Gri (09-07-2010)
Merhaba! Bu dipsiz bilgi kaynağına henüz üye değilsiniz galiba. Sitemizin bütün özelliklerinden faydalanabilmek için sadece 5 saniyenizi ayırarak ücretsiz kayıt olmaya ne dersiniz? Haydi, bu dipsiz kuyuya şimdi siz de atlayın!
Sinema denilen büyülü perde oyunları LUMİERE kardeşlerin yaptığı SİNAMASKOP denilen aletle birlikte doğmuş ve dünyada meydana gelen her yeni akımla birlikte yeni bir boyut kazanmıştır
Akım sözcük olarak;"Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan görüş, yöntem, hareket, cerayan"anlamına gelmektedirBu konuda ALİM ŞERİF ONARAN ise "Resim, edebiyat, müzik, tiyatro, gibi öteki sanatlar nasıl yüzyıllar boyu çağın, siyasal, iktisadi, sosyal dolayısıyla kültürel etkilenmelerinden doğan akımlar ve ekollere bağlı bulunmuşsa; sinema da aynı nedenlerle, çağdaş bir sanat olmasına karşın, çeşitli akım ve ekollere bağlı kalmıştır
" Der
ONARAN "Sinemaya Giriş" adlı yapıtında sinemanın maruz kaldığı akımları yedi grupta katagorize eder
DOGMA AKIMI
Lügat ve Ansiklopedilerde; tartışmadan, eleştirmeden doğruluğu kabul edilen; olduğu gibi kabul edilen görüş; olduğu gibi kabul edilen söz veya düşünce anlamına gelen Yunanca kelime
Dogma Akımı Nedir ?
Sinema ilk yıllarda renksiz ve sessiz olarak karşımıza çıktıKısa zamanda seyirciye kendini sevdirdi
Daha sonra renk ve ses unsuru da eklenince seyircisi arttı
İlk yıllarda Avrupa ve Avrupalı yönetmenleri barındıran Amerika etkisinde kaldı
Avrupa'dan yeni dünyaya gelen yönetmenler sinemanın yeni akımlarını da oluşturdular
Daha sonraki yıllarda sinemanın klasik filmleri ortaya çıktı
Bu filmler sinemanın tanımına uyuyordu
Daha sonra teknolojinin ilerlemesi ve bilgisayarın sinemaya girmesiyle yapay efektler oluşturulmaya başlandıBilgisayar kullanımı bazı çekilmesi zor planları veya hatalı çekilen planları düzenlemek için kullanılıyordu
Fakat daha sonraları yönetmenin hayal dünyasına göre sinemanın şekillenmesine neden oldu
Masum bir cromakey bile çok değişik amaçlarla kullanılmaya başlandı
İşte bu noktada bazı yönetmenler artık sinemanın gerçekten uzaklaştığına, seyirciyi de gerçekten uzaklaştırdığına dikkat çekmek için Dogma Akımını başlattıSinemanın efektler, müzikler, dekorlar, yapma ışıklar ve gerekli gereksiz kamera hareketlerinden yapaylaştırıldığını, sentetik ve duygusuz hale getirildiğini ileri sürerek müziksiz, efektsiz, elde sallanan titrek kameralarla çekim yapılan filmler çıktı dogma akımından
Bir fikir barındırıyordu ve ifadeyi farklı ve daha sahici olma iddiasındaki bir perspektiften vermeye çalışıyordu
Dogma Akımını oluşturan ve destekleyen yönetmenler de Avrupa'dan çıktıDaha sonra bu akım kabul gören yönetmenler tarafından uygulandı
Dogme95 Manifestosu
13 Mart 1995'te Thomas Vinterberg, Kristian Levring, Soren Kragh Jacobsen ile birlikte Lars Von Trier Dogma 95 Manifestosuna imza atarak Manifestoyu oluşturdu
Dogme95 Manifestosu : Sadelik Yemini:
1Çekimler stüdyo dışında yapılmalı (Hikaye özel bir sahne donanımı gerektiriyorsa, stüdyo dışında uygun bir mekan seçilmeli)
![]()
2Ses, kesinlikle görüntülerden ayrı olarak üretilmemeli ya da tersi (Sahne içinde üretiliyor olmadığı sürece müzik kullanılmamalı)
![]()
3Kamera, el kamerası olmalı
El kamerasıyla elde edilecek hareketlilik ya da hareketsizlikler serbesttir (Film, kameranın durduğu yerde çekilmemeli, kamera filmin olduğu yerde olmalı)
![]()
4Film, renkli olmalı
Özel ışıklandırma kullanılamaz (Çekilecek sahnede filmin pozlandırması için çok az ışık varsa, sahne kesilmeli ya da tek bir lamba kullanılmalı)
![]()
5Optik numaralar ve filtreler yasaktır
![]()
6Film, gelişigüzel aksiyon içermemeli (Öldürme, silahlar, vb
bulunmamalı)
![]()
7Zamansal ve coğrafi yabancılaştırmalar yasaktır (Film, şimdi ve burada geçmelidir)
![]()
8Tür filmleri kabul edilemez
![]()
9Film formatı 35 mm olmalı
![]()
10Yönetmen, jenerikte belirtilmemeli
KİNOGLAZ EĞİTİM PROGRAMI MANİFESTOSU
1Drama halkın afyonudur
2Kahrolsun beyaz perdenin ölümsüz kralları ve kraliçeleri
Yaşasın sıradan, günlük işlerin başındaki ölümlü insanlar !
3Kahrolsun burjuva senaryoları !
4Drama kapitalistlerin elinde ölümcül bir silahtır
Biz bu silahla devrimci günlük yaşamımızı sergileyerek silahı düşmanımızın elinden alacağız!
5Modern drama da eski dünyanın bir artığı, devrimci gerçeğimizi eski şekillere sokma çabasıdır
6Kahrolsun günlük yaşamımızın tiyatroda sahnelenmesi
Bizi olduğumuz yerde yakalayıp çekin!
7Senaryo üzerinde uydurulmuş bir masaldır
Biz kendi yaşamımızı yaşarken üzerimize biçilen görüntülere boyun eğmeyeceğiz!
8Herkes kendi işini yapsın, başkasının işini engellemesin! Sinemacının işi bizi, işimizi engellemeyecek bir şekilde çekmektir
9Yaşasın proletaryanın devrimci sine-gözü!
( Kinoglaz Eğitim Programı1926 S
S
C
B)
HİS MANİFESTOSU (Herkes İçin Sinema)
1Sinemacılar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde filme çekmişlerdir, oysa önemli olan onu değiştirmektir
2Önceki ve sonraki maddelerin aksine, bu madde yazıldığı ve okunduğu anda bitmiştir
Hala yaşanıyor ise, -kayıt edilsin veya edilmesin- herkes film çekiyor olmalıdır
3Sinema yapmak amaç değil başlangıçtır
Nihai hedef ise yaşamın sinemaya dönüştürülmesi, sinemacıların yok edilmesi ve herkesin sinema yapabilmesidir
(*)
(*) İş bu manifestonun orijinali buğulu bir ayna üstünde yazılı idiManifestonun kaydından sonra buğu yok oldu ve geriye sadece "ayna" kaldı
!
Mayıs 2001
Not
HİS, 2001 yılından beri varKendilerinin "yazıları okunarak anlaşılan bir pratik içinde olmadıklarını" söylüyorlar
Zaman içerisinde manifestodan hareket eden ve HİS atölyeleri kuran gruplar olduğu biliniyor
"HİS yazıları" manifestodan hareketle ele alınırsa daha bütünlüklü olacağı için manifestoyu da buraya aldık
YENİ DALGA
1950 sonrasının Fransa'sında ortaya çıkmış bir sinema akımıdırFransız Yeni Dalga akımı 2
Dünya savaşı sonrası varolan Fransız film yapım kurumuna karşı tepki olarak doğmuştur
"İlk olarak kişilerin filmleri, aynı bir romancının kitap yazması veya bestecinin bir müzik parçasını yaratması gibi yorumlamaları gerektiğine inanmışlardır
" İkinci olarak klasik HOLLYWOOD film yapımından farklı olarak yeni bir sinema dilinin bulunması gerektiğine inanmışlardır
![]()
Savaş sonrası sarsıntıları aza indirgemek için hükümet destekli filmlerin yapımı CNC'nin (Contre National Cinematographie) 1946 Ekiminde kurulması, yabancı ortak yapımlı filmlerin yapımı (Savaş bitti, Çılgın Pierrot, Ve Tanrı Kadını yarattı) Fransız sinemasını yeniden canlandırdı
Bu gelişmelerin etkisi ile 1960ların başlarında Fransız Yeni Dalga film endüstrisinin kalbi ve ruhu haline geldi
Bu akımın yönetmenleri esinlenmelerini olağanüstü bir Paris kurumu olan SİNEMATEK FRANSA Ôda buldukları sinema tarihinden aldılar
Yeni Dalga yönetmenleri HOLLYWOOD«un yüzeyselliğinden kaçmışlardırRoberto Rossellini'yi örnek alarak Paris«in sokaklarına çıkmışlardır
Sokaklarda doğal ışıklar kullanmışlardır
"Yeni dalga yönetmenleri sonsuz kurgulama olanakları, kamera çalışması, ses ve mizansenle oynamayı sevmişlerdir
Aynı zamanda sevilen filmlerden alıntılar yapılmıştır
Yeni Dalga klasik HOLLYWOOD öykülemesinden farklı bir stilde hikayeler yaratır
Öyküleyici sahneler birbirini anlamlı bir biçimde izlemez
Seyirci hiçbir zaman ne olacağını bilemez
Komik bir sahne bir cinayetle tamamlanabilir
Kurgulama can alıcıdır
Yeni Dalga filmleri çok az net kapanışa ererler, sadece biterler
Tipik yeni dalga öykülemesinde kişi ile toplum arasında çok az ilişki olduğu gibi karakterler hiçbir aile ya da politika bağı olmayan öğrencilerdir
"(Biryıldız, 90-91)
Bu akımı temsil eden belli başlı yönetmenler
ALAİN RESNAİS (Nuit et Marienbad/Geçen yıl Marienbad)
FRANÇOİS TRUFFAUT (400 darbe)
JEAN LOC GODARD
ÖZGÜR SİNEMA
1956da LİNDSAY ANDERSON, KAREL REİSZ ve TONY RİCHARDSON tarafından yönlendirilen, Anderson ve Reisz«ineditörü oldukları SEQUENCE dergisinde düşüncelerini yayımladıkları İngiliz belge hareketidirPolitik atmosfere de yansıyan bu akım yeni solun başlamasıyla ticari İngiliz sinemasını da etkilemiştir
Çalışan sınıfın problemleri ve sosyal içerikli konularıyla İngiliz Sinema Enstitüsü (BFIY) tarafından destek gören bu akımın yönetmenleri ilk yapıtları olarak belgesellerle başarı kazanmıştır
Ardından konulu filmlere geçilmiştir
Akımı temsil eden başlıca yönetmenler ve filmleri
LİNDSAY ANDERSON (This Sporting life
TONY RICHARDSON (Angry young men /Öfkeli gençler)
KAREL REİSZ (Saturday nigth and Sunday morning / Sevişme Günleri)
YENİ GERÇEKÇİLİK
1945 sonrası İtalya«da doğmuş olan bu akımda sinema yeni bir boyut kazanmış, JEAN RENOİR'la birlikte "ŞİİRSEL REALİZM" tarzını benimseyen filmler yapılmaya başlanıyorAkıma göre "Genel erkek ve kadına yönelmelidir
Gerçek hayat oluşumlarında kapıların dışında çekimler yapılmalı; adeta bir belgeselle aynı tarzda olmalıdır
" (Biryıldız, 66)
Yeni Gerçekçi yönetmenler kamerayı sokağa taşıyarak anti-stüdyo görüşünü oluşturdularHOLLYWOOD ışıklandırmasını göz ardı ederek yerleşim yerinde doğal ışığı kullandılar
Melodramlar bir kenara bırakılarak savaştan sonra zarar görmüş ülkelerin sokaklarına yöneldiler
Kamera ile en iyi şekilde eldeki anın gerçeğini yakalamaya çalışırlarken aktör ve aktrisler de "DOĞAÇLAMA" yolunu seçtiler
"ÇERÇEVELEME VE KAMERA HAREKETİ" 1930lara doğru yerini esnek ve serbest kamera hareketlerine bıraktı
Yerleşimdeki doğal sesleri kayıt etmek imkansız olduğundan diyalog, müzik ve sesler sonradan ekleniyorduÖykü bırakılarak hayatın acı tecrübesine yakınlık kural haline geldi
Hikaye örgüsü olmaksızın bir olay olduğu gibi görüntüleniyordu
Fakirlik, işsizlik, savaş sonrası ekonomik kaos ve belirsizlik filmlerin başlıca öğeleriydi
Filmlerde son yoktu ve gelecek belirsizdi
İtalya'nın o günkü tarihsel koşulları nedeniyle insanların içine düştükleri trajedi ve boşluk filmlerde yaratılan boşluğun getirdiği acı ve belirsizliğe yansıtılmıştır
Bu akımın belli başlı yönetmen ve filmleri
LUCHİNO VİSCONTİ (The Postman always rings twice /Postacı kapıyı iki kere çalar)
(Terra Trema /Yer sarsılıyor)
(Rocco ei Suoi Fratelli /Rocco kardeşler)
ROBERTO ROSSELLİNİ (Roma açık şehir)
(Hemşeri)
(Germania anna Zero /Almanya sıfır yılı)
VİTTORİA DE SİCA (Sciuscia /Boyacı ya da Kaldırım Çocukları)
(Ladri Biciclette /Bisiklet Hırsızları)
YENİ SİNEMA
Yeni Sinema akımı 1960larda Brezilyada yayılmaya başladıAmacı yabancı etkilerden uzak olarak kendi film kültürlerini oluşturmaktı
NELSON PEREİRA DOS SANTOS, GLAUBER ROCHA VE RUY GUERRA gibi yönetmenlerin bayrak taşıyıcılığını yaptığı "Yeni Sinema" akımı kendi ülkelerindeki ve dünyadaki sinema izleyicilerine, toplumsal adaletsizliğin egemen olduğu bir ülkenin gerçeklerini, bazen bir belgeselin gerçekliğiyle bazen de Brezilya kültürünün izlerini taşıyan simgeleri kullanarak gözler önüne sermektedir
Yeni Sinema elemanları yaptıkları filmlerde, anlatımdaki özgürlükleri ve yapımdaki bağımsızlıkları açısından örnek gösterebilecek bir akımdır
1967 sonrasında dünyadaki gelişmeler siyasal, sosyal ve ekonomik alandaki bunalımlar Yeni Sinemacılara büyük bir darbe vurdu
Toplumsal içerikli konulardan uzaklaşılarak renkli karnaval ve eğlence havalarına ilişik konular yer aldı yeni filmlerde
Açlığın, tutkunun ve şiddetin sineması olan Yeni Sinema böylelikle yeni bir boyut kazandı ve gerçek amacından uzaklaştı
Bu akımın temsilcileri
GLAUBER ROCHA (TERRA EM TRANSE /Kendinden geçmiş ülke)
ANTONİA DES MORTES (Borrauanto /Fırtına)
RUY GUERRA (Os café jestes /Arzu plajı)
DENEYSEL SİNEMA
Sinema ve Televizyon Terimleri Sözlüğü Deneysel Film için "Sinemada alışılmışın dışında yenilikler deneyen film çeşiti " tanımını veriyor(Özön, 1981:78) Kantz ise Deneysel Sinemayı açıklarken özgün ve gelenekselden ayrı çalışmalar yapan kişileri kapsar demektedir
Sabri Kaliç ise Deneysel Sinema adlı yapıtında her yenilik getirmiş film Deneysel filmdir diye açıklarDeneysel Sinema hakkında tanımlar birebir yapılanı açıklamaya yeterli olmadığı gibi; bu çalışmaları da adlandırırken bir karışıklık söz konusudur
Kaliç Deneysel Sinemayı adlandırmak için; underground (yeraltı) sinema, Avant Garde (öncü) Sinema, Independent (Bağımsız) Sinema ve Expeirimental (Deneysel) Sinema gibi terimler kullanılmaktadır
Deneysel filmleri tanımlamanın en iyi yolu onların "Tanım kabul etmez "oldukları gerçeğini görmektedir
Deneysel film çekimlerinden örnekler
TONY CONRAD (Flicker / Kırpışma, 1966)
ANDY WARHOL (Sleep / Uyku, 1963)
LOUİS DELLUC (Fievre)
LOUİS BUNUEL (Un chien andolou /Endülüs köpeği)
VİKİNG EGGELİNG (Diagrol symphanien /Çapraz Senfoni)
- kameraarkası-
En son SuicidE tarafından 09-07-2010 tarihinde saat 21:29 gibi düzenlenmiş. Neden: cok kucuk
"ve oturuldu bir takım şeyler söylendi
imla kurallarıyla mutsuzluk üstüne"
Turgut Uyar
Gri (09-07-2010)
Favorilerim