>Sat, 06 Sep 2008 06:43:13 GMT</pubDate>
			<description>Skillet - Say Goodbye

durumlar değişiyor
değişik geliyor ve
bunu anlamam gerek
sen hayatını aldın
ben benimkini
fakat tek ilgilendiğim sendin
dün gülüşüyorduk
bugün burada bırakılmış soruyorum
bütün o zamanlar nereye gitti?
birşekilde tek başıma bırakıldım
büyüyor ve yaşlanıyoruz
fakat hala bittiğine inanamıyorum

Sakın hoşçakal deme
çünkü o sözleri bu akşam duymak istemiyorum
çünkü sen ve ben için bir son olmayabilir
ve bildiğimiz gibi
şimdi o ayrılık zamanı gelmiş olabilir
bu akşam bişey söyleme
eğer hoşçakal diyeceksen

Hatırlıyormusun
aralık ayında
hiç değişmeyeceğimize yemin etmiştik
sen terkediyorken
bizim hislerimiz
herzaman aynı kalacak
keşke gülüyor olsaydık
tekbaşıma sorguluyor olmaktansa
şimdi bitirmemizmi gerek
uzatma ihtimalimiz yokmu
ikimizde biliyoruzki onu söyleyeceğiz bugün değil
çünkü bu şekilde ayrılmak istemiyorum

bittiğinde
acıyor ama söz veriyorum
umarımki sen herzaman
olduğumuz gibi mutlu olursun
olduğumuz gibi mutlu olursun

dün gülüşüyorduk
bugün burada bırakılmış soruyorum
şimdi ozaman gelmiş olabilir
bu akşam bişey söyleme
eğer hoşçakal diyeceksen</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Skillet - Say Goodbye<br />
<br />
durumlar değişiyor<br />
değişik geliyor ve<br />
bunu anlamam gerek<br />
sen hayatını aldın<br />
ben benimkini<br />
fakat tek ilgilendiğim sendin<br />
dün gülüşüyorduk<br />
bugün burada bırakılmış soruyorum<br />
bütün o zamanlar nereye gitti?<br />
birşekilde tek başıma bırakıldım<br />
büyüyor ve yaşlanıyoruz<br />
fakat hala bittiğine inanamıyorum<br />
<br />
Sakın hoşçakal deme<br />
çünkü o sözleri bu akşam duymak istemiyorum<br />
çünkü sen ve ben için bir son olmayabilir<br />
ve bildiğimiz gibi<br />
şimdi o ayrılık zamanı gelmiş olabilir<br />
bu akşam bişey söyleme<br />
eğer hoşçakal diyeceksen<br />
<br />
Hatırlıyormusun<br />
aralık ayında<br />
hiç değişmeyeceğimize yemin etmiştik<br />
sen terkediyorken<br />
bizim hislerimiz<br />
herzaman aynı kalacak<br />
keşke gülüyor olsaydık<br />
tekbaşıma sorguluyor olmaktansa<br />
şimdi bitirmemizmi gerek<br />
uzatma ihtimalimiz yokmu<br />
ikimizde biliyoruzki onu söyleyeceğiz bugün değil<br />
çünkü bu şekilde ayrılmak istemiyorum<br />
<br />
bittiğinde<br />
acıyor ama söz veriyorum<br />
umarımki sen herzaman<br />
olduğumuz gibi mutlu olursun<br />
olduğumuz gibi mutlu olursun<br />
<br />
dün gülüşüyorduk<br />
bugün burada bırakılmış soruyorum<br />
şimdi ozaman gelmiş olabilir<br />
bu akşam bişey söyleme<br />
eğer hoşçakal diyeceksen</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>thumperest</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/thumperest/109-ceviriler.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Çevirilier</title>
			<link>http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/thumperest/108-cevirilier.html</link>
			<pubDate>Sat, 06 Sep 2008 06:36:52 GMT</pubDate>
			<description>Saliva - Rest in pieces


bana bir bak, benim derinlik algım tekrar kapanmış
çünkü bu tahmin ettiğimden daha derin acıyor
zamanla iyileşemedi
sadece benim omuriliğimi kapattı
Buakşam çokgüzel gözüküyorsun
bana, bizi nasıl yatağa yatırdığın aklıma geldi
ve nazikçe gülümsemiştin, hayatımı mahfetmeden önce

Kalbinde bulabiliyormusun
bunun çekip gitmesini sağlayacak şeyi
Bırak mezarımda paramparça uyuyayim 
Kalbinde bulabiliyormusun
bunun çekip gitmesini sağlayacak şeyi
Bırak mezarımda paramparça uyuyayim 

bana bir bak, benim derinlik algım tekrar kapanmış
düşündüğümden daha da yakınlaşmışsın
uzanabileceğin bir mesafedeyim
beni kollarında tutuyorsun


Kalbinde bulabiliyormusun
bunun çekip gitmesini sağlayacak şeyi
Bırak mezarımda paramparça uyuyayim 
Kalbinde bulabiliyormusun
bunun çekip gitmesini sağlayacak şeyi
Bırak mezarımda paramparça uyuyayim</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Saliva - Rest in pieces<br />
<br />
<br />
bana bir bak, benim derinlik algım tekrar kapanmış<br />
çünkü bu tahmin ettiğimden daha derin acıyor<br />
zamanla iyileşemedi<br />
sadece benim omuriliğimi kapattı<br />
Buakşam çokgüzel gözüküyorsun<br />
bana, bizi nasıl yatağa yatırdığın aklıma geldi<br />
ve nazikçe gülümsemiştin, hayatımı mahfetmeden önce<br />
<br />
Kalbinde bulabiliyormusun<br />
bunun çekip gitmesini sağlayacak şeyi<br />
Bırak mezarımda paramparça uyuyayim <br />
Kalbinde bulabiliyormusun<br />
bunun çekip gitmesini sağlayacak şeyi<br />
Bırak mezarımda paramparça uyuyayim <br />
<br />
bana bir bak, benim derinlik algım tekrar kapanmış<br />
düşündüğümden daha da yakınlaşmışsın<br />
uzanabileceğin bir mesafedeyim<br />
beni kollarında tutuyorsun<br />
<br />
<br />
Kalbinde bulabiliyormusun<br />
bunun çekip gitmesini sağlayacak şeyi<br />
Bırak mezarımda paramparça uyuyayim <br />
Kalbinde bulabiliyormusun<br />
bunun çekip gitmesini sağlayacak şeyi<br />
Bırak mezarımda paramparça uyuyayim</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>thumperest</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/thumperest/108-cevirilier.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>raki</title>
			<link>http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/kafayi-yemis-dusler/107-raki.html</link>
			<pubDate>Wed, 03 Sep 2008 18:07:39 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Tek basina icilmesi pek keyifli olmuyor aslinda. Raki dedigin en az iki kisilik bir ickidir. Bir de koyu bir sohbet olmalidir yaninda. Icerken konustuklarin anason kokusuna karisir, sozler eriyip gider, kahkahalar sarhos eder biraz...Iste boyle icilmeli diye dusunuyorum.
Ah efkar basti birden icimi, yaz ki kalabalik, raki ve Istanbul geldi gozlerimin onune ve derinden bir off cektim kendi kendime.
Neydi o sarki? 'Su andan Istanbul'da olmak vardi anasini satayim.' Evet aynen bu sozcukleri tekrarliyorum simdi. 
Yalnizlikken icilen her yudum icki buyutuyor insanin icine dustugu bu duyguyu...Sozler kekremsi, sarkilar icli...
Yaz babam yaz gitmiyor bu coken yorucu hisler...
Serefinize...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Lucida Console">Tek basina icilmesi pek keyifli olmuyor aslinda. Raki dedigin en az iki kisilik bir ickidir. Bir de koyu bir sohbet olmalidir yaninda. Icerken konustuklarin anason kokusuna karisir, sozler eriyip gider, kahkahalar sarhos eder biraz...Iste boyle icilmeli diye dusunuyorum.</font><br />
<font face="Lucida Console">Ah efkar basti birden icimi, yaz ki kalabalik, raki ve Istanbul geldi gozlerimin onune ve derinden bir off cektim kendi kendime.</font><br />
<font face="Lucida Console">Neydi o sarki? 'Su andan Istanbul'da olmak vardi anasini satayim.' Evet aynen bu sozcukleri tekrarliyorum simdi. </font><br />
<font face="Lucida Console">Yalnizlikken icilen her yudum icki buyutuyor insanin icine dustugu bu duyguyu...Sozler kekremsi, sarkilar icli...</font><br />
<font face="Lucida Console">Yaz babam yaz gitmiyor bu coken yorucu hisler...</font><br />
<font face="Lucida Console">Serefinize...</font></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>kafayi yemis dusler</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/kafayi-yemis-dusler/107-raki.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>kirmizi sarap</title>
			<link>http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/kafayi-yemis-dusler/106-kirmizi-sarap.html</link>
			<pubDate>Tue, 02 Sep 2008 16:13:33 GMT</pubDate>
			<description>kirli yuzunu dok sonbaharin, avuclarindaki o yollar omrunun batisinda sona eriyor. 
tanriyi gorenler var gozlerinde, bir kehanet bu, aldanma...
antik kentlerde adamlar korkularini butlari yakarak sagir edermis, yag kokusuyla bogarlarmis tanriyi...
tanri sarap icip kendinden gecermis o vakit...sonra kizil gokyuzunden sarkilar kusarmis yeryuzune...kadinlar ve erkekler sarkilarin nakaratinda ciripciplak dans edip sevisirlermis...
sarhos cocuklar dogarmis o gecelerden, sutleri kirmizi sarapmis...
savur saclarini yosma gulusunun, ses tellerindeki o pezevenk adamlar cingene ruhlarini asip kurutuyor geceleri...
kadin tanricalar ozgurmus bir vakit ve diledikleri olumluyle sevisirmis...olumlu erkekler tanricalarin yataklarinda inlermis gece gunduz...
aslinda hicbir gunahi yokmus hayatin, herkes temizmis, kir nehrin sularinda akip gidermis...
haylaz bir tanrinin tanricalara ofkesiymis bu gunah uydurmacasi...sirf intikammis yani..
olumlulerle tanricalari ayirmak icinmis bu sone...
yoksa yaptigin her sey mubahmis, her sey sevapmis...
o yuzden dagit kendini ve dok temizle ruhunu kirmizi sarapla...
ic ve geceleri tanriya sunmayi unutma...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Lucida Console">kirli yuzunu dok sonbaharin, avuclarindaki o yollar omrunun batisinda sona eriyor. </font><br />
<font face="Lucida Console">tanriyi gorenler var gozlerinde, bir kehanet bu, aldanma...</font><br />
<font face="Lucida Console">antik kentlerde adamlar korkularini butlari yakarak sagir edermis, yag kokusuyla bogarlarmis tanriyi...</font><br />
<font face="Lucida Console">tanri sarap icip kendinden gecermis o vakit...sonra kizil gokyuzunden sarkilar kusarmis yeryuzune...kadinlar ve erkekler sarkilarin nakaratinda ciripciplak dans edip sevisirlermis...</font><br />
<font face="Lucida Console">sarhos cocuklar dogarmis o gecelerden, sutleri kirmizi sarapmis...</font><br />
<font face="Lucida Console">savur saclarini yosma gulusunun, ses tellerindeki o pezevenk adamlar cingene ruhlarini asip kurutuyor geceleri...</font><br />
<font face="Lucida Console">kadin tanricalar ozgurmus bir vakit ve diledikleri olumluyle sevisirmis...olumlu erkekler tanricalarin yataklarinda inlermis gece gunduz...</font><br />
<font face="Lucida Console">aslinda hicbir gunahi yokmus hayatin, herkes temizmis, kir nehrin sularinda akip gidermis...</font><br />
<font face="Lucida Console">haylaz bir tanrinin tanricalara ofkesiymis bu gunah uydurmacasi...sirf intikammis yani..</font><br />
<font face="Lucida Console">olumlulerle tanricalari ayirmak icinmis bu sone...</font><br />
<font face="Lucida Console">yoksa yaptigin her sey mubahmis, her sey sevapmis...</font><br />
<font face="Lucida Console">o yuzden dagit kendini ve dok temizle ruhunu kirmizi sarapla...</font><br />
<font face="Lucida Console">ic ve geceleri tanriya sunmayi unutma...</font></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>kafayi yemis dusler</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/kafayi-yemis-dusler/106-kirmizi-sarap.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>eski sokaklar</title>
			<link>http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/kafayi-yemis-dusler/105-eski-sokaklar.html</link>
			<pubDate>Tue, 02 Sep 2008 15:01:18 GMT</pubDate>
			<description>Eski bir sarkinin o izbe sokaklarinda yuruyorum, daginigim biraz, biraz serseri...
Gozlerimdeki o haylaz cocuk sarkinin en ic cekmecesinde saklaniyor, galiba sesler urkutuyor onu...
Eski sokaklardan geciyorum, gencligim yaklasiyor yanima...Nasil da degismisim oyle, o ben miydim sahi?
SAclari kisa, siyah ojeli bir kiz...
Kimeydi bu isyan? 
Tanrinin surmeli bakislarini yakaliyorum bir sure sonra, eski bir kahvede tavla oynuyor dusleriyle...
Zar sesleri sakirdiyor kulagimda...Tanri zar tutuyor yine...
Yagmur ciseliyor, usuyorum...
O sarki ah o sarki...SAclarinin ucu kirik, boyasi akmis...Yasli bir sarki..
Insan ihtiyarlayinca anlatmayi sevmiyor, suretler geciyor onumden sadece bakiyorum...Hicbir sey soylemeden oylece bakiyorum...
Biliyorum ne soyleyesem duymayacaklar..Ne soylesem dinlemeden konusacaklar. Insanlar sadece kendi seslerini seviyor, oyle mest oluyorlar..Bu yuzden suskunlugumu yapistiriyorum mozaik duvarlara...Bir sarki daha soyluyor o ince ses, bir kosesine kivrilip oylece kaliyorum...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Lucida Console">Eski bir sarkinin o izbe sokaklarinda yuruyorum, daginigim biraz, biraz serseri...</font><br />
<font face="Lucida Console">Gozlerimdeki o haylaz cocuk sarkinin en ic cekmecesinde saklaniyor, galiba sesler urkutuyor onu...</font><br />
<font face="Lucida Console">Eski sokaklardan geciyorum, gencligim yaklasiyor yanima...Nasil da degismisim oyle, o ben miydim sahi?</font><br />
<font face="Lucida Console">SAclari kisa, siyah ojeli bir kiz...</font><br />
<font face="Lucida Console">Kimeydi bu isyan? </font><br />
<font face="Lucida Console">Tanrinin surmeli bakislarini yakaliyorum bir sure sonra, eski bir kahvede tavla oynuyor dusleriyle...</font><br />
<font face="Lucida Console">Zar sesleri sakirdiyor kulagimda...Tanri zar tutuyor yine...</font><br />
<font face="Lucida Console">Yagmur ciseliyor, usuyorum...</font><br />
<font face="Lucida Console">O sarki ah o sarki...SAclarinin ucu kirik, boyasi akmis...Yasli bir sarki..</font><br />
<font face="Lucida Console">Insan ihtiyarlayinca anlatmayi sevmiyor, suretler geciyor onumden sadece bakiyorum...Hicbir sey soylemeden oylece bakiyorum...</font><br />
<font face="Lucida Console">Biliyorum ne soyleyesem duymayacaklar..Ne soylesem dinlemeden konusacaklar. Insanlar sadece kendi seslerini seviyor, oyle mest oluyorlar..Bu yuzden suskunlugumu yapistiriyorum mozaik duvarlara...Bir sarki daha soyluyor o ince ses, bir kosesine kivrilip oylece kaliyorum...</font></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>kafayi yemis dusler</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/kafayi-yemis-dusler/105-eski-sokaklar.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Favorim (=</title>
			<link>http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/okang92/104-favorim-%3D.html</link>
			<pubDate>Sat, 30 Aug 2008 15:42:59 GMT</pubDate>
			<description>*İçimde bir boşluk var*
*Neyle doldursam*
*Paraylamı,aşklamı hayaller kursam ?*
*Alem oyuncu olmuş sokaklar sahne*
*Sevdiğim bir kız vardı*
*Olmuş bir k**pe*
 
*Yürüsün üstüme gelen gelsin..*
*Bırakıp ortada giden gitsin..*
*Olan olmuş diyen sussun..*
*VURDUM BEN BU DÜNYANIN DİBİNE..*
 
*Kafam bir hoşluk var nasıl anlatsam..*
*Kadehimi sigaramı neyle doldursam ?*
*Parasızlık pulsuzluk hepsi bahane..*
*Bir yudum bir nefes herşey şahane..*
*Bir yudum bir nefes hayat şahane..*
 
*Yürüsün üstüme gelen gelsin..*
*Bırakıp ortada giden gitsin..*
*Olan olmuş diyen sussun..*
*VURDUM BEN BU DÜNYANIN DİBİNE..*</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>İçimde bir boşluk var</b><br />
<b>Neyle doldursam</b><br />
<b>Paraylamı,aşklamı hayaller kursam ?</b><br />
<b>Alem oyuncu olmuş sokaklar sahne</b><br />
<b>Sevdiğim bir kız vardı</b><br />
<b>Olmuş bir k**pe</b><br />
 <br />
<b>Yürüsün üstüme gelen gelsin..</b><br />
<b>Bırakıp ortada giden gitsin..</b><br />
<b>Olan olmuş diyen sussun..</b><br />
<b>VURDUM BEN BU DÜNYANIN DİBİNE..</b><br />
 <br />
<b>Kafam bir hoşluk var nasıl anlatsam..</b><br />
<b>Kadehimi sigaramı neyle doldursam ?</b><br />
<b>Parasızlık pulsuzluk hepsi bahane..</b><br />
<b>Bir yudum bir nefes herşey şahane..</b><br />
<b>Bir yudum bir nefes hayat şahane..</b><br />
 <br />
<b>Yürüsün üstüme gelen gelsin..</b><br />
<b>Bırakıp ortada giden gitsin..</b><br />
<b>Olan olmuş diyen sussun..</b><br />
<b>VURDUM BEN BU DÜNYANIN DİBİNE..</b></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>okang92</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/okang92/104-favorim-%3D.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>önemli</title>
			<link>http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/jaymz/101-onemli.html</link>
			<pubDate>Sat, 23 Aug 2008 21:48:55 GMT</pubDate>
			<description>bunu yazan Sefer, okuyanı öper.</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>bunu yazan Sefer, okuyanı öper.</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>JaYmZ</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/jaymz/101-onemli.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>jübile</title>
			<link>http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/barondebar/98-jubile.html</link>
			<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 23:15:14 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Neydik ne olduk
uzaktan sert şutlarım vardı
defansa attığım vücut çalımlarını hayata atamadım ,kıvraklığım kalmadı
köşelere plaseler yapardım
hiçbir kaleci planjon yapamazdı.
hayat penaltı noktası şimdi
yerim hep 'ceza sahası'...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Neydik ne olduk<br />
uzaktan sert şutlarım vardı<br />
defansa attığım vücut çalımlarını hayata atamadım ,kıvraklığım kalmadı<br />
köşelere plaseler yapardım<br />
hiçbir kaleci planjon yapamazdı.<br />
hayat penaltı noktası şimdi<br />
yerim hep 'ceza sahası'...</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>barondebar</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/barondebar/98-jubile.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Saatler Hep...03.58 ..</title>
			<link>http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/mangalatesi/96-saatler-hep-03-58.html</link>
			<pubDate>Mon, 11 Aug 2008 17:47:05 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Hoşca kal kanka.....3 
 
Romenus ringlerinde ki,ilk ve son raundumuzdu bu; Sen kazandın-ben kaybettim.O halde haydi hiç durma,hemen koş o'na.Uğruna feda ettiğin bürütüs kurbanından/yeşil gözlü tanrıça dan söz et.Olan biten ne varsa her 
şeyi anlat.Aşk bitti de/de ki,kendini zafer kazanmış bir nike sansın. 
-Aslında başlamamıştı ya... 
-Adı konmamıştı bile..ama bir o kadar saf/bir o kadar masum du,gönül denizimiz de yüzmeyi bekleyen gemiler dolusu aşktı... 
-O geceden sonra saatler hep 03.58'de... 
-Saatler hep 03.58'de yani sabaha dem vuran vakitler de.Ne bir dakika ileri/ne 
bir dakika geride.Yooo....hep 03.58'de. 
-Yani ayrılığımızın başladığı ve de henüz adını bile koyamadığımız sevdamızın 
bittiği yerde....03.58. 
-Ah be...yağız delikanlım,bu demektir ki aklın ben de/Tanrıça Fides'te.. 
-Varsın kalsın aklın,emin eller de /Tanrıça Fides'te... 
-Hiç değilse aklın bilirim ki bende.Bari bu kadarını esirgeme... 
-Hep 03.58'de...//....HEP AKLIN BEN DE....Ya benim aklım...?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font size="2"><font face="Courier New">Hoşca kal kanka.....3 </font></font><br />
 <br />
<font size="2"><font face="Courier New">Romenus ringlerinde ki,ilk ve son raundumuzdu bu; Sen kazandın-ben kaybettim.O halde haydi hiç durma,hemen koş o'na.Uğruna feda ettiğin bürütüs kurbanından/yeşil gözlü tanrıça dan söz et.Olan biten ne varsa her </font></font><br />
<font size="2"><font face="Courier New">şeyi anlat.Aşk bitti de/de ki,kendini zafer kazanmış bir nike sansın. </font></font><br />
<font size="2"><font face="Courier New">-Aslında başlamamıştı ya... </font></font><br />
<font size="2"><font face="Courier New">-Adı konmamıştı bile..ama bir o kadar saf/bir o kadar masum du,gönül denizimiz de yüzmeyi bekleyen gemiler dolusu aşktı... </font></font><br />
<font size="2"><font face="Courier New">-O geceden sonra saatler hep 03.58'de... </font></font><br />
<font size="2"><font face="Courier New">-Saatler hep 03.58'de yani sabaha dem vuran vakitler de.Ne bir dakika ileri/ne </font></font><br />
<font size="2"><font face="Courier New">bir dakika geride.Yooo....hep 03.58'de. </font></font><br />
<font size="2"><font face="Courier New">-Yani ayrılığımızın başladığı ve de henüz adını bile koyamadığımız sevdamızın </font></font><br />
<font size="2"><font face="Courier New">bittiği yerde....03.58. </font></font><br />
<font size="2"><font face="Courier New">-Ah be...yağız delikanlım,bu demektir ki aklın ben de/Tanrıça Fides'te.. </font></font><br />
<font size="2"><font face="Courier New">-Varsın kalsın aklın,emin eller de /Tanrıça Fides'te... </font></font><br />
<font size="2"><font face="Courier New">-Hiç değilse aklın bilirim ki bende.Bari bu kadarını esirgeme... </font></font><br />
<font size="2"><font face="Courier New">-Hep 03.58'de...//....HEP AKLIN BEN DE....Ya benim aklım...?</font></font></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>mangalatesi</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/mangalatesi/96-saatler-hep-03-58.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ATA UÇAĞI...BODRUM'da]]></title>
			<link>http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/mangalatesi/95-ata-ucagi-bodrumda.html</link>
			<pubDate>Mon, 11 Aug 2008 17:43:48 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*ŞEHİTLER GELMEĞE DEVAM EDİYOR//ATA UÇAĞI BODRUM'da*
ŞEHİTLER...... 


Gün geçmiyor ki ülke,bir veya birden çok evladını hayatının ilk baharında 
şehit olarak teslim almasın.25 yıldır hız kesmeyen terör/binlerce fidanımız 
dinmeyen gözyaşımız...eeee...ne olacak bu hep böyle mi gidecek? 
Ya hu buna hükümetler çözüm üretemeyecekse...Atlasınlar Devletin ATA Uçağına Bodrum'a tatile gitsinler. 
-Dünya'nın hiç bir ülke ve yönetiminde bu ve benzeri utanç yaşanmamıştır. 
-Milleti temsil yetkisi verilenler,milletin malını bu denli hor savuramazlar.ATA 
Uçağı,adından da anlaşılacağı üzere ATA'nın Devlet demirbaşlarına kayıtlıdır. 
Devletin malı deniz/yemeyen keriz dedirtmemek için ne gerekirse yapan siyasi zihniyeti kınıyorum. 
-Neden O Koca Dünya Lideri M.KEMAL en uzun yolculukların da bile Trenleri 
demiryollarını kullandı.O'nun zamanında uçak/Helikopter yokmuydu..? Var dı 
-Ama M.Kemal hakkıyla Devlet Adamıydı ve öyle yaşadı. 
-Hayır sonlar dileyelim Vatana/millete 
-Varsın zirvedekiler Mavi tura çıksın.Hiç gözümüz yok amma velakin içimizi 
daha da ağrıtmasınlar.Kendi paralarını/mal varlıklarını kullansınlar özel iş ve 
tatillerine.Bu kadar ağalık/bu kadar beylik/Bu kadar Lale Devri...PESSSSS
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><font face="Courier New"><font size="2">ŞEHİTLER GELMEĞE DEVAM EDİYOR//ATA UÇAĞI BODRUM'da</font></font></b><br />
<div align="left"><font size="2"><font face="Courier New">ŞEHİTLER...... <br />
<br />
<br />
Gün geçmiyor ki ülke,bir veya birden çok evladını hayatının ilk baharında <br />
şehit olarak teslim almasın.25 yıldır hız kesmeyen terör/binlerce fidanımız <br />
dinmeyen gözyaşımız...eeee...ne olacak bu hep böyle mi gidecek? <br />
Ya hu buna hükümetler çözüm üretemeyecekse...Atlasınlar Devletin ATA Uçağına Bodrum'a tatile gitsinler. <br />
-Dünya'nın hiç bir ülke ve yönetiminde bu ve benzeri utanç yaşanmamıştır. <br />
-Milleti temsil yetkisi verilenler,milletin malını bu denli hor savuramazlar.ATA <br />
Uçağı,adından da anlaşılacağı üzere ATA'nın Devlet demirbaşlarına kayıtlıdır. <br />
Devletin malı deniz/yemeyen keriz dedirtmemek için ne gerekirse yapan siyasi zihniyeti kınıyorum. <br />
-Neden O Koca Dünya Lideri M.KEMAL en uzun yolculukların da bile Trenleri <br />
demiryollarını kullandı.O'nun zamanında uçak/Helikopter yokmuydu..? Var dı <br />
-Ama M.Kemal hakkıyla Devlet Adamıydı ve öyle yaşadı. <br />
-Hayır sonlar dileyelim Vatana/millete <br />
-Varsın zirvedekiler Mavi tura çıksın.Hiç gözümüz yok amma velakin içimizi <br />
daha da ağrıtmasınlar.Kendi paralarını/mal varlıklarını kullansınlar özel iş ve <br />
tatillerine.Bu kadar ağalık/bu kadar beylik/Bu kadar Lale Devri...PESSSSS</font></font></div></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>mangalatesi</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/mangalatesi/95-ata-ucagi-bodrumda.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ERZİNCAN'da Hain Saldırı...]]></title>
			<link>http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/mangalatesi/94-erzincanda-hain-saldiri.html</link>
			<pubDate>Mon, 11 Aug 2008 17:39:23 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*GİDEN CANLAR BİZİMDİR //TERÖRLE KİM-NASIL MÜCADELE EDİYOR*
Daha dün kü şehitlerimizin cenazeleri kalkmadan/bu gün yıkıldı dünyamız 
yeni baştan ve Erzincan'da yollara döşnen mayınların,askeri araç geçişinde 
patlaması sonucu 1'i Subay / 9 Askerimiz şehit.2'de ağır yaralı.. 
-Hani Ordu en güçlü mayın tarayıcılarla donatılmıştı....? 
-Anlamakta güçlük çekiyorum,resmen savaş ta gibi kayıplar veriyoruz.Hani bizim terörle mücadelemiz ? yıllardır bir arpa boyu yol alamadık.O'nca komutanlar/O'nca Hükümetler geldi geçti ama terör le mücadele de,hiç beklenen son elde edilemedi. 
-Hele Büyükanıt Paşa dan ne çok beklentilerim vardı ve beklentilerim adı gibi 
beklenti de kaldı. 
-Şimdi sıra İlker Başbuğ Paşa da....
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><font face="Courier New"><font size="2">GİDEN CANLAR BİZİMDİR //TERÖRLE KİM-NASIL MÜCADELE EDİYOR</font></font></b><br />
<div align="left"><font size="2"><font face="Courier New">Daha dün kü şehitlerimizin cenazeleri kalkmadan/bu gün yıkıldı dünyamız <br />
yeni baştan ve Erzincan'da yollara döşnen mayınların,askeri araç geçişinde <br />
patlaması sonucu 1'i Subay / 9 Askerimiz şehit.2'de ağır yaralı.. <br />
-Hani Ordu en güçlü mayın tarayıcılarla donatılmıştı....? <br />
-Anlamakta güçlük çekiyorum,resmen savaş ta gibi kayıplar veriyoruz.Hani bizim terörle mücadelemiz ? yıllardır bir arpa boyu yol alamadık.O'nca komutanlar/O'nca Hükümetler geldi geçti ama terör le mücadele de,hiç beklenen son elde edilemedi. <br />
-Hele Büyükanıt Paşa dan ne çok beklentilerim vardı ve beklentilerim adı gibi <br />
beklenti de kaldı. <br />
-Şimdi sıra İlker Başbuğ Paşa da....</font></font></div></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>mangalatesi</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/mangalatesi/94-erzincanda-hain-saldiri.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>E Sonbaharı Düşünüp Serserileşmeliydik</title>
			<link>http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/kagan-iscen/92-e-sonbahari-dusunup-serserilesmeliydik.html</link>
			<pubDate>Mon, 28 Jul 2008 13:53:40 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*E Sonbaharı Düşünüp Serserileşmeliydik*
[COLOR=#800000]sabahı zor ederdin ince sahici bir yapışkanlık burası [/COLOR]
[COLOR=#800000]gözlerimin içine bakardın bazen gözlerimiz sevişirdi [/COLOR]
[COLOR=#800000]doyasıya bir doyumsuzluktu sabahlarımız ilk çaylarımız [/COLOR]
[COLOR=#800000]tedirginlik girerdi aramıza bakışlar öncelikle flu sonra sonrasız [/COLOR]
[COLOR=#800000]elbiselerine bakardım baktığıma bakardın başkalarına yalandın [/COLOR]
[COLOR=#800000]ama başkalarının yalanı değildin en çok benim doğruluğumdun [/COLOR]
[COLOR=#800000]seni severdim kimse anlamazdı tanımlamazdı bu nasıl sevmekse bu [/COLOR]
[COLOR=#800000]aklıma başka hiçbirşey girmezdi aklım fikrim heyecanım sende kalırdı [/COLOR]
[COLOR=#800000]seni alırlar götürürlerdi dünyam kararırdı herşey havasız tavanarası olurdu [/COLOR]
[COLOR=#800000]uzun cümleler kurardım seni yanımda tutabilmek için kişiselleşirdim seninle olabilmek için [/COLOR]
[COLOR=#800000]hayranın olurdum ne giysen gözlerime yakışırdı gözlerim seni benden çok severdi [/COLOR]
[COLOR=#800000]gözlerime hakim olamazdım bakışlarım seninle sevişirdi sen bakışım olurdun [/COLOR]
[COLOR=#800000]neye baksam senleşirdim [/COLOR]
[COLOR=#800000]herşeyini isterdim şekilsizleşirdim senin gülüş şekline bürünmek isterdim [/COLOR]
[COLOR=#800000]hava sıcak olurdu dudaklarını ısırmak isterdim kaşlarınla sağsalim yaşamak [/COLOR]
[COLOR=#800000]ne ilk yaz ne güz ne kış tek mevsimim senin sesinle soluğum kesişirdi [/COLOR]
[COLOR=#800000]seslerimizin kesişmesi mevsimlerimdi kesişirdik sen şekerleşirdin iyice [/COLOR]
[COLOR=#800000]bırakmak istemezdim karşımda öylecene durman yeterdi otursan derdim [/COLOR]
[COLOR=#800000]hiç kalkmasan aşkımız karşı karşıya olsa çocuklarını getirsen sevsek sevsek bu hiç bitmese [/COLOR]
[COLOR=#800000]senleşsek şenleşsek bir potada erisek.... [/COLOR]
[COLOR=#800000]..... [/COLOR]
[COLOR=#800000][/COLOR]
[COLOR=#800000]ben karşına otururdum [/COLOR]
[COLOR=#800000]yeşil gözlü ve anti sosyal [/COLOR]
[COLOR=#800000]uyumsuz sanatçı taslağı güya [/COLOR]
[COLOR=#800000]şekline bayılırdım bu sendin şendin şendim [/COLOR]
[COLOR=#800000]senin gözlerinden acı bir kahve alırdım [/COLOR]
[COLOR=#800000]kırk yıl hatırı olurdu [/COLOR]
[COLOR=#800000]sevişmeliydik evlenmeliydik çocuklarımız olmalıydı [/COLOR]
[COLOR=#800000]sözlerini dinlemeliydim [/COLOR]
[COLOR=#800000]sana kul köle olmalıydım [/COLOR]
[COLOR=#800000]mutsuzluk semtimize uğramamalıydı [/COLOR]
[COLOR=#800000]okul zilleri çalmalıydı [/COLOR]
[COLOR=#800000]öğrencilerimiz olmalıydı [/COLOR]
[COLOR=#800000]sevmeliydik [/COLOR]
[COLOR=#800000]sonbaharı düşünüp [/COLOR]
[COLOR=#800000]bir odaya kapanıp [/COLOR]

[COLOR=#800000]serserileşmeliydik[/COLOR] *[COLOR=#800000]Kağan İşçen [/COLOR]
*
[COLOR=#808080](c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir[/COLOR]
 
 
www.antoloji.com (http://www.antoloji.com)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><font face="Arial"><font size="3">E Sonbaharı Düşünüp Serserileşmeliydik</font></font></b><br />
[COLOR=#800000]sabahı zor ederdin ince sahici bir yapışkanlık burası [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]gözlerimin içine bakardın bazen gözlerimiz sevişirdi [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]doyasıya bir doyumsuzluktu sabahlarımız ilk çaylarımız [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]tedirginlik girerdi aramıza bakışlar öncelikle flu sonra sonrasız [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]elbiselerine bakardım baktığıma bakardın başkalarına yalandın [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]ama başkalarının yalanı değildin en çok benim doğruluğumdun [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]seni severdim kimse anlamazdı tanımlamazdı bu nasıl sevmekse bu [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]aklıma başka hiçbirşey girmezdi aklım fikrim heyecanım sende kalırdı [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]seni alırlar götürürlerdi dünyam kararırdı herşey havasız tavanarası olurdu [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]uzun cümleler kurardım seni yanımda tutabilmek için kişiselleşirdim seninle olabilmek için [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]hayranın olurdum ne giysen gözlerime yakışırdı gözlerim seni benden çok severdi [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]gözlerime hakim olamazdım bakışlarım seninle sevişirdi sen bakışım olurdun [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]neye baksam senleşirdim [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]herşeyini isterdim şekilsizleşirdim senin gülüş şekline bürünmek isterdim [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]hava sıcak olurdu dudaklarını ısırmak isterdim kaşlarınla sağsalim yaşamak [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]ne ilk yaz ne güz ne kış tek mevsimim senin sesinle soluğum kesişirdi [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]seslerimizin kesişmesi mevsimlerimdi kesişirdik sen şekerleşirdin iyice [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]bırakmak istemezdim karşımda öylecene durman yeterdi otursan derdim [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]hiç kalkmasan aşkımız karşı karşıya olsa çocuklarını getirsen sevsek sevsek bu hiç bitmese [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]senleşsek şenleşsek bir potada erisek.... [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]..... [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000][/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]ben karşına otururdum [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]yeşil gözlü ve anti sosyal [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]uyumsuz sanatçı taslağı güya [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]şekline bayılırdım bu sendin şendin şendim [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]senin gözlerinden acı bir kahve alırdım [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]kırk yıl hatırı olurdu [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]sevişmeliydik evlenmeliydik çocuklarımız olmalıydı [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]sözlerini dinlemeliydim [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]sana kul köle olmalıydım [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]mutsuzluk semtimize uğramamalıydı [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]okul zilleri çalmalıydı [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]öğrencilerimiz olmalıydı [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]sevmeliydik [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]sonbaharı düşünüp [/COLOR]<br />
[COLOR=#800000]bir odaya kapanıp [/COLOR]<br />
<br />
[COLOR=#800000]serserileşmeliydik[/COLOR] <b><div align="left">[COLOR=#800000]Kağan İşçen [/COLOR]</div></b><br />
[COLOR=#808080](c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir[/COLOR]<br />
 <br />
 <br />
<a href="http://www.antoloji.com" target="_blank">www.antoloji.com</a></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>kagan iscen</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/kagan-iscen/92-e-sonbahari-dusunup-serserilesmeliydik.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>E Sonbaharı Düşünüp Serserileşmeliydik</title>
			<link>http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/kagan-iscen/91-e-sonbahari-dusunup-serserilesmeliydik.html</link>
			<pubDate>Mon, 28 Jul 2008 13:51:10 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*[COLOR=#800000]E Sonbaharı Düşünüp Serserileşmeliydik[/COLOR]*
[COLOR=#800000]sabahı zor ederdin ince sahici bir yapışkanlık burası 
gözlerimin içine bakardın bazen gözlerimiz sevişirdi 
doyasıya bir doyumsuzluktu sabahlarımız ilk çaylarımız 
tedirginlik girerdi aramıza bakışlar öncelikle flu sonra sonrasız 
elbiselerine bakardım baktığıma bakardın başkalarına yalandın 
ama başkalarının yalanı değildin en çok benim doğruluğumdun 
seni severdim kimse anlamazdı tanımlamazdı bu nasıl sevmekse bu 
aklıma başka hiçbirşey girmezdi aklım fikrim heyecanım sende kalırdı 
seni alırlar götürürlerdi dünyam kararırdı herşey havasız tavanarası olurdu 
uzun cümleler kurardım seni yanımda tutabilmek için kişiselleşirdim seninle olabilmek için 
hayranın olurdum ne giysen gözlerime yakışırdı gözlerim seni benden çok severdi 
gözlerime hakim olamazdım bakışlarım seninle sevişirdi sen bakışım olurdun 
neye baksam senleşirdim 
herşeyini isterdim şekilsizleşirdim senin gülüş şekline bürünmek isterdim 
hava sıcak olurdu dudaklarını ısırmak isterdim kaşlarınla sağsalim yaşamak 
ne ilk yaz ne güz ne kış tek mevsimim senin sesinle soluğum kesişirdi 
seslerimizin kesişmesi mevsimlerimdi kesişirdik sen şekerleşirdin iyice 
bırakmak istemezdim karşımda öylecene durman yeterdi otursan derdim 
hiç kalkmasan aşkımız karşı karşıya olsa çocuklarını getirsen sevsek sevsek bu hiç bitmese 
senleşsek şenleşsek bir potada erisek.... 
..... 

ben karşına otururdum 
yeşil gözlü ve anti sosyal 
uyumsuz sanatçı taslağı güya 
şekline bayılırdım bu sendin şendin şendim 
senin gözlerinden acı bir kahve alırdım 
kırk yıl hatırı olurdu 
sevişmeliydik evlenmeliydik çocuklarımız olmalıydı 
sözlerini dinlemeliydim 
sana kul köle olmalıydım 
mutsuzluk semtimize uğramamalıydı 
okul zilleri çalmalıydı 
öğrencilerimiz olmalıydı 
sevmeliydik 
sonbaharı düşünüp 
bir odaya kapanıp 
serserileşmeliydik[/COLOR] 
 
kağan işçen
 
www.antoloji.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><font face="Arial"><font size="3">[COLOR=#800000]E Sonbaharı Düşünüp Serserileşmeliydik[/COLOR]</font></font></b><br />
[COLOR=#800000]sabahı zor ederdin ince sahici bir yapışkanlık burası <br />
gözlerimin içine bakardın bazen gözlerimiz sevişirdi <br />
doyasıya bir doyumsuzluktu sabahlarımız ilk çaylarımız <br />
tedirginlik girerdi aramıza bakışlar öncelikle flu sonra sonrasız <br />
elbiselerine bakardım baktığıma bakardın başkalarına yalandın <br />
ama başkalarının yalanı değildin en çok benim doğruluğumdun <br />
seni severdim kimse anlamazdı tanımlamazdı bu nasıl sevmekse bu <br />
aklıma başka hiçbirşey girmezdi aklım fikrim heyecanım sende kalırdı <br />
seni alırlar götürürlerdi dünyam kararırdı herşey havasız tavanarası olurdu <br />
uzun cümleler kurardım seni yanımda tutabilmek için kişiselleşirdim seninle olabilmek için <br />
hayranın olurdum ne giysen gözlerime yakışırdı gözlerim seni benden çok severdi <br />
gözlerime hakim olamazdım bakışlarım seninle sevişirdi sen bakışım olurdun <br />
neye baksam senleşirdim <br />
herşeyini isterdim şekilsizleşirdim senin gülüş şekline bürünmek isterdim <br />
hava sıcak olurdu dudaklarını ısırmak isterdim kaşlarınla sağsalim yaşamak <br />
ne ilk yaz ne güz ne kış tek mevsimim senin sesinle soluğum kesişirdi <br />
seslerimizin kesişmesi mevsimlerimdi kesişirdik sen şekerleşirdin iyice <br />
bırakmak istemezdim karşımda öylecene durman yeterdi otursan derdim <br />
hiç kalkmasan aşkımız karşı karşıya olsa çocuklarını getirsen sevsek sevsek bu hiç bitmese <br />
senleşsek şenleşsek bir potada erisek.... <br />
..... <br />
<br />
ben karşına otururdum <br />
yeşil gözlü ve anti sosyal <br />
uyumsuz sanatçı taslağı güya <br />
şekline bayılırdım bu sendin şendin şendim <br />
senin gözlerinden acı bir kahve alırdım <br />
kırk yıl hatırı olurdu <br />
sevişmeliydik evlenmeliydik çocuklarımız olmalıydı <br />
sözlerini dinlemeliydim <br />
sana kul köle olmalıydım <br />
mutsuzluk semtimize uğramamalıydı <br />
okul zilleri çalmalıydı <br />
öğrencilerimiz olmalıydı <br />
sevmeliydik <br />
sonbaharı düşünüp <br />
bir odaya kapanıp <br />
serserileşmeliydik[/COLOR] <br />
 <br />
kağan işçen<br />
 <br />
<a href="http://www.antoloji.com" target="_blank">www.antoloji.com</a></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>kagan iscen</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/kagan-iscen/91-e-sonbahari-dusunup-serserilesmeliydik.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Veda</title>
			<link>http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/barondebar/90-veda.html</link>
			<pubDate>Fri, 25 Jul 2008 08:02:56 GMT</pubDate>
			<description>*Döndüğünde tekerlekleri*
*Seni götüren otobüsün*
*Bu şehrin bütün ışıkları söndü*
*Ve camlar buğulandı içerden*
*Bu şehre hüzün çöktü...*
*Bütün ışıklar söndü...*</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><i><b>Döndüğünde tekerlekleri</b></i><br />
<i><b>Seni götüren otobüsün</b></i><br />
<i><b>Bu şehrin bütün ışıkları söndü</b></i><br />
<i><b>Ve camlar buğulandı içerden</b></i><br />
<i><b>Bu şehre hüzün çöktü...</b></i><br />
<i><b>Bütün ışıklar söndü...</b></i></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>barondebar</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/barondebar/90-veda.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>densiz</title>
			<link>http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/sozerun/89-densiz.html</link>
			<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 17:25:11 GMT</pubDate>
			<description>bi densiz bugün ruhum kaçamaklar peşinde yine yine çok duygular yayıyor bedenime acı gözyaşı ama artık bu densizliği yenebiliyorum bugün yenemeyeceğim diye çok korktuğum bir gündü hayatın anlamsızlığını anlamlaştıran ruhuma teşekkür ederim.</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>bi densiz bugün ruhum kaçamaklar peşinde yine yine çok duygular yayıyor bedenime acı gözyaşı ama artık bu densizliği yenebiliyorum bugün yenemeyeceğim diye çok korktuğum bir gündü hayatın anlamsızlığını anlamlaştıran ruhuma teşekkür ederim.</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>sozerun</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/sozerun/89-densiz.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Latinim ben.</title>
			<link>http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/kisitli-optimizasyon/88-latinim-ben.html</link>
			<pubDate>Wed, 16 Jul 2008 18:40:21 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Sömürgecilik dönemiyle başladı köle ticareti. Atalarım zamanında köle olarak Avrupa'ya satılmış daha sonraları satıla satıla buralara kadar gelmişler. Şimdi aranızda buna inanmayan aklı evveller çıkabilir. Efenim bu tarihi gerçeği kanıtlayan bir çok bulgu mevcuttur; benim konuşmamı alın sesi kapatın yerine İspanyolca konuşmayı ekleyin jest ve mimiklere bakarsanız tamamen hispanik olduğumu görürsünüz, ikincisi ne zaman kafam iyi olsa meksika hükümetine küfrediyormuşum (bunu ben farketmemiştim), kardeşimle bugüne kadar hiç bir zevk ve hobimiz uyuşmadı ortak sevdiğimiz bir parça bile olmadı fakat kardeşime manu chao dinlettiğimde fan'ı oldu (şimdi buradan ne anlıyoruz? Şunu; Kan çekiyor işte), üçüncüsü babam yurt dışına nereye gittiyse hep fotoğrafları falan var ama 86-87 yılları arasında sözde okuma bahanesiyle bulunduğu Meksika'da çekilmiş fotoları yok (ne yapıyor orda yerli akrabalarını görüyor sanırım), dördüncüsü 26 yıldır ne zaman saçmaladıysam fiks cevabı "git başımdan" veya sessizlik olmuştur taa ki ben anneme "anne, bizim atalarımız Amerika kıtasından Avrupaya köle ticaretinin olduğu dönemlerde köle olarak satılmış daha sonra buralara kadar gelmiş olamaz mı?" diyene kadar işte o zaman 26 yıllık monotonluğu bozdu ve "delirme" dedi, beşincisi içtiğim en sert sigara Meksikan sigarasıydı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Sömürgecilik dönemiyle başladı köle ticareti. Atalarım zamanında köle olarak Avrupa'ya satılmış daha sonraları satıla satıla buralara kadar gelmişler. Şimdi aranızda buna inanmayan aklı evveller çıkabilir. Efenim bu tarihi gerçeği kanıtlayan bir çok bulgu mevcuttur; benim konuşmamı alın sesi kapatın yerine İspanyolca konuşmayı ekleyin jest ve mimiklere bakarsanız tamamen hispanik olduğumu görürsünüz, ikincisi ne zaman kafam iyi olsa meksika hükümetine küfrediyormuşum (bunu ben farketmemiştim), kardeşimle bugüne kadar hiç bir zevk ve hobimiz uyuşmadı ortak sevdiğimiz bir parça bile olmadı fakat kardeşime manu chao dinlettiğimde fan'ı oldu (şimdi buradan ne anlıyoruz? Şunu; Kan çekiyor işte), üçüncüsü babam yurt dışına nereye gittiyse hep fotoğrafları falan var ama 86-87 yılları arasında sözde okuma bahanesiyle bulunduğu Meksika'da çekilmiş fotoları yok (ne yapıyor orda yerli akrabalarını görüyor sanırım), dördüncüsü 26 yıldır ne zaman saçmaladıysam fiks cevabı &quot;git başımdan&quot; veya sessizlik olmuştur taa ki ben anneme &quot;anne, bizim atalarımız Amerika kıtasından Avrupaya köle ticaretinin olduğu dönemlerde köle olarak satılmış daha sonra buralara kadar gelmiş olamaz mı?&quot; diyene kadar işte o zaman 26 yıllık monotonluğu bozdu ve &quot;delirme&quot; dedi, beşincisi içtiğim en sert sigara Meksikan sigarasıydı.</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>kisitli optimizasyon</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.dipsizkuyu.net/forum/blogs/kisitli-optimizasyon/88-latinim-ben.html</guid>
		</item>
	</channel>
</rss>
