Merhaba! Bu dipsiz bilgi kaynağına henüz üye değilsiniz galiba. Sitemizin bütün özelliklerinden faydalanabilmek için sadece 5 saniyenizi ayırarak ücretsiz kayıt olmaya ne dersiniz? Haydi, bu dipsiz kuyuya şimdi siz de atlayın!
+ Konuyu yanıtla
Toplam 8 sonuç arasından 1 - 8 arasındakiler gösteriliyor

Konu: Fedailerin Kalesi "Alamut"

  1. #1
    Kuyucan Frida etrafına ışık saçıyor Frida insanının avatarı
    Kayıt tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    2.951
    Teşekkür
    0
    0 mesajda 0 kez teşekkür edilmiş

    Standart Fedailerin Kalesi "Alamut"

    Fedailerin Kalesi "Alamut"


    Akıcı bir dille yazılmış olan "Fedailerin Kalesi Alamut"un yazarı Bartol dili çok güzel bir şekilde kullanmıştır ve kitabı elimizden bırakmamamız için beli ki bütün hünerini ortaya koymuştur Herkese önerebileceğimiz ender kitaplardan birisidir
    Wladimir Bartol, 1903 yılında Trieste civarında küçük bir Sloven şehrinde dünyaya gelmiştir Wladimir Bartol, Fransız kültürü almış olan anne ve babasının etkisiyle, yirmili yıllarda Sorbon’da tahsil gördü Yüksek öğreniminin büyük kısmını, anayurdunun başkenti olan Ljubliana şehrinde tamamladı Öğrenim gördüğü dalları, bakış açılarına göre, gelişigüzel veya ansiklopedik olarak tanımlamak mümkündür: Felsefe, psikoloji (Bartol, Freud’un o zamanlar pek tanınmamış olan eserini çok erken yaşlarda keşfetmiş), biyoloji (Bartol, tüm yaşamı boyunca kelebeklerin yaşamlarına hayran kalmıştır), dinler tarihi Kısacası, son savaştan önce yoğun anlaşmazlıklar tarafından parçalanmış bir ülke için, hiç de uygun olmayan bir eğitim Ljubliana, otuzlu yıllarda zıt ideolojilerin birbirleriyle şiddetle çatıştıkları bir şehir olmuştur
    İlk eseri olan Alamut’u 1938 yılında ana dili olan Slovence ile kaleme alarak tamamladı 2 Dünya Savaşı’nın karışık ortamında, umduğu ilgiyi bulamadı kitabı Hatta el altından satılacak kadar tehlikeli bir kitap olarak kabul edildi uzun süre Bartol, savaş yıllarında vatanını işgal eden Alman Nazilerine ve İtalyan Faşistlerine karşı mücadele etti
    Savaştan sonra kurulan Yugoslavya’da istediği ortamı bulamadığı için 1946 ile 1956 yılları arasında on yıl boyunca ikamet edeceği Trieste’ye yerleşti 1956 yılında geri dönerek Alamut’u bir kez daha yayınlamayı başardı 1960 yılında Yugoslavya Yazarlar Birliği başkanlığına seçilerek, nihayet layık olduğu itibara ulaştı Kitabı ise 1967 yılındaki ölümüne kadar bir daha yayımlanamadı; herkes tarafından baş eseri olduğu kabul edilmesine rağmen, sadece 1980 ve 1984 yıllarında iki baskı yapabildi
    Son yıllarda pek çok yabancı dile çevrilerek bu ülkelerde basılmıştır

    “Fedailerin Kalesi Alamut”, tarihteki ilk terörist olarak bilinen Hasan İbni Sabbah’ın ilginç yaşam öyküsünü ve büyük hedefi için kullandığı Alamut kalesini konu alır Olay Hıristiyanların zaman ölçüsü ile 1900’lü yıllarda geçmektedir
    İsmaili inancına göre, ki aynı zamanda Hasan İbni Sabbah’ın inancıdır, halife Ebu Bekir, Hz Ali’yi kandırarak halifelik sıfatını O’ndan çalmıştır Yani asıl halife olması gereken Hz Ali’dir Yine İsmaililer’e göre, insanlığın kötüye giden durumunu düzeltmek için günün birinde Tanrı tarafından bir “Mehdi” gönderilecektir
    Gençlik yıllarında dinine bağlı olan ve engin din bilgisine sahip olan Hasan ibni Sabbah, gönderilecek olan Mehdi’nin kendisi olabileceğini düşünür ve gönderilecek Mehdi’nin özelliklerini araştırmaya başlar Araştırmaları sırasında yaşadığı şehre büyük bir din bilgini gelir ve yaptığı araştırmaya ışık tutması için din bilginiyle görüşür Bilgin, Hasan İbni Sabbah’ın istediği cevapları vermez fakat Sabbah araştırmalarına devam eder Daha sonraki yıllarda yine bir din bilgini gelir ve Hasan İbni Sabbah aynı düşünceyle bilginin kapısını çalar Bilginin anlattıklarında çelişkiler yakalar ve itiraz eder


    Uzun zaman sonra Hasan İbni Sabbah, dönemin Nizam ül-mülk’ü olan arkadaşı Hasan’ın yanına gelerek sarayda çalışmaya başlar Yaptığı çalışmalarla ve hareketleriyle herkes tarafından sevilen Sabbah aynı zamanda arkadaşı Nizam ül-mülk tarafından kıskanılır
    Bir gün, dönemin padişahı Melik Şah, Nizam ül-mülk’ü yanına çağırarak devletin gelir-giderleriyle ilgili bir rapor hazırlamasını söyler Nizam ül-mülk bu işin iki senesini alacağını söyler Hasan İbni Sabbah ise bu işi kırk gün içinde yapabileceğini söyler Melik Şah, kırk gün sonra bu iş olmazsa sarayı terk etmesini söyler
    Kırk gün sonunda Sabbah, çalışmasını bitirir ve padişaha sunarken bir kısmının eksik olduğunu fark eder Hiç şüphesiz bu iş Nizam ül-mülk’ün eseridir Bu vesileyle Sabbah, saraydan ayrılmak zorunda kalır ve bu günden sonra Nizam ül-mülk’ü yok etmeyi ve Büyük Slçuklu İmparatorluğun’u çökrtmeyi kendine amaç edinir
    Saraydan ayrılan Hasan İbni Sabbah, Mısır’a sürülür ve ordan da Afrika’ya gönderilmek üzere bir gemiye bindirilir
    Gemi kaptanına yüklü miktarda altın teklif ederek Afrika yerine Suriye’ye çıkmasını söyler Kaptan bu teklifi geri çeviremez Aynı zamanda gemide bulunan diğer insanlara, kendine Allah’tan vahiy geldiğini ve Afrika yerine Suriye’ye ineceklerini söyler Olayın söylediği şekilde vuku bulması üzerine insanlar, Dini bilgisini engin olan Hasan İbni Sabbah’ın mehdi olduğunu düşünür Bu olay üzerine Hasan İbni Sabbah, insanları kullanmak için inanç unsurunun en kolay yol olduğunu düşünür
    Namı yayılan Hasan İbni Sabbah, fethi çok zor olan, Kartal yuvası olarak da bilinen Alamut Kalesini satın alır
    Alamut Kalesi’nin bir tarafını, kendine inanan gençlere tahsis eder ve bu kısımda bu gençlere, dini bilimler ve modern bilimlerin yanında savaş dersleri verilir Bu eğitim çok sıkıdır ve eğitim süreci boyunca Seyduna’dan, yani Hasan İbni Sabbah’tan bahsedilir ve Seyduna kimseye gösterilmez Kendine ait bir odada bulunmaktadır
    Kalenin diğer tarafında ise farklı yerlerden satın alarak ya da kandırarak getirdiği, huri kadar güzel köle kızlar vardır Burada ise kızlara dini ve modern bilimlerin yanında cinsellik ve bir erkeğe nasıl davranılması gerektiği öğretilir
    Kalenin kızların bulunduğu taraftaki kısmı cenneti andıran bir görünüme sahiptir Burada her türlü ağaç, çiçek ve hayvan bulunmaktadır Ki zaten Hasan İbni Sabbah, burayı, seçtiği kişiler cennet zannetsin diye tasarlamıştır Bu tarafa geçiş Hasan Sabbah’ın odasında bulunan gizli bir yerden sağlanmaktadır
    Nihayetinde Melik Şah, Hasan İbni Sabbah tehlikesini fark ederek büyük bir orduyu üzerine göndererek kaleyi terk etmesini söyler Sabbah büyük günün geldiğini anlar ve öncü birliğe karşı başarı sağlayan fedailerden Süleyman, Yusuf ve Tahir’in torunu Avni’yi yanına çağırır Onları cennete götüreceğini söyleyerek elindeki haşhaşları içmelerini, bu ilaçların kendilerine enerji vereceğini söyler Diğer taraftan kızları uyarır ve cennet havası yaratmalarını emreder Haşhaşı içtikten sonra buraya getirilen gençler kendilerini gerçekten cennette zannederler ve her biri buradaki kızlardan birine aşık olur Meryem, Halime, Apama kitapta ismi çok geçenlerdir
    Bu olayın üstüne fedailer, cennetin anahtarlarından birinin Seyduna’nın elinde olduğuna tam olarak inanırlar ve seve seve ölüme gitmek isterler
    Daha sonra Sabbah, bu üç kişiden biri olan Tahir’in torunu Avni’yi Nizam ül-mük’ü öldürmesi için gönderir Bu arada Melik Şah’ın üç elçisi Seyduna’ya gelerek kaleyi terk etmesini söyler Hasan İbni Sabbah elçilerin yanında, Süleyman ve Yusuf’u yanına çağırarak kendi kendilerini öldürmelerini söyler Süleyman ve Yusuf bir an bile tereddüt etmeden kendi kendilerini öldürürler Olayı gören elçiler büyük bir şaşkınlık içinde kalırlar Elçiler geri dönerken Seyduna onlara yakında Nizam ül-mülk hakkında bir haber duyacaklarını da söyler
    Diğer yandan Nizam ül-mülk’ü öldürmeye giden Avni, zehirli bıçakla Nizam ül-mülk’ü yaralar Ölecek olan Nizam ül-mülk, ordan sağ çıkamayacağını bile bile nasıl böyle bir şeye yeltendiğini sorar Avni’ye Avni, ölürse seyduna’nın onu cennete göndereceğini söyler Nizam ül-mülk gittiği yerin cennet değil Kartal Yuvası’nın arka bahçesi olduğunu, Hasan İbni Sabbah’ın onu kandırdığını söyler ve öcünü alması için onu serbest bırakır
    Hasan İbni Sabbah üzerine gönderilen ordunun büyük bir bölümü, bu ölüm olaylarının üstüne Seyduna’nın gerçek bir peygamber olduğuna inanır ve ona saldırmanın yanlış olduğunu düşünerek dağılmaya başlar
    Geri dönen Avni, görevini tamamladığını ve Seyduna ile görüşmek istediğini söyler Hasan İbni Sabbah, bunun bir tuzak olduğunu düşünerek Avni’yi yakalatır Tutuklu halde bulunan Avni’ye asıl amacının, kendi ırkı olan Persleri, at hırsızları olarak nitelendirdiği Türk esaretinden kurtarmak olduğunu, bunun için bir ömrünü harcadığını söyler Sonra Tahir’in torununu serbest bırakır, gidip daha çok ilim öğrenmesini ve gelip kendi kaldığı yerden bu işi devam ettirmesini söyler Avni eşyalarını alır Alamut’u terk eder
    Hasan İbni Sabbah, üç öğrenciyi daha, sözde cennete gönderir Ama içlerinden Ubeyde isimli talebe verilen ilacı yutmaz, her şeyi anlar Bunun üzerine daha kalenin bu tarafına getirilmeden boğularak öldürülür
    Diğer iki kişiden biri olan Cafer, estetik operasyonla kendilerine gönderilen elçiye benzetilerek Melik Şah’ı öldürmeye gönderilir Cafer, Melik Şah’ın huzuruna kadar çıkar ve Şah’ı kulağından yaralamayı başarır Cafer, oracıkta linç edilerek öldürülür ama hedefine ulaşmıştır; Melik Şah, zehrin etkisiyle ertesi güne kadar canını bırakır
    Melik Şah’ın ölümü üzerine Büyük Selçuklu Devleti çöküş dönemine girer
    Amacının büyük bir kısmına ulaşmış olan Seyduna yani Hasan İbni Sabbah, bundan sonra kendinden sonrakilere yeni öyküler uydurmak için odasına kapanır
    Akıcı bir dille yazılmış olan “Fedailerin Kalesi Alamut”un yazarı Bartol dili çok güzel bir şekilde kullanmıştır ve kitabı elimizden bırakmamamız için beli ki bütün hünerini ortaya koymuştur Herkese önerebileceğimiz ender kitaplardan birisidir


    Fedailerin Kalesi Alamut-Wladimir Bartol-Yurt Yayınları
    İmkansızı ister mükemmeli yaşarım!

  2. #2
    Kültür Bağlamı Rind iyi bir insan Rind iyi bir insan Rind insanının avatarı
    Kayıt tarihi
    Oct 2009
    Konum
    Almanya
    Mesajlar
    1.441
    Teşekkür
    0
    1 mesajda 1 kez teşekkür edilmiş

    Standart Ynt: Fedailerin Kalesi "Alamut"

    Off Frida, misilleme mi yaptın şimdi ? =)
    Dil aracılığıyla kimliğin tespit edilebilmesi geniş bir çerçevede şöyle özetlenebilir: Nasıl konuştuğunu görmeme ve duymama izin ver, sana kim olduğunu söyleyeyim


    Els Oksaar

  3. #3
    Kuyucan Frida etrafına ışık saçıyor Frida insanının avatarı
    Kayıt tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    2.951
    Teşekkür
    0
    0 mesajda 0 kez teşekkür edilmiş

    Standart Ynt: Fedailerin Kalesi "Alamut"

    Kesinlikle hayır
    İmkansızı ister mükemmeli yaşarım!

  4. #4
    Kuyucan destrudo meçhul insan destrudo insanının avatarı
    Kayıt tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    667
    Teşekkür
    0
    0 mesajda 0 kez teşekkür edilmiş

    Standart Ynt: Fedailerin Kalesi "Alamut"

    geçen hafta okudum, fena değil
    pain is unavoidable, suffering is optional

  5. #5
    dulcinea del toboso gece yakında çok tanınacak gece insanının avatarı
    Kayıt tarihi
    Oct 2009
    Konum
    toledo
    Mesajlar
    2.415
    Teşekkür
    0
    0 mesajda 0 kez teşekkür edilmiş

    Standart Ynt: Fedailerin Kalesi "Alamut"

    haşhaş, afyon ve benzeri diğer maddelerin kullanımı oldukça eskilere dayanıyor, hepimizin malumu dayanıyor dayanmasına da, koskoca bir tarihsel bir gerçekliği sadece ve sadece "zevk bahçeleri" ve "haşhaşla" açıklama eğilimini garipsiyorum biraz misal, sabbah'ın bu kadar militanı alamut'a çekmesinin ardında ne yatıyordu? hadi gelin de biraz eğlenelim mi? sabbah ve onun "terörizm"i eğer bir şeyler yapmışsa bunun için biraz da o gün işleyen tarihsel ve coğrafik koşullara da bir göz atmalı bence
    Çok iyi de oldu, çok da güzel iyi oldu tamam mı?

  6. #6
    Kültür Bağlamı Rind iyi bir insan Rind iyi bir insan Rind insanının avatarı
    Kayıt tarihi
    Oct 2009
    Konum
    Almanya
    Mesajlar
    1.441
    Teşekkür
    0
    1 mesajda 1 kez teşekkür edilmiş

    Standart Ynt: Fedailerin Kalesi "Alamut"

    Alıntı irma la douce demiş ki: Mesajı gör
    haşhaş, afyon ve benzeri diğer maddelerin kullanımı oldukça eskilere dayanıyor, hepimizin malumu dayanıyor dayanmasına da, koskoca bir tarihsel bir gerçekliği sadece ve sadece "zevk bahçeleri" ve "haşhaşla" açıklama eğilimini garipsiyorum biraz misal, sabbah'ın bu kadar militanı alamut'a çekmesinin ardında ne yatıyordu? hadi gelin de biraz eğlenelim mi? sabbah ve onun "terörizm"i eğer bir şeyler yapmışsa bunun için biraz da o gün işleyen tarihsel ve coğrafik koşullara da bir göz atmalı bence
    Sabbah bir düşünce adamıdır Fedaileri de bir düşünce militanıdır Öyle yapma cennetlerle ve haşhaşla olacak işler değil bunlar
    Dil aracılığıyla kimliğin tespit edilebilmesi geniş bir çerçevede şöyle özetlenebilir: Nasıl konuştuğunu görmeme ve duymama izin ver, sana kim olduğunu söyleyeyim


    Els Oksaar

  7. #7
    dulcinea del toboso gece yakında çok tanınacak gece insanının avatarı
    Kayıt tarihi
    Oct 2009
    Konum
    toledo
    Mesajlar
    2.415
    Teşekkür
    0
    0 mesajda 0 kez teşekkür edilmiş

    Standart Ynt: Fedailerin Kalesi "Alamut"

    Bende ne farklı birşey söylemiyorum zaten Ama Hassan el sabbah denince insanların aklına Terör zevk bahçeleri ve haşhaş geliyor ve terör tanımının batılılardan tarafından yapıldığı bir dönemde konu ile ilgili yapılacak değerlendirmelerin yanlış olduğunu düşünüyorum Bugünün siyasi coğrafyası ila hasan el sabah'ın yaşadığı dönem bir çok yönden benzerlik andırıyor; o zaman da insanları 'senin fikirlerin bu zamana uymuyor,yanlış ve tehlikeli' diye baskı altına alınmaya,yok edilmeye çalışılmış bunun sonucundada hasan el sabah bu baskıcı rejimlere karşı artık ne yapabiliyorsa onu yaptı günümüzdede aynı baskıcı demokrasiyi bize kabul ettirmeye çalışılıyor sonuçta; emperyalizme isyan etmek eğer terörizm diye adlandırılıyorsa bu yanlıştır ve sadece bu kitabı referans almamak lazım hassan el sabah için diyorum
    Çok iyi de oldu, çok da güzel iyi oldu tamam mı?

  8. #8
    Kültür Bağlamı Rind iyi bir insan Rind iyi bir insan Rind insanının avatarı
    Kayıt tarihi
    Oct 2009
    Konum
    Almanya
    Mesajlar
    1.441
    Teşekkür
    0
    1 mesajda 1 kez teşekkür edilmiş

    Standart Ynt: Fedailerin Kalesi "Alamut"

    Tarihi her zaman kazananlar yazmıştır Ve bu yazılan tarih kendisine zıt düşen herkesi düşman olarak ilan eder Hasan Sabbah hem dinî hem de millî mücadelesiyle yaşadığı dönemde sorun oluşturmuştu zaten Çünkü genel kanıya ters düşüyordu
    Hasan Sabbah ile ilgili epey araştırma yaptım, kitap okudum İranlılar, Türkler, Kürtler, Batılılar Sabbah'a nasıl bakıyor, belli Aleviler onu Alevi önderi olarak görüyor İsmailî görüşünden dolayı Türkler Selçuklu'ya olan düşmanlığı yüzünden terörist olarak lanse ediyor Kürtler, kurduğu Alamut Ziyar Devleti'ni Kürt devletleri arasında gösteriyor Batılılar ise esrarengiz bir tarikat olarak görmeye devam ediyor
    Bunca düşünceye karşın Hasan Sabbah kendini gösteriyor aslında Yaşadığı dönemde despotların canını yaktı Kendisine sadık militanlar/fedailer/gerillalar yarattı Çünkü bir ülkü peşindeydi
    Dil aracılığıyla kimliğin tespit edilebilmesi geniş bir çerçevede şöyle özetlenebilir: Nasıl konuştuğunu görmeme ve duymama izin ver, sana kim olduğunu söyleyeyim


    Els Oksaar

+ Konuyu yanıtla

Benzer konular

  1. OHA: RTÜK'ten evlere özel "Sansürcü Dayı" hizmeti
    mengu tuncbilen tarafından Edepsiz Kuyu bölümünde
    yanıt: 0
    Son mesaj: 10-03-2010, 08:29
  2. OHA: Avrupa Birliğinden yeni "Amuda Kalk Kriterleri"
    mengu tuncbilen tarafından Edepsiz Kuyu bölümünde
    yanıt: 3
    Son mesaj: 25-02-2010, 11:52
  3. Yıldırım: "Vergi dairesine uğramayan basit bir şirket"
    kurşun kalem efendi tarafından Bilgisayar ve İnternet bölümünde
    yanıt: 4
    Son mesaj: 09-12-2009, 16:06
  4. Yargıtay Bekareti Evlilik İçin "Gerekli Vasıf" Saydı!
    pithana tarafından Güncel, Politika ve Ekonomi bölümünde
    yanıt: 10
    Son mesaj: 14-11-2009, 12:57
  5. "GDO’lara inat yerel tohumlarınızı sahiplenin!"
    Saburov tarafından Çevre ve Ekoloji bölümünde
    yanıt: 1
    Son mesaj: 13-11-2009, 08:44

Favorilerim

Ne yapabilirim?

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara yanıt veremezsiniz
  • Eklenti yükleyemezsiniz
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz